İnsani Yardım
Sayı 33
RÖPORTAJ: Herkesin İHH için yapabileceği bir şey var! | RÖPORTAJ: Herkesin İHH için yapabileceği bir şey var! |
|
|
|
| Yazar H. Zehra Öztürk | |
“Yetim olmaya hazır değilim.”İHH İnsani Yardım Vakfı’nın çalışmalarına yıllardır gönüllü olarak destek olan, “Yetimlere, yoksullara, savaş ve işgal mağdurlarına dair neler yapılabilir?” konusunu sürekli gündemlerinde tutan bir aile ile, Av. Cihat Gökdemir ve eşi Hanife Gökdemir ile gönüllülük üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. İHH çalışmalarına çeşitli aşamalarda destek veren bir aile olarak İHH ile tanışmanız, İHH çalışmalarında görev almanız nasıl başladı? Hanife Gökdemir: Benim İHH ile tanışmam Kosova Savaşı dönemine dayanıyor. İHH’nın o dönemde bölgeye yaptığı yardımları dün gibi hatırlıyoruz. Kosova Savaşı ile tanıdığım İHH’da bir süredir aktif olarak görev almaktayım. Cihat Gökdemir: Ben İHH’yı kuruluşundan beri tanıyorum, çalışmalarına destek olmaya çalışıyor, yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerinde görev almaya gayret ediyorum. Peki, İHH çalışmaları sizin için nasıl bir anlam ifade ediyor? H.G: İHH, uzaktaki insanlara yardım götürme işini oldukça profesyonel bir şekilde yapıyor. Sadece gıda, giysi, ilaç götürmekle yetinmiyor, farklı bir misyonu var. Sadece kurban kesip bırakmıyor; yetimhanelerle, meslek edindirme kursları ile sağlık merkezleri ile muhtaç bölgelerin kalkınmasını destekliyor. C.G: İHH, acil yardımlarda Türkiye’de bir ilk. Türkiye’de birçok faaliyeti kimse düşünmezken İHH başlattı. İHH, acil yardımın dışında “yatırım” anlamında da o ülkelere yardım ediyor. Geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda, İHH’nın kurban çalışması vesilesi ile Etiyopya’ya bir ziyaret gerçekleştirdiniz. Etiyopya’da gördüğünüz temel sorunlar nelerdi?C.G: Etiyopya, Afrika’nın kalbi gibi bir yer. Etiyopya’yı görünce Afrika hakkında genel bir kanaat ediniyorsunuz. Orada en önemli sorunlar su, eğitim ve sağlık alanında görülüyor. Orada gördüğümüz yardım sistemi, partnerlerle çalışma, yetimhanelerdeki oturmuş yapı vb. bizi mutlu etti. Hep uzaktan duyduğumuz o şeyleri bizzat müşahede etme imkanımız oldu. Bölgede yaşayan insanlardan, bir su kuyusunun bile, açıldığı köyün kültürel ve sosyal atmosferini büyük ölçüde değiştirdiğini, halkın bundan çok memnun olduğunu öğrendik. Peki, Etiyopyalı kardeşlerimiz sizi nasıl karşıladı? H. G: Bizleri hem beyaz hem de bir Müslüman olarak görmek, kardeşlerimizi çok mutlu etti. “Selamün aleyküm” insanlar arasında bir parola. Selam verdiğimiz zaman hemen yüzler gülümsüyordu. Özellikle, Kurban Bayramı’nda onları ziyaret ediyor olmamıza çok sevindiler. Kurban kesimi gerçekleşen bir köyde zılgıtlarla karşılandık, adeta düğün varmış gibi sevindi kardeşlerimiz. Biz o köye kurban için gitmeseydik, belki bu bayramda orada kurban kesilmeyecekti. İHH’nın kurban organizasyonu olmasaydı bayram orada yarım kalacaktı. C.G: Etiyopyalı kardeşlerimiz bizi gerçekten çok iyi karşıladı. Özellikle başkent Adis Ababa stadyumunda 1,5 milyon Müslüman’la birlikte kıldığımız bayram namazında kardeşlik ve ümmet duygusunu doruk noktada yaşadık. Etiyopya, Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı bir bölge, ancak sembolik anlamda Hristiyanlığın çok öne çıktığı belirtiliyor. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz? H.G: Avrupalılar, Afrika’yı dünyaya Hristiyan bir kıta olarak gösterme çabası içindeler. Etiyopya’da da bu anlamda Hristiyanlık dinine ait semboller çok yaygın kullanılıyor. İnsanlar fakir, aç, eğitimsiz ve bu nedenle ister istemez güç simgeleyen bu dinin havasından etkileniyorlar. Ancak Hristiyan ve Müslüman halk bir arada yaşıyor ve aralarında bir sorun yok. Çünkü temel ve ortak sıkıntıları açlık. En temel ihtiyaç gıda olduğu için, sosyolojik bir varlık olarak dini meseleler geride kalıyor. Etiyopya açlığın, yoksulluğun çok yaygın olduğu, başkentteki her 100 kişiden 15’inin AIDS olduğu, çok sayıda yetimin bulunduğu bir ülke. Bildiğimiz kadarıyla sizler de İHH’nın sponsor aile projesini destekliyor, hatta Etiyopya’dan bir yetime bakıyorsunuz, değil mi?H.G: İlk önce şunu belirteyim. İnsanlar, “Türkiye’de aç mı, fakir mi kalmadı da oralara gidiyorsunuz?” diyorlar. Ancak, buradaki açlık ve yetimlik kavramı ile oradaki açlık, yetimlik kavramları arasında dağlar kadar fark var. Buradaki aç bir gün iki gün aç kalır, daha sonra birisi sahip çıkar. Orada “Bu insanlara neden akrabaları yardım etmiyor?” diye sorduğumuzda akrabalarının da yardıma muhtaç olduklarını öğrendik. Biz orada misyonerliğin etkilerini de gördük. Avrupalı kadınların siyah bebeklerle otelden ayrıldığına tanık olduk. Özellikle Müslüman köylerdeki çocukları evlat edindiklerini öğrendik. İşte, hem ekonomik hem de sosyal anlamda çocukların istismara açık olduğu böyle bir ortamda, sponsor aile projesi hayati önem taşıyor. Açlık, yoksulluk ve hastalıklar bertaraf edilerek yetim çocukların eğitimi desteklenebiliyor. Sponsor aile programı ile desteklenen çocuklar, ülkelerinin kanaat önderlerini oluşturacaklar. Yani bu projeyle bir kişinin değil, adeta bir ülkenin geleceği kurtuluyor. Evet, biz de Etiyopyalı bir çocuğun bakımını üstlenmiş durumdayız, yetim peygamberin ümmeti olarak bize emanet edilen yetimlere sahip çıkmaya çalışıyoruz. Adis Ababa’daki yetimhane ziyaretimiz esnasında bir arkadaşımızın “Ben daha yetim olmaya hazır değilim.” dediğini duyduk. Bizler bile bu yaşımızda yetimlik duygusunun getireceği yük altında ezilirken, orada gördüğümüz küçücük çocuklar çoktan bu duyguyla hayata başlamış durumda. C.G: Adis Ababa’da ziyaret ettiğimiz yetim evinde, hem annesini hem de babasını kaybetmiş 32 yetim barınıyordu. Yetim evi yöneticileri “Bu yetimler henüz hiç aç yatmadılar. Ancak biz, onların karın tokluğu ile yetinmek istemiyoruz. Onların iyi bir şekilde eğitilmesini istiyoruz. Bu anlamda desteğe ihtiyacımız var.” diyorlardı. Bu gerçekten önemli bir mesele. Yani, istismara açık şartlarda yaşayan bu yetimleri desteklemek, o coğrafyaların kaderini değiştirmek bir anlamda. Bu noktada, İHH’nın bir diğer projesine, Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilere hizmet veren SADER’e de mutlaka değinmek lazım. SADER’in en önemli misyonu Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilere, “ülkelerine geri dönmeleri, dönüp oralarda hizmet etmeleri gerektiği” bilincini aşılaması. Etiyopya ziyaretimiz boyunca bize eşlik eden Etiyopyalı SADER öğrencilerinden mühendis Fennan ve Dr. İbrahim bunun en güzel örneğiydi bizler için. Peki, yıllardır İHH çalışmalarına gönüllü olarak katkıda bulunan bir aile olarak, “İHH için ben ne yapabilirim?” diyen okurlarımıza neler tavsiye edersiniz? H.G: Gerçekten, herkesin İHH için yapabileceği bir şeyler var. Örneğin, ev hanımları evde yaptıkları el emeği göz nuru ürünlerle Yetim Destekleme Merkezi’ne katkıda bulunabilirler; İHH’nın Başakşehir’de açacağı atölyeye gelip burada bizzat el emeği ürünlerin üretimine katkıda bulunabilirler. Bunun yanı sıra, tüm İHH gönüllüleri; fotoğraf sergileri, kermesler, salon toplantıları, konferanslar düzenleyip vakfın çalışmalarını çevrelerine tanıtabilirler. Herkes kendi kabiliyetleri doğrultusunda vakfa katkıda bulunabilir. Örneğin, dil bilen arkadaşlarımız tercümelerle vakfa destek olabilirler. Biz Bağcılar gönüllüleri olarak toplanıyor ve vakfın faaliyetlerinin tanıtılması adına bölgemizde bir takım organizasyonlar düzenliyoruz. Bizler Etiyopya’dan döndüğümüzden beri taşıdığımız sorumluluğun arttığını hissediyoruz. Cihat Bey de ben de “Afrika”, “yoksulluk” ve “yetimlik” hakkında gördüklerimizi ve izlenimlerimizi seminerlerle, toplantılarla anlatmaya çalışıyoruz. İHH gönüllüleri, sağolsunlar, çalışmalarımıza oldukça ilgi gösteriyor ve faaliyetlerimize destek olmaya çalışıyorlar. C.G: Neredeyse haftanın yedi günü çalışıyoruz. Ama bu yoğunluğun arasında “bilginin zekatı” oluyor bu çalışmalar. Maddi desteğin ötesinde, çalışmaların içinde bizzat yer alarak bulunmak, vakit ayırmak, oralara gitmek de oldukça anlamlı. Bu çalışmalarda görev almak çok daha farklı duygular yaşatıyor insana. Hanife Hanım ve Cihat Bey, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda kolaylıklar diliyoruz. (İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Gönüllü Yönetim Birimi’ne 02126312121 (242 dahili) nolu telefondan ulaşabilir; www.ihh.org.tr adresinden Gönüllü Başvuru Formu’na erişebilirsiniz.) ![]() |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Aralık ayında, İnsan Hakları Haftası sebebiyle, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Pan-Afrikanist entelekt...
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın katkılarıyla Afganistan’da açılan Kabil Kültür Merkezi, Yengi Kalan ve Hoca Bahaddin il...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Makedonya, Kosova ve Arnavutluk gibi Türkiye’nin kültürel bağlarla bağlı olduğu coğrafyalarda, bölg...
İHH İnsani Yardım Vakfı, eğitim imkanlarının yok denecek kadar az olduğu Nijer’de, ülkenin tek üniversitesi olan Niamey Üniversit...
Abbasi halifesi Mansur, Bağdat’a, Kur’an-ı Kerim’de cennet manasında kullanılan “Darü’s-Selam” kelimesinden h...
İmkânsızlıklar sebebiyle sürekli yanlarında taşıdıkları tahtalar üzerine yazı yazarak ilkel yöntemlerle Kur’an öğrenme...
Şubat ayında, İHH İnsani Yardım Vakfı ekibi tarafından, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, mülteci kampında yaşayan 32 mültecinin ...