Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 30 arrow GÖZLEM: Arnavutluk kimliğini arıyor
GÖZLEM: Arnavutluk kimliğini arıyor PDF Yazdır E-posta
Yazar Ahmet Gürbüz   
Image
Balkanlar’da yüzünü ve yüreğini 500 yıl önce Doğu’ya çevirme kararı alan yürekli bir milletin yaşadığı topraklar Arnavutluk. 100 yıldır gökyüzünde güneşin parlamadığı ve kara bulutların dolaştığı, sert rüzgarların toprağını ve insanını dondurduğu ülke olmuş Arnavutluk. Makus kaderin ilmek ilmek dokunduğu bu topraklarda, insanlar halen, atalarının yıllar önce yapmış olduğu tercihin bedelini ödemekte ve bunu bir şeref addetmekte. 100 yıldır Arnavut toplumunun hafızası sıfırlanmaya çalışılmış ve üzerlerinden asrın en acımasız, en gaddar zalimleri buldozerleriyle geçmişler. Sarsılmışlar ama yıkılmamışlar. Camileri yıkılmış, kutsal bildikleri ne varsa terke zorlanmışlar ama her şeye rağmen “Ben Müslüman’ım.” demeye çalışıyor bugün Arnavutluk.
Arnavutluk Osmanlı’dan kopunca önce Almanya’nın ve daha sonra da İtalya’nın işgaline uğramış. İtalyan işgali sonrası, ülke için, sosyalizmle tanışmış, belki de sosyalizme teslim olmuş ifadesini kullanmak daha doğru olur.
Kardeş Arnavut milletinin yaralarını sarmaya çalışan İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Ramazan Programı çerçevesinde Arnavutluk’u ziyaret etme imkanı buluyoruz. Arnavut halkının %75’i Müslüman. 28.700 km2 yüzölçümüne sahip, küçük bir ülke Arnavutluk. Türkiye’ye vize uygulamıyorlar. Fakat ülkenin Avrupa’ya kaçak girişlerde üs olarak kullanılması nedeniyle havalimanında sıkı bir kontrol var.

 Başkent Tiran’dan bir Osmanlı kenti İşkodra’ya
Bugün ülke genelinde 3,5 milyon insan yaşıyor. Tiran sokaklarında, ülkenin içinde bulunduğu sefaletin hemen her yana yansıdığını görüyoruz. Başkent Tiran önceleri 250 bin kişilik bir nüfusa sahipken bugün göç nedeniyle bir milyon insanın yaşadığı bir kent haline gelmiş. Bu göç dalgası sosyal yapıyı da olumsuz bir şekilde etkilemiş. Zaten 100 yıldır işgallerle huzuru, iç zorbalıklarla da maneviyatı zedelenmiş bu topluma bir de bu göç dalgası darbe vurmuş.
Tiran sokaklarından bu duygularla çıkıp İşkodra’ya doğru yola koyuluyoruz. İşkodra, 1912 yılında Arnavutluk Osmanlı’dan kopuncaya kadar Osmanlı’nın Balkanlar’daki gözbebeği olan şehirlerden bir tanesi olmuş. Belleklerden kazınamayacak güzellikleri bağrında saklıyor bu kent.
15. yüzyılda yapılmış olan Kurşunlu Camii, minaresini belki sosyalizme, Enver Hoca’nın sistemine kurban vermiş ama direnmeye, ayakta durmaya çalışıyor. Her tarafı budanmış; sadece yıkık bir minare ile ve harabe görüntüsüyle cuma namazlarında hizmet veriyor.
İşkodra Kalesi ise burçlarını ve hatta surlarının birçoğunu yitirmiş. Fatih döneminde kale içine yapılan camiden yalnızca yıkık bir minare, dört duvarı yıkılmaya yüz tutmuş bir yapı, bir de burada atalarının kemiklerini sızlatarak kilise ve havra ayini yapanlar kalmış geriye.

500 yılın ardından
Son yıllarda Müslümanların hassasiyetlerinin artmasına karşın kiliselerin ve misyoner faaliyetlerinin etkisiyle Hıristiyanlaşmanın da hızlı bir şekilde arttığını öğrenmek, Müslüman kuruluşların bölgedeki çalışmalarını daha sistemli ve ciddi bir biçimde artırarak devam ettirmeleri gerektiğini ortaya koyuyor.

Akçahisar
Seyahatimiz esnasında Akçahisar’a da düşüyor yolumuz. Akçahisar’ın (Kruje) merkezi ovada kurulmuş, eski şehir merkezi ise tepenin eteğinde yer alıyor. Fatih döneminde yapılan iki sefer sonucu geri alınabilen Akçahisar Kalesi’nden, günümüze sadece yıkıntıları kalmış Fatih Camii ve bir de etnografya müzesi bulunuyor. Turistik eşyaların da satıldığı Osmanlı Çarşısı’ndan geçerek kaleye doğru yol alıyoruz. Arnavutluk kültürüne ait öğelerin yer aldığı müzeyi gezdikten sonra Osmanlı Çarşısı’nın hemen yanı başında bulunan Murat Bey Camii’nde öğle namazımızı kılıyoruz.

Dört bir yanda kurganlar
Arnavutluk’ta en çok dikkatimizi çeken şey, dağ bayır demeden adım başı karşımıza çıkan kurganlar. Enver Hoca zamanında sığınak olarak inşa edilen ve ülkenin her tarafını mantar gibi sarmış olan kurganların sayısının 700 bini aştığı belirtiliyor. Bu, Arnavutluk’un dünya ile bağlarını kopardığı bir dönemde milyarlarca dolarlık milli sermayesini toprağa gömmesi demek oluyor.


Eğitim yardımlarımız ve iftarlarımız kardeşlerimizi mutlu ediyor
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak, Elbasan’a bağlı Gurizi (Karataş) köyünde öğrencilere kırtasiye malzemeleri içeren çantaları dağıtıyoruz. Dağıttığımız çantalar küçük birer hediye olsalar da onlar için ne denli değerli olduklarını tahmin edebilmek için gözlerine bakmamız yetiyor.
Ayrıca, 750 kişinin yaşadığı ve tamamı Müslümanlardan oluşan Muşketa köyünde İHH olarak kurduğumuz iftar çadırımızda her akşam fakir halka iftar veriyoruz.

Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı