Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 27 arrow GÖZLEM: Nijer'de ışık
GÖZLEM: Nijer'de ışık PDF Yazdır E-posta
Yazar Nükhet Teker   
 Sıcak bir haziran sabahı, İstanbul Fatih’te bulunan İHH merkezinde tüm ekip toplanmıştık. Son hazırlıkların da bittiği ve yola çıkma vaktinin geldiği o saatlerde hepimiz son derece heyecanlı ve telaşlıydık. Bir yandan ekibin ilk kez gördüğümüz üyeleriyle tanışıyor, bir yandan da bu yolculuğu en iyi şekilde tamamlayıp geri dönme umudu taşıyorduk içimizde… Başka bir kıtaya, hiç görmediğimiz ama yardımımıza, kardeşliğimize, orada olmamıza ihtiyacı olan insanların yanına gitmenin yüzlerimize yansıyan heyecanı ile İstanbul’dan ayrıldık.

Nijer’in başkenti Niamey’e vardığımızda, ekvator sıcağındaki bu ülkede, kara yolculuğu yapabilmek için güneşin batmasını beklerken şehri dolaşıp insanları, yaşayışı, ülkeyi ve tabiatı gözlemledik. Başkent Niamey adeta çok büyük bir kasaba gibiydi. Görmeyi bekleyeceğiniz caddeler, mağazalar, binalar bu başkentte yok denecek kadar azdı. Bir iki resmi bina; ihtiyaç malzemelerinin adeta tek kullanımlık olarak satıldığı küçük baraka dükkanlardan ve birkaç kilo ya da bir iki avuç tahıl, pirinç ya da soğan gibi yiyecek maddelerinin satıldığı tezgahlardan oluşan pazaryeri; ve ülkenin belki de en önemli hayat kaynağı sayılabilecek olan, şehrin ortasındaki nehir, buranın başkent olduğunun küçük belirtileriydi...

Sarı çöl topraklarının ve seyrek bitki örtüsünün her iki yanında göz alabildiğine uzandığı bir yolda süren 16 saatlik kara yolculuğundan sonra, ameliyatları gerçekleştireceğimiz kasabaya yani Tessou’ya ulaştık. Her tarafın kum rengine büründüğü, yokluklar içindeki Afrika’nın çok fakir, küçük bir kasabasıydı burası. Bir milyon kişiye sadece bir göz doktorunun düştüğü bu ülkede yaşayan insanlar için, bırakın hastalıkları için tedavi olmak; gıda, su ve kişisel temizlik gibi basit ve temel ihtiyaçları karşılamak bile öyle zor ki…

Kişi başına günde iki litre civarındaki su tüketimini ancak kilometrelerce yürüyerek ulaştıkları su kuyularından sağlayabilen insanlar, neredeyse tüm ömürlerini sadece darıya benzer bir tahıl lapası, çekirge eti veya çok nadiren buldukları keçi eti yiyerek geçiriyorlar. Konakladığımız kasabanın en konforlu mekanında bile duvarlarımızda kertenkelelerin sürekli misafirliği ve yemeklerimizin üzerinde karasineklerin inatçı ortaklığı, kaldığımız sürece kaçınılmaz olarak hep bizimleydi.

İklim çok sıcak; susuzluğun yanı sıra şiddetli yoksulluk ve yokluk da bölge insanını mağdur eden başlıca sorunlar… Ama bütün mağduriyetlere rağmen, insanlar yine de güler yüzlü, umutlu, sıcakkanlı, kanaatkar ve tevekkül sahibi.

Tessou’ya ulaşır ulaşmaz ameliyathane olarak kullanılacak odayı düzenleyip, yanımızda götürdüğümüz tüm malzeme ve cihazları yerleştirerek ameliyathaneyi kuruyoruz. Biz bu hazırlıkları yaparken, kadın erkek yüzlerce Nijerli bahçedeki kumların üzerinde ameliyat sıralarını beklemeye başlamışlardı bile. Kataraktın bulutlandırdığı göremeyen gözlerden yüzlere yansıyan umut; gün boyu çöl sıcağında güneşin altında, geceleyin sabaha kadar kumun üzerinde şikayetsiz bekleyiş; ertesi gün gözleri açılan insanların gülümseyen yüzleri; durmadan dua ve teşekkür eden kıpır kıpır dudakları; siyah yüzlerindeki ışıltı ