Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 33 arrow GÖZLEM: Sel felaketinin ardından Pakistan
GÖZLEM: Sel felaketinin ardından Pakistan PDF Yazdır E-posta
Yazar Şenol Öztürk   
Image
Pakistan’da temmuz ayı başında meydana gelen ve 400 bin insanın evsiz kaldığı sel felaketinin ardından acil yardım çalışması için ekip halinde yola koyuluyoruz. Özellikle 2005 yılında meydana gelen depremden sonra İHH’nın ülkenin kuzeyinde yaptığı ve halen devam eden kalıcı yardım çalışmalarından dolayı artık Pakistan’la komşu ülke gibiyiz.

İlk olarak Karaçi şehrine iniyoruz. Vakit gece yarısı olmasına rağmen insanı boğan çok sıcak ve nemli bir ortamda buluyoruz kendimizi. Havaalanından otele giderken, saat gece yarısı 03:00 suları olmasına karşılık yollarda gündüz trafiğine yakın sayıda araç görmek bizi oldukça şaşırtıyor. Sonradan öğreniyoruz ki özellikle güney kesimde yaşayanlar, öğleden sonra sıcaklardan dolayı evlerinde dinleniyor ve akşam güneş battıktan sonra ise tekrardan işlerinin başına dönüp gece boyunca çalışıyorlarmış.

Karaçi, Pakistan’ın güneyinde, Hint okyanusunun kenarında bulunan bir liman şehri ve ülkenin ekonomik olarak en canlı ticaret merkezi. Türkiye için İstanbul neyse, Pakistan için de Karaçi o. Bölge, çok sıcak ve nemli bir iklime sahip. Ayrıca çok büyük ve dağınık; karmakarışık bir görünümü var. Her yer şantiyelerle dolu. Çok eski bir şehir olduğundan, sanki her tarafı tamir ediliyormuş gibi gözüküyor. Nüfusunun 20 milyon civarında olduğunu öğreniyoruz.

Sel yardımı için gideceğimiz ilk yer, Sind eyaletinin Kamber bölgesinde bulunan Şedad Kot şehri. Uçak ayarlayamadığımız için şehre taksi kiralayarak gidiyoruz. Çok yorucu ama ülkeyi tanımak açısından bir o kadar da yararlı bir seyahat oluyor bizim için. Karaçi çok kalabalık, düzensiz bir şehir olsa da bildiğimiz anlamda altyapısı olan; yollara, caddelere ve düzenli binalara sahip bir şehir. Ama gördüğümüz kadarıyla, Pakistan’da bu özelliklere sahip şehir sayısı çok fazla değil. Bunu güneyden iç kesimlere doğru ilerlerken gözlemliyoruz. Ülkenin özellikle iç ve kırsal kesimlerinde kanalizasyon sistemi hiç gelişmemiş. Birçok yerde kanalizasyon suları üstü açık kanallardan akıyor. Evler kerpiçten yapılmış. Sokak ve caddelerdeki temizlik anlayışı bizdekinden çok farklı. Fakirlik; insanların ellerinden, yüzlerinden, elbiselerinden okunuyor.

Kamber bölgesinde çoğunlukla, Pakistanlıların en önemli yiyeceği olan pirinç yetiştiriliyor. Yolların sağ ve sollarında çeltik tarlaları uzanıyor. Öğlene doğru, sel felaketinin şiddetli olarak yaşandığı Şedad Kot şehrine varıyoruz. Sel suları daha çekilmemiş olduğundan yerleşim yerlerine sadece helikopterlerle ulaşılabiliyor. Evleri sular altında kalan binlerce insan, şehirler arası yolun sağ ve soluna kurulmuş tente ve çadırlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Yiyecek, su ve tıbbi bakım ihtiyacı hat safhada. Burada 500 aileye gıda paketi dağıtıyor ve bölgeden ayrılıyoruz.

Ertesi sabah, yardım dağıtacağımız ikinci yer olan Belucistan’daki Türbet şehrine doğru yola çıkıyoruz. Önce Gwadar şehrine iniyoruz. Gwadar şehri, deniz kenarında ve geleceği çok parlak bir şehir. Burası için, “Pakistan’ın Dubai’si olacak.” deniyor. Kiraladığımız bir arazi aracı ile Türbet’e doğru yola koyuluyoruz. 200 km’den uzun olan yolun büyük bir kısmı asfalt değil. Dağlık ve engebeli bir arazi boyunca dört saatten fazla süren bir yolculuktan sonra Türbet’e varıyoruz. Burası İran sınırına yakın bir bölge ve gerçek bir çöl. Bambaşka bir Pakistan burası. Öğrendiğimize göre buralarda tarım ve daha çok hayvancılıkla geçinen aileler, çocuklarını okula göndermiyormuş. Bu yüzden de buradaki geri kalmışlık öyle kolay kolay çözülecek gibi görünmüyor. Sel felaketinden etkilenen aileler evlerini kullanamadıklarından devlet tarafından kurulmuş çadır kamplarda yaşıyorlar. Fakat buradaki çadırlar, önü ve arkası açık tenteden ibaret. Kamplar çok geniş bir araziye kurulmuş olduklarından aralarında epey bir mesafe var.
Bazı çadır kamplarında köylülerle sohbet ediyor ve onların dertlerini dinliyoruz. Bu kamplarda yiyecek, temiz su ve tıbbi bakım ihtiyacı bulunuyor.

Belucistan’da, Sindh eyaletinin aksine, sel suları çekilmiş durumda. Bölgenin geleneksel su kaynakları tamamen tahrip olmuş. Köylerin hemen hemen tamamı ise yok olmuş durumda. Hurma tarlaları da tamamıyla tahrip olmuş. Bu sene burada mahsul yok. Köylülerin sahip oldukları hayvanların büyük bir kısmı da sele kapılarak telef olmuş.

Ertesi gün çadır kamplarında 600 aileye gıda dağıtımı yaparak bölgeden ayrılıyoruz. Partner kuruluşumuz Khubaib Foundation ile yaptığımız bu ziyaretler ve yardım çalışmaları sadece bir başlangıç. Bölgede tam donanımlı beş çadır kampı kurmaya ve tıbbi yardım desteği yapmaya karar veriyoruz.

Bu çalışmanın ardından vakfımızın projelerini görmek amacıyla İslamabad’a doğru yola çıkıyoruz. İslamabad’a vardığımızda Lal Mescidi baskını henüz yeni tamamlandığı için bu katliamdan sonra çocuklarına ulaşamayan ailelerle görüşme fırsatımız oluyor. Gördüğümüz kadarıyla Lal Mescidi’nde yaşanan bu katliam, Pakistan halkının kalbine saplanmış bir hançer olarak uzun yıllar toplum vicdanında yer edecek bir vakıa. Binlerce aile, hala çocuğunun yaşayıp yaşamadığından bile habersiz…  

İslamabad’dan sonra, tamamlanan projelerimizi yerinde görmek için daha kuzeye geçiyoruz. Burada Türk halkının bağışlarıyla yapılan yetimhanelerimizi, okullarımızı, köylerimizi, hastanelerimizi ve camilerimizi gördükçe Allah’a sonsuz şükürler ediyoruz. Buradaki okul ve yetimhanelerimiz gerçekten tam donanımlı eğitim kurumları. Depremden sonra çoğu kuruluş ülkesine döndüğü halde İHH’nın, kalıcı projeleriyle, kurduğu tesislerle hala orada olması mutluluk verici.

Pakistan’da dikkatimizi çeken bir husus; sokakların olabildiğince kirliliğine ve evlerin de zengin semtlerdekiler hariç bakımsız olmalarına karşın, mescitlerin ve camilerin, bulundukları bölgedeki en temiz ve bakımlı yapılar olmaları.

Ülkenin en bakımlı ve gösterişli şehri, 1970’lerde yapılanan İslamabad. Başkent daha önceleri Karaçi iken; planlı, bakımlı ve temiz bir başkent için İslamabad inşa edilmiş. Bu yüzden İslamabad’da yolların ve evlerin bir plana göre yapıldığı aşikar. Fakat İslamabad’ın hemen dışında bu tablo bozuluyor ve ülkenin acı gerçeği ile karşılaşılıyor: Ülke gerçekten çok fakir. Bunu sokaklardan, evlerden, insanlardan anlamak mümkün. İslamabad’ın şatafatlı evlerine karşılık ülkenin geri kalan kısmının neredeyse tamamı, çamurdan ve kerpiçten yapılmış evlerle kaplı ve insanların büyük çoğunluğu ya aylık 50 dolar civarında maaşlarla çalışmakta veya sokak kenarlarında gıda maddeleri satarak geçinmekteler.

Pakistan programımızı nihayete erdirirken, sel nedeniyle sıkıntı içerisinde olan on binlere destek olabilmenin verdiği huzurla ülkemize dönüyoruz.


Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı