Toplam 20.000 kitabı Tanzanya’ya göndermek Allah’ın izniyle nasip oluyor. Gönderdiğimiz konteynırda aynı zamanda tekerlekli sandalyeler, muhtaç insanlar için bağışlanan elbiselik kumaşlar ve orada hanımlara ait bir kurumun faaliyetlerinde kullanılmak üzere sanayi tipi dikiş makineleri de bulunuyor.
Tanzanya’da iki yıldır süren çalışmalarımızda yeni bir projeyi daha hayata geçirmek üzere bölgeye gidiyoruz. Bu yolculuğumuzda Tanzanya ve Zanzibar müftülüklerinin ve bölgedeki okulların eğitim ihtiyacı olan kitapların ve kırtasiye malzemelerinin dağıtımını yapacağız. Aslında bu projenin çok ibretlik bir gelişimi var. Proje, Türkiye’den Tanzanya’ya ticaret için gitmiş ve oraya yerleşmiş olan Zehra Hanım’ın girişimleriyle başlatılmış. Tanzanya, ekvator çizgisinde tropikal iklime sahip bir ülke. Zanzibar ise belki çoğumuzun duymadığı, yüzyıllar önce bölgeye hükmetmiş bir adalar topluluğu. 1964’te bu iki bölge birleşerek Tanzanya’yı oluşturmuş. Fakat hâlâ Zanzibar’ın kendi içinde özerk bir yönetimi var ve merkezi hükümetten bağımsız hareket ediyor.

Tanzanya’nın Pemba Adası’nda insanlar üstlerinde su bile tutmayacak basit bir çatı, 3-4 yıl giyebilecekleri basit birkaç giyecek ve günlük bir, en iyi ihtimalle iki öğün yiyebilecekleri yemek için çalışıyorlar.
18 saatlik bir yolculuktan sonra Tanzanya’nın başkenti Darusselam’a ulaşıyoruz. Oradan tekrar pervaneli ve 10 yolcu kapasiteli küçük bir uçağa binip Zanzibar Adası’na uçuyoruz. Yeşilliği hiç eksik olmayan ada aslında baharatın merkezi. Fakat Afrika’nın makûs talihi burada da etkisini gösteriyor; bereketli topraklar içinde yaşanan fakirlik her yanda gözünüze çarpıyor. Tanzanya nüfusunun yaklaşık %60’ı Müslüman, fakat tüm Afrika ülkelerinde olduğu gibi burada da misyonerlik çalışmaları çok yaygın. Misyonerlerin öncelikli hedefi ise çocuklar. Bu hedef doğrultusunda eğitim alanını çalışmaları için fırsat olarak görüp kurdukları eğitim kurumları ile bu amaçlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Zehra Hanım da buradaki olumsuzlukları görüp müftülüklerle irtibata geçmiş ve onlardan bölge için öncelikli ihtiyaçların neler olduğunu öğrenmiş. Kendisine en çok kitap ihtiyacından bahsedilince Zehra Hanım buradaki yetkililerin talep ettikleri 20 çeşit kitaptan birer örnek alarak basılması için bunları Türkiye’ye getirmiş. Daha sonra bu tür yardım işlerini Türkiye’de kimlerin yapabileceğini araştırmış ve bu araştırmalarının sonunda İHH’ya ulaşmış. Bu vesile ile çok güzel bir hayra aracı olan Zehra Hanım’a İHH adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. 1000’er adet bastırdığımız 20 kitaptan oluşan toplam 20.000 kitabı bölgeye konteynırla göndermek Allah’ın izniyle nasip oluyor. Gönderdiğimiz konteynırda aynı zamanda tekerlekli sandalyeler, muhtaç insanlar için bağışlanan elbiselik kumaşlar ve orada hanımlara ait bir kurumun faaliyetlerinde kullanılmak üzere sanayi tipi dikiş makineleri de bulunuyor. Cuma günü ilk işimiz, bölgede beraber çalıştığımız kurumumuzla medreselerde kitapların ve kırtasiye malzemelerinin dağıtımını gerçekleştirmek oluyor. Programa Zanzibar Adalet Bakanı, Müftü ve eğitimden sorumlu kişi de katılıyor. Burada öğrencilerin hazırladığı programı hep beraber izleyip daha sonra cuma namazı için kalkıyoruz. Burada insanlar cuma için ayrı bir özenle hazırlanıyorlar. Temiz elbiseler giyip, güzel kokular sürüp öylece gidiyorlar cumaya. Namazdan sonra belediye başkanının da katıldığı bir program ile engelliler için getirdiğimiz tekerlekli sandalyelerin ve ihtiyaç sahiplerine verilmek üzere getirdiğimiz elbiselik kumaşların dağıtımı gerçekleşiyor. İnsanlar mutlu, biz de mutluyuz. Belediye başkanı, özellikle Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istediklerini ve bu amaçla Zanzibar’da bir Türkiye Kültür Evi açılmasının önemini vurguluyor. Osmanlı zamanında bölge ile İstanbul arasında var olan irtibattan bahsediyor. Biz de buradan aldığımız selamları ve sevgi temennilerini Türkiyeli hayırseverlere ileteceğimizi ve bundan sonra da ilişkilerin geliştirilmesi için gerekeni bağışçılarımızla beraber yapacağımızı söyleyerek kucaklaşıp ayrılıyoruz.
