İnsani Yardım
Sayı 32
KÜLTÜR: Yeni bir başlangıçtır Ramazan... | KÜLTÜR: Yeni bir başlangıçtır Ramazan... |
|
|
|
| Yazar Zeliha Sağlam | |
|
Bu atmosferin yaşanması elbette belli bir İslami kültürün oluşmasına, belli bir tarihsel sürece, örf ve adetlerin yerleşik olmasına da bağlıdır. Bizler yaşadığımız toplum içerisinde inancımızı, adet, gelenek ve göreneklerimizi harmanlar ve yaşanabilir bir model oluştururuz. Modeller farklı ülkelerde ve coğrafyalarda kendisini çeşitli şekillerde gösterir ve bir gökkuşağının renkleri gibi aynı şerit üzerinde farklı yansımalar oluştururlar. Bir bütünün parçaları olan her bir coğrafyada oluşmuş İslam kültürü de anlama bürünmüş ve şekillendirilmiş yaşam biçimlerinin göstergesidir. Uzakdoğu’dan Kafkasya’ya, Ortadoğu’dan Balkanlar’a, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan renkli İslam kültürünü her Ramazan ayında daha da derinden soluyoruz. Manevi duyguların yaşanabilirliğini mümkün kılan ve doğru yolu bulmamız için bizi motive eden Ramazan ayı, varlık sancımızın kutlu doğumudur Müslümanlar için. Var mısınız bu farklı İslam coğrafyasında bir gezinti yapmaya? Önce Uzakdoğu’nun o mistik havasını solumaya ve bu renkli gökkuşağının renklerine bakmaya? ![]() Ramazan hazırlıklarının Ramazan’dan bir ay kadar öncesinden başladığı Güneydoğu Asya’daki İslam ülkeleri arasında ilk akla gelen Malezya’dır. Günler öncesinden marketlerde ve büyük alışveriş merkezlerinde başlayan indirimler neşeli ve dolu dolu geçecek bir Ramazan’ın habercisidir. Ana caddeler rengarenk lambalarla süslenir ve bu lambalar Ramazan ayının simgesi sayılan özel bir bambu veya kurdele örgünün içine yerleştirilir. Ara sokaklarda Ramazan’ın ilk gününden itibaren Ramazan pazarlarında ürünler halkın alım gücüne göre fiyatlandırılmış şekilde halka sunulur. Bu pazarların en iştah açıcı tarafı ise bir sokağın tamamının yiyecek ve içeceklerden oluşmasıdır. Pazarlarda rengarenk jöleler; tavukla yapılan onlarca çeşite yemek; Hint, Tayland, Çin ya da Malay mutfağından bol körili, soslu ve baharatlı yemekler; şekerler ve ananas suyuna kadar her çeşit tropik meyve sularını bulabilmek mümkün. Toplu mekanlarda paylaşılan iftar yemekleri ise halkın birbirine karşı sevgi ve saygısını pekiştirmektedir. İftarın ardından kılınan akşam namazlarını huşu içinde eda edilen teravih namazları takip eder. Birçok camide hatimle kılınan teravih namazlarına küçük yaştaki çocuklar ve gençler de severek katılırlar. Kadınlar giydikleri bembeyaz namazleriyle günahlardan arınmışlığı simgeler ve duru bir görüntü sergilenir dünyadaki tüm kirlenmişliğe inat. Ramazanlarda daha bir sevgi ve muhabbetle eğilir başlar, camiye girerken herkesin yüzü güler ve birbirlerine yer gösterirler. Aralarına girmesinden korktukları şeytani fitneden uzak durmak için daha bir yakın saf tutarlar. Ramazan’ın ilk sahurundan son iftarına kadar insanlar Ramazan’ı bir bayram havasında geçirmektedir Malezya’da. Onlar için asıl bayram, günahlardan arınmak için kendilerine sunulan bu güzel aydır. Ramazan atmosferinden çıkmak istemeyen ülke halkı, Kurban Bayramı’na kadar özenle hazırlanan cadde ışıklarını kaldırmazlar. Işıklar onların içindeki Allah aşkının sönmemesi için bir hatırlatmadır. Bayram için hazırlanan aromalı, baharatlı, fındıklı, fıstıklı, çikolatalı onlarca çeşit kurabiye, göz zevkine hitap eden bir şekilde Ramazan’ın son günlerinde stantlarda yerlerini alır. Selamat hariraya sözü ve lezzetli bayram kurabiyeleriyle karşılanırsınız zaten kapısı açık olan her bir evde Malezya Ramazanlarında…Bereketi kendinden olan Ramazan ayının birlikte teneffüs edilen yerlerinden biri de Pakistan… Pakistanlılar coşkuyla hazırlanır bereket ve rahmet ayına. Kendilerini ahiret ve dünya arasında bir köprüde hisseder gibi dünyanın tüm çekiciliğini bir kenara bırakır Pakistan halkı. Ramazan boyunca sinemalarda yalnızca dini içerikli filmler izlenir, iftar saatlerinde bile olsa birçok lokanta kapalıdır. Sahurlarda herkesi mest eden mani sesleriyle uyandırılır hane halkı. Teravih namazları hatimle kılınır, her cami ve mescitte muhakkak itikâfa girilir. Bayramdan bir gün önce gökyüzünde şekilden şekile giren ayın son hali gözlenir ve “Çand rat” (hilal gecesi) kutlamaları yapılır. Çocukların Ramazan’ı neşe içinde geçirmeleri ve motive olmaları için çocuklara harçlık verilir. Bayramlarda biz de olduğu gibi el öpme adetleri yoktur, onlar namazdan sonra birbirleriyle sıkı sıkı kucaklaşarak kutlarlar bayramlarını. Ramazan, yaşamın arasına sıkışmış gibi değil bütünden parçaya gider gibi kendini gösterir Makedonya’da. Ata yadigârı topraklarda kadınlar ve erkekler birlikte hazırlanırlar Ramazan’a. Müslümanları Müslüman olmayanlardan ayıran en büyük fark kıyamları ve oruçlarıdır. Erkekli kadınlı camileri doldururlar ramazanda. Çocuklar henüz birinci sınıftayken başlarlar onları heyecanlandıran ramazan orucunu tutmaya. Batının Makedonya’da İslam kültürünü arka plana itip Hıristiyan kişi ve simgelerini ön plana çıkarmaya çalıştığı şu günlerde onlar kültürlerine bağlı kalarak, dışardan ve içerden yaktıkları cami ışıklarını gösterirler dünyaya, yanan her bir ampul Müslüman kimlikleridir aslında. Sonra davul sesleri duyulmaya başlar, bu iftar ezanın habercisidir. İftardan yarım saat önce boşalan caddeler iftarın ardından hareketlenir. Yugoslavya döneminde dini vecibelerini yerine getiremeyen Makedonya halkı daha bir sarılır olmuş kendi özüne ve medreseler hareketli bir hale getirilmiş. Tarihin bilgi yuvalarından biri olan medreseler daha bir canlılık kazanır Ramazanda. Televizyonlarda Türkiye’de hazırlanan dini içerikli belgeseller yayınlanır ve gazetelerin belli sayfalarında Ramazan yazıları yer alır. Sadece iftarda değil sahurda da çalar davullar. Ramazan için kurutulan erikler afiyetle yenir sahur sofrasında ve niyet edilir tüm saflıkla. Orta Afrika’nın adını Çad Gölü’nden alan ülkesi Çad’dayız şimdi. Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı Çad’da Nüfusun yarısını da farklı dinlerden olan insanlar oluşturuyor. Ramazana yakın Müslümanların yaşadığı bölgelerdeki evlerde bir hareketlenme başlar. Çorbalar, hafif yemekler ve sütlaca benzer tatlıları Ramazanda en çok yaptıkları yemeklerdir. 12 çeşit yemekli sofralar hazırlanır ve büyüklerin evlerine giderek onlara sunulur, saygı ve sevginin harekete dönüşmesinin örneğidir bu. Bir kişi müslümanım diyorsa o dinin eylemsi vecibelerini yerine getiriyor, namaz kılıyor ve oruç tutuyor demektir. Çalıştıkları kurumlarda dahi özenle takip ederler namazlarını, iftara yakın tatlı bir koşuşturma başlar sokaklarda, camiye uzak yerlerden duyamadıkları ezanı radyolar ulaştırır evlerinin içine kadar. O an geldiğinde bir hurma ve sudur anlatan dünyanın faniliğini, topluca kılınan namazın ardından oturulur sofralara. Sadece kendini düşünmez hane halkı yolda kalmışı, sokaktan geçeni, iftar için evine yetişemeyeni de düşünür, sunabileceği ne varsa koyar sofrasına sofrasını da sokağa. Müslümanları heyecanlandıran bayramda fakir olanlar biraz burkulur, çocuklarına yeni bir kıyafet alamamanın sıkıntısını duyarlar içlerinde. Afrika’nın parça parça bölünmüşlüğüne direnen Çad halkı birlikteliğini sergilemek istercesine dünyaya, bütün kabile reisleri birlikte hareket eder ve bayram hazırlığına başlanır, karar verdikleri gibi un, şeker, et vs. bölüştürülür ve daha önceden belirledikleri bir su kuyusu başında kabileler toplanır bayram ederler. İki gün boyunca Ramazanın neşesini birlikte yaşarlar. Şimdi Ortadoğu’nun kalbine gidiyoruz, atar damarına, Filistin’e… Nasıl yaşamayı isterdi Filistin Ramazan’ı? Bütün İslam coğrafyası gibi güle oynaya girmeli Ramazana çocuklar, akşamları duydukları top sesleri onların yok olması için değil onların iftarı etmeleri için atılmalı ve yalınayak ayaklı anneler sofralar tutmalı ellerinde cansız bedenler yerine. Bütün bunlara rağmen Ramazanın bereketi sarar Filistin halkını, anneler kayısı hoşafı ve şeker pancarından şerbet yaparlar sahurda içmek ve ertesi günde zinde olmak, susamamak için. Dualar ve hatimler iki dudak arasından Rahmana yol olur. Yedi- sekiz yaşında başlar çocuklar oruca alıştırılmaya ve on yaşında Ramazanın tamamını tutarlar. İftar sofralarında nohuttan yapılma humus, pilav, bakla ve yoğurt bulunur en çok. Teravihleri hatimle kılar insanlar, televizyonlarda dini içerikli yarışmalar yapılır, tarih kokan diziler ve filmler yayınlanır. Durumu elveren aileler Ramazanda camilere yemek gönderir ve camiye iftar vakti kim gelirse nasiplenir dualarla gönderilen bu nimetlerden. Ramazan boyunca dışarıda kimsenin yemek yediğine veya sigara içtiğine şahit olunmaz hatta Hıristiyanlar bile saygılarından bu kurala uyarlar. Son on gün yoğun ibadetle geçirilir vakitler ve son cumaya “Yetim Cuma” denir. Maalesef bu son cumada sadece 45 yaş üzerindekilerin Mescidi Aksa’da namaz kılmalarına izin verilir. Her yıl Yetim Cuma’da seneye girebileceklerini ümit ederek dönülür evlere. Toplanılan herhangi bir evde birlik ve beraberlik içinde kadınlar ve genç kızlar tarafından içlerinde hurma olan kurabiyeler yapılır bayram için. Bayramlaşmak için evin en büyük erkek kardeşi kız kardeşlerini ve erkek kardeşlerini ayrı ayrı evlerinde ziyaret eder ve onlara bayram harçlığı verir, daha sonra kardeşler tarafından iadei ziyaret yapılır. Çeçenistan; değerlerinin, varlığının, hayatının, geleceğinin yok edilmesine göz yummayan, vazgeçemeyecekleri şahsiyetleri, özgürlüğü, vatanı ve onurunu korumak için dimdik ayakta mücadele eden Kafkas kartalı. Çeçen halkı haşmetli dağların eteklerinde hisseder Ramazanın maneviyatını ve ruhlara işler hatimler. Altı- yedi ay öncesinden alınan büyük baş hayvanlar ramazan ve bayram için beslenir, her zaman olduğu gibi çeşit çeşit özel yemekler yapılır. Sahurda erkeklerini ve çocuklarını kaldıran kadınlar hazırlıkla geçirir vakitlerini, sahur sonrası ibadet edilir ve sabah ezanından sonra uyumadan gündelik işlere başlanır. Camiler genellikle büyük şehirde bulunur ama hemen hemen her sokak arasında mescit vardır. Ramazan boyunca Kur’an Kurslarında sohbetler yapılır ve hatimler okunur. Bayramlarda ise en çok hediyelerle sevindirilir çocuklar. ![]() İslam coğrafyasının kültürel çeşitliliği Müslümanların zenginliğidir. Farklılıklarımızla bir bütün olduğumuzu öğütleyen bir peygamberin ümmetiyiz, hangi İslam ülkesine gidilirse gidilsin camilerde kılınan teravih namazları esnasında topluluğun arasında Rasulullah’ın elini tutacakmış gibi hisseder insan. Ramazan’ın manevi atmosferi sarar bütün insanlığı. Birbirini takip eden o kutlu çağrı “ezan” bir başka seslenir bize, daha bir derinden gel çağrısı duyulur. Bireysellikten sıyrılıp ümmet bilincine sahip olmanın öğüdüdür bu, yenidünyada yıkılması beklenen toplum bilinci her yıl Ramazanda yeni bir öğretiyle ayakta kalmaktadır. Huzur duyarız bu ayda, Müslüman olmanın huzurunu yaşayan her bir insan gibi… Kimsenin kimseye üstün olmadığı, herkesin yaşama hakkına sahip olduğu yankılanır kulaklarda. Ve insan yeniden der, yeniden başlamalı hayata, yeni bir bakışla… |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Hayırseverlerimizin bağışlarıyla, Afrikalı kardeşlerimizin en ciddi sorunlarından biri olan su sorununu çözme yolundaki gayretimiz sü...
Bu yıl yağmurların geç başlamasıyla ekinlerin büyük zarar gördüğü ve kuraklık sebebiyle birçok insanın hayatını...
İki milyona yakın bir Müslüman nüfusa sahip olan Nepal’de İHH İnsani Yardım Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştirilen te...
Amerikan işgalinden sonra Irak’ta yaşanan insani dramdan en çok etkilenen kesim çocuklar oluyor. Bu çocuklardan sadece biri...
Dünyanın dört bir yanında eğitim projelerine devam eden İHH İnsani Yardım Vakfı, Afganistan’ın Takhar şehrinde uygulamaya geçir...
İHH İnsani Yardım Vakfı, beş yıldır kalbi delik olan 11 yaşındaki Afgan kızı Padida Hisa’ya yardım elini uzattı. İç karışıklığın ve işgal...
Kudüs’ün Müslümanlar için müstesna bir yeri vardır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de: