İnsani Yardım
Sayı 30
DOSYA: Gazze suni teneffüsle ayakta duruyor | DOSYA: Gazze suni teneffüsle ayakta duruyor |
|
|
|
| Yazar Ahmet Emin Dağ | |
Refah Sınır Kapısı’nın aşılmasıyla birlikte kitleler halinde Mısır tarafına geçen Gazzelilerin birkaç aylık gıda stoku yapmasına göz yumulması, sadece komadaki bir hastaya ağrı kesici vermek gibidir.
17 yıl Mısır’ın, 38 yıl da İsrail’in işgali altında kaldıktan sonra 2005 yılında bağımsızlığına kavuşan Filistin’in Gazze bölgesi, 2006 yılı başında gerçekleşen iktidar değişimi ile birlikte kapsamlı bir siyasi ve ekonomik ambargoya maruz kalmıştır. İsrail ve uluslararası destekçileri tarafından cezalandırılan Gazze bölgesi, 2007 yılı başından itibaren iç kargaşa ve kışkırtmalar sebebiyle iç savaşın eşiğine gelmiş; Haziran 2007’den sonra da iktidardaki Hamas’ın, çatışmaları önlemek üzere bölgedeki tüm kontrolü ele almasıyla Gazze’de geri dönülemez bir süreç başlamıştır. Gazze, Filistin’deki hemen her grubun tabanının bulunduğu ancak Hamas’ın siyasal anlamda kalesi durumundaki bir bölgedir. Bu nedenle Gazze, Hamas’a yönelik siyasi provokasyon ve kışkırtmalar için en isabetli yerlerden biridir. Ayrıca İsrail’e karşı mücadele veren grupların en güçlü olduğu bir toprak parçası durumundaki Gazze, düşmanları açısından kitlesel olarak cezalandırılması gereken bir bölge olarak kabul ediliyor. El-Fetih’in müzakere eksenli mücadele yöntemi ile Hamas’ın direniş eksenli mücadele yöntemleri, en fazla Gazze’de gerilime dönüşüyor. Bu nedenle, iki grup arasındaki çatışmaların özellikle Gazze’de yaşanması bölgenin sosyal yapısından da kaynaklanıyor. Nüfusunun üçte ikisi mülteci kamplarında yaşayan ve bu özelliği ile dünyadaki tek toplum olan Gazze halkının siyasi algılar bir yana, potansiyel olarak çatışmalara uygun bir zemin oluşturduğu da bir gerçektir. Filistin tarafı, uluslararası pazarlıklarda elini güçlendirmek adına ama bu arada işgalciyle mücadele stratejisinin bir gereği olarak 2006 yılı başındaki iktidar değişimi sürecinde, askeri operasyonlarını hafifletme kararı almıştı. Bunu önemli ölçüde uygulayan iktidar, elini güçlendirecek siyasal destek mekanizmalarını kullanmaya özen gösterdi. Bu çerçevede Arap ülkelerine olumlu mesajlar iletilirken iç politikada uzlaşmacı bir çizgi izlenerek koalisyon hükümeti seçeneği son ana kadar zorlandı. Batı ile köprülerin kurulması için el-Fetih’in rol aldığı bir müzakere grubu oluşturuldu. Ama tüm bu çabalar, ne siyasi ne de askeri ve güvenlik boyutlarında karşı tarafları ikna etmeye yaradı. El-Fetih’in uzlaşmaya karşı çıkması, İsrail’in saldırılarını sürdürerek çok sayıda sivili öldürmeye devam etmesi ve Arap ülkelerinin de çekimser kalması ile Gazze’de izolasyon süreci kitlesel bir ölüm cezasına dönüştü. 2006 yılı başı itibariyle Gazze’ye gıda, tohum, yakıt ve diğer hayati hammaddelerin girişine kısıtlama getirilirken, bölgedeki yaşam standardı kademeli olarak düşürüldü. Bu süreç içinde bölgeye aylık 5000’den fazla olan kamyon girişi, 3000’in altına düşerken, 2007 yılı sonuna doğru bu rakam iyice azaltıldı. Bir kamyon için Akabe Limanı’ndan Gazze’ye ulaşması için katetmesi gereken 40 km’lik yol için 400 dolar yerine 10 bin dolara kadar taşıma ücretleri konuldu.Bu durumda, ilaç ve gübre girişinin kısıtlanması sebebiyle tarlalardaki verim %40 düşmüş; yetiştirilen ürünlerin bölge dışına çıkışı kısıtlandığından ihracat geliri %80 azalmıştır. Temel geçim kaynakları tarım, küçük imalat ve balıkçılık olan Gazze’de, sistemli bir fakirleştirme siyaseti ile bugün 10 yıl önceki üretimin yarısı dahi yapılamaz hale gelmiştir. Her yıl 1,5 milyar dolar zarar eden Filistin ekonomisinin halka maliyeti, Gazze’de kişi başına milli gelirin yılda 385$’a düşmesi şeklinde sonuçlanmıştır. Gazze’de yaklaşık 180 bin memur ile 210 bin işçi ve serbest meslek sahibinin %80’i işsiz kaldığından, halkın alım gücü düşmüş; fiyatlar artarken, bölgeye mal girişi azaltılmıştır. Yine İsrail içine çalışmaya giden 21 bin işçinin işine 2005 yılında son verilmiştir. Bundan kaynaklanan ekonomik kayıp 1 milyar doları aşmıştır. Gelirin azalmasına paralel olarak pahalılaşan gıda maddeleri, bölgede ciddi bir beslenme sorunu ve hastalık riski ortaya çıkarırken, olması gereken kilonun altındaki çocuk sayısı %60 oranında artmıştır. Temel ekonomik göstergelerin kötüleşmesi, Gazzelileri dış yardımlara bağımlı hale getirirken, gıda güvenliğini, siyasal algılar ve dış baskılar karşısında daha kırılgan yapmıştır. Refah Sınır Kapısı’nın aşılmasıyla birlikte kitleler halinde Mısır tarafına geçen Gazzelilerin birkaç aylık gıda stoku yapmasına göz yumulması, komadaki bir hastaya ağrı kesici vermek gibidir. Çünkü Gazze halkının ekonomik anlamdaki sorunu, kısa vadede gıda sıkıntısı çekmeleri değil; aksine etkisi onlarca yıl sürecek bir fakirleştirme ve insani kalkınmışlık seviyesinin düşüklüğü ile karşı karşıya olmalarıdır. Hamas’a yönelik kuşatma, baskı ve izolasyon siyasetinin tüm Gazze halkını cezalandırmaya yönelik kitlesel bir işkenceye dönüşmesi, uzun yıllar onarılamayacak insani sonuçları doğurmuştur. Gazze’de son üç ayda geliri artan kesimin oranı, toplumun sadece %3’lük bir dilimine denk gelmektedir. Nüfusun %60’a yakın bir bölümü ise bir yıl öncesine göre büyük bir gelir kaybına uğramış ve fakirleşmiştir. Gelinen aşamada Gazze, uluslararası hukuka aykırı olarak açlık ve yoksun bırakılma yoluyla sivillerin bir savaş aracı olarak kullanımına sahne olmaktadır. Bunun yanı sıra yoksullaştırmanın bir siyasi silaha dönüştürülmesi, insani kayıpları ve ekonomik çöküşü hızlandırmaktadır. Gerek bölgedeki İHH ekiplerinin gerekse Filistinli yetkililerin verdiği bilgiler, Gazze’de hayatın insan onuruna yakışır bir şekilde devam edebilmesi için gıda ve ilaç konusunda halen dış dünyadan desteğe ihtiyacın sürdüğünü göstermektedir. Bu da bir yanıyla tüm dünyadaki sivil yapıların, Gazze halkıyla dayanışma çabaları çerçevesinde, İsrail’e baskı yapılması talebiyle, kendi hükümetleri nezdinde girişimlerinin önemini ortaya koyuyor. Diğer yanıyla bölgede doğrudan ya da dolaylı işgalin tamamen sona erdirilmesini gerektiriyor. ![]() |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Afrika’ya sekiz yeni mescit daha Afrika’nın çeşitli bölgelerinde mescitler inşa ederek bölge halkının i...
Moğolistan’da vakfımızın toplu sünnet programı, gıda dağıtımı, okul açılışı, sağlık taraması gibi bir dizi projesini gerçekle...
SEMİNERLER: 12.06.2008, Avcılar/İstanbul Avcılar’da İlim Kültür ve Hizmet Vakfı,...
İHH İnsani Yardım Vakfı, işgal devleti içerisinde yaşayan yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere faaliyet...
İki milyona yakın bir Müslüman nüfusa sahip olan Nepal’de İHH İnsani Yardım Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştirilen te...
İHH İnsani Yardım Vakfı, beş yıldır kalbi delik olan 11 yaşındaki Afgan kızı Padida Hisa’ya yardım elini uzattı. İç karışıklığın ve işgal...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Irak halkının yaralarının sarılmasında sivil toplum kuruluşlarının önemine binaen Irak Türkmen Kadınlar Derneği tem...