Ertesi gün Zanzibar’ın ikinci büyük adası Pemba’ya doğru, bu sefer daha küçük bir uçakla yola çıkıyoruz. Burada da kitapların ve elbiselik kumaşların dağıtımını yapacağız. Pemba, Zanzibar’dan daha fakir bir bölge. Hatta güneyi yağmur alırken adanın kuzeyine dört yıldır yağmur yağmıyormuş. Güneyden kuzeye giderken bitki örtüsündeki değişim açıkça görülüyor. İnsanlar üstlerinde su bile tutmayacak basit bir çatı, 3-4 yıl giyebilecekleri basit birkaç giyecek ve günlük bir, en iyi ihtimalle iki öğün yiyebilecekleri yemek için çalışıyorlar. Fakat bu imkânsızlıklar içinde imkân bulabilenler, kendi durumlarını düzeltmek için değil, çocuklarının eğitimi için gayret gösteriyorlar. Kitap ve kırtasiye malzemesi dağıtımları esnasında Zanzibar’da yaşadığımız aynı coşku dolu anları burada da yaşıyoruz. Öğretmenler ve öğrenciler tıpkı çok güzel bir ayakkabı hediye edilen küçük birer çocuk sevinciyle kitaplara özen gösteriyorlar. Pemba dönüşünde tüm diğer bölgelerde öncelediğimiz gibi yine yetimleri ziyaret ediyoruz. Hakkında dikkate alınması gereken ayetler bulunan kaç zümre var ki? Yetimler Zanzibar’da devletin kıt imkânlarla finanse ettiği bir binada bakıcıları ile birlikte kalıyorlar. Hediyeleşmelerimiz ve birlikte geçirdiğimiz bir saat sonunda oradan ayrılıyoruz. Buradaki yetkililer, yetimlerin tüm ihtiyaçlarının karşılanmasına çalışmakla beraber, özellikle eğitimlerine çok önem veriyorlar.
Son olarak kitap ve kırtasiyelerin 1/3’lük kısmını Darusselam’daki okullarda dağıtılmak üzere müftülüğe teslim ediyoruz. Müftü Bey’le yaptığımız görüşmeden sonra biraz şehri geziyoruz. Her yerde olduğu gibi burada da sembollerin savaşını görüyoruz. Limanın hemen önünde, denizden gelen herkesin görebileceği şekilde 50 m aralıkla iki tane kilise var. Oysa bölgede oturanların çoğunluğu Müslüman. Hristiyan misyonerler, şehre damgalarını vurabilmek için bu tür yapıları özellikle şehrin en önemli yerlerine yapıyorlar. Hatta ülkenin iç kısımlarındaki şehir ve ilçelerde, özellikle şehir girişlerinde kiliseler yapıyorlar. Bölge halklarının hangi dinden olduğu onlar için önemli değil. Fakat şunu tespit etmek bizim için hiç de zor olmuyor: Tanzanya, bölgenin geleceği için komşu ülkelerden çok daha önemli bir ülke! Buradaki dost ve kardeşlerimizi havaalanında bırakıp Rabbimizin bizi tekrar kavuşturması için dua ederek bölgeden ayrılıyoruz.
Recommend this article... |