İnsani Yardım
Sayı 30
MAKALE: Rodezya'dan Zimbabve'ye: Özgürlüğün bedeli | MAKALE: Rodezya'dan Zimbabve'ye: Özgürlüğün bedeli |
|
|
|
| Yazar Murat Yılmaz | |
Tarlanız var ancak traktör parçası aramayın; çocuğunuz okulda kalemini kaybetti, sakın yeni bir kalem aramayın. Zimbabve’de her şey karaborsa. Devlet var ama onu da arayıp bulmanız gerekiyor!
Aylardan aralık. Bayramlardan kurban. İHH’nın dünyanın beş kıtasına revan olan ekiplerinden biri olarak Zimbabve’deyiz. Afrika’nın serin, yeşil ve tatlı ülkesi Zimbabve, bizi kendine doğru güçlüce çekerken merak uyandıran ve keşfedilmeyi bekleyen çok şey var şüphesiz. Bizi karşılayan kardeşlerimiz Adem ve İsmail’e sıkı sıkı sarılıyoruz. Gözler ışıl ışıl. Belli ki iş var bu çocuklarda! Sömürge döneminin Rodezya’sı Zimbabve tarihi çoğu Afrika ülkeleriyle benzerlik gösteriyor: Sömürülen topraklar, çalınan yarınlar… 19. yüzyılın sonlarında başlayan İngiliz sömürgesi, nice kardeş coğrafya gibi burayı da yakmış. Sömürge valisi Chechil Rodez tarafından kurulan ve bağımsızlık tarihi olan 1980’e kadar tam 100 yıl İngiltere tarafından yönetilen ülke, yine aynı isimle anılmış: Rodezya. “Taştan yapılmış ev” anlamına gelen Zimbabve, yakın zamana kadar bölgenin oldukça önemli bir ülkesiydi. Bu topraklar birkaç sene evveline kadar Afrika’nın tahıl ambarı olarak görülüyor; bereketli topraklar sahipleri için gurur kaynağı oluyordu. Sonra bir şey oldu ve Zimbabve’nin talihi aniden değişiverdi. Ne mi oldu? Zimbabve’nin 28 yıllık lideri Mugabe, 2004 Aralık’ında İngiliz Milletler Topluluğu’ndan ayrılmaya karar verdi. İşte ne olduysa bundan sonra oldu: İngiltere, yanına diğer Batı ülkelerini de alarak Zimbabve üzerine yürüdü ve ülkeyi tam anlamıyla kuşatan bir ambargoya maruz bıraktı. Afrika’nın yarısına bakabilecek kadar müreffeh bir ülke, bir anda üç kuruşa muhtaç oldu. Mugabe, beyazlara peşkeş çekilen arazileri kamulaştırınca gürültü daha da arttı. Beyazlar 40 sene evvel gasp ettikleri Afrikalının topraklarını vermek istemediler. Önce traktörler kaçırıldı ülkeden. Canım topraklar sürülemez oldu. Sonra açlık tehlikesi baş gösterdi. Üst üste kuraklıklar yaşandı. Enflasyonu durdurmanın da takip etmenin de imkanı kalmadı. Biz oradayken enflasyon en son %15 bindi. Şaşırdık. Neden mi? İnsanlar kendilerinin olan üç doları çekebilmek için gece yarıları banka kuyruklarına giriyor; yakın bankaların kuyrukları birbirine karışırken sükunetle bekliyorlardı. Üretimin düzgün sağlanamadığı, dağıtımın adil olmadığı bir ülkenin 13 milyonluk nüfusunu ne bekleyebilir? Kaos, kargaşa ve tabii ki iç savaş. Ama Zimbabve halkında inanılmaz bir tevekkül var. Belki Ruanda’da yaşananları yakinen bildiklerinden ses çıkarmıyor, belki de “Bu da geçer ya hu!” diyorlar. Fakat tehlikeli bir sükunet bulutu hiç üstlerinden ayrılmıyor. Zimbabve’nin baş belası karaborsa Hacı İsmail, “Altı aydır bu millet ilk defa İHH ile et yiyor” diyor. Kasaplar hayvanların alış fiyatlarını hiçbir zaman öngöremedikleri ve hayvanları aldıktan sonra muhtemel fiyat değişiklikleri nedeniyle kaça satacaklarından emin olmadıkları için bir maceraya girmek istemiyorlar. Ve her şey karaborsa. Devlet, “Bir ekmeği 200 bin Zimbabve dolarına satın” diyor. Ekmek karaborsada bu rakamın tam beş katı. Marketlerde bizim gibi boşuna su, bisküvi, meyve suyu vb. aramayın; çünkü bulamayacaksınız. Kimse bir maceraya girmek istemiyor. Daha ne mi aramayın? Tarlanız varsa traktör parçası aramayın; çocuğunuz okulda kalemini kaybetti ise yeni bir kalem aramayın. Çünkü Zimbabve’de her şey karaborsa. Devlet var ama onu da arayıp bulmanız gerekiyor! Kurban kesmek için şehir şehir dolaşacağız ama küçük bir sorunumuz var. Benzin almamız gerekiyor. “Ne var bunda?” demeyin. Zimbabve’de benzin almak kolay mı sandınız! Önce benzini olan bir benzinlik bulmanız gerekiyor. Sonra paranızı tamamlayıp kasaya gitmeniz lazım. Şansınız yaver gitmiş ve para sayma makinesi olan bir benzinliğe rastlamışsanız ne mutlu. 50 litre benzin için sırt çantanızı ya da çuvalınızı açar ve deste deste parayı masanın üzerine bırakırsınız. İster başında bekleyin ister gidin açık bir kafe bulun. 15-20 dakikaya kalmaz paralarınız sayılır ve sorun yoksa elinize bir fiş verilir. Sonra gider sıraya geçer ve yarım saate varmadan benzininizi alırsınız. Bu legal olan yöntemdi. Bir de karaborsada benzin almak var. Onun için de bölgeyi iyi bilen kurt taksicilere ihtiyaç var. Resmi döviz kurunun devlet tarafından belirlendiği ve karaborsa fiyatından tam 66 kat daha ucuz olduğu bir ülkede, bankalar dışında para bozdurmanın suç olacağını tahmin edebilecekken eliniz kolunuz bağlı… Karaborsaya mahkumsunuz. Ayrıca binbir zahmetle bozdurduğunuz parayı taşımak da bir o kadar dert. Sonuç, bir kamyonet tutup parayı kasaya atar ve yağmur yağmasın diye dua edersiniz. Kurban vesilesiyle bulunduğumuz ülkede, 12 farklı noktada 402 hisselik kurbanlarımızı keserken ne kadar zorlandığımızı tahmin edebilirsiniz. Bir kasabadan aldığınız hayvanı komşu kasabaya götürmek için özel izinler almak gerekirken, bazen izin almış olmanız da bir başka soruşturmaya takılır ve işe yaramaz. “Siz bizim hayvanlarımızın soyunu tüketmeye çalışıyorsunuz.” suçlamasıyla, nereye giderseniz gidin, adı Philippe olan bir polis memuru tarafından takip edilirsiniz. İşte Philippe’in de Allah’ın izniyle hidayete erdiği nokta burasıdır. Zira Philippe, İHH’nın 2007 Kurban Organizasyonu’nda tıpkı Mudzengerere kasabasındaki 150 kardeşimiz gibi, kurban bağışlarını yürekten veren hayırsever kardeşlerimizin vesilesiyle İslam’ın güzelliği karşısında kelime-i şahadet getirerek Müslüman olur. İşte meselenin güzelliği de buradadır. Zimbabve’de AIDS olmak nezle olmak gibi bir şey! Zimbabve, tıpkı Güney Afrika Cumhuriyeti, Zambiya, Namibya, Malavi ve Botsvana gibi AIDS hastalığının çok yaygın olduğu ülkelerden. Zimbabve’de AIDS olmak nezle olmak gibi bir şey! Bu ülkede sokakta gördüğünüz her beş insandan birisi HIV virüsü taşıyor, çoğu çocuk olmak üzere her hafta 3000 insan AIDS nedeniyle hayatını kaybediyor. Zimbabve’de 1980’lerin başında ortalama yaşam süresi 69 iken, bugün AIDS nedeniyle 40’lara düşmüş durumda. İşin enteresan yanı, insanların çoğu hasta olduğunu bilmiyor ve bu durum da hastalığın hızla artmasına neden oluyor. Zimbabve’de devletin resmi olarak nüfusun %1’ini oluşturduklarını iddia ettiği Müslümanlar gerçekte %10’un üzerinde. Müslüman halk, baskılardan dolayı İslami isimler kullanamıyor. 1963 öncesinde Kuzey Rodezya olarak bilinen Malavi’den göç eden Müslümanlar gibi komşu Zambiya ve Mozambik’ten gelen kardeşlerimiz de Zimbabve’de vatandaş olarak kabul edilmiyor. Gerçekte de, adı geçen gruplar ülke Müslümanlarının %90’lık kısmını teşkil ediyor. Geri kalan kısmın yarısını Hint kökenliler oluştururken, Şona ve Nidebeli kabilelerin oluşturduğu Zimbabveliler, Müslümanların son dilimini oluşturuyorlar. Fakat bu ülkede, dünyanın hemen her yerinde olduğu gibi, İslam bir çığ gibi yükselmeye devam ediyor. Sadece İHH İnsani Yardım Vakfı’nın iki kurban organizasyonu esnasında bile 1000 civarı Şona kökenli Zimbabveli, İslam dinini seçti. Zimbabve tepetaklak gitse de iş var bu çocuklarda! |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Sponsor Aile projemize ilgi büyük İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, dünyadaki mağdur yetimlere kucak açmayı hedef ed...
Toplumların daha sağlıklı ve her bakımdan huzurlu bir şekilde yaşamasını temin gayesiyle insanlara ve hatta hayvanlara yardım prensibini kanun haline ...
Afrika’ya sekiz yeni mescit daha Afrika’nın çeşitli bölgelerinde mescitler inşa ederek bölge halkının i...
SEMİNERLER: 12.06.2008, Avcılar/İstanbul Avcılar’da İlim Kültür ve Hizmet Vakfı,...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Orta Asya’da mültecilerin yoğun olarak bulunduğu Pakistan’da insani yardım faaliyetlerine devam ediyor. Mans...
Ben olmaktan sıyrılıp teslimiyetle beraber biz olmanın, dayanışmanın ve bununla gelen rahmetin, bereketin ve mutluluğun yoğunlaştığı vakit geldi. ...
Bulgaristan’da 300 çocuğu sünnet ettirdik Bulgaristan’da Müslümanlara destek olmaya devam eden İHH İnsani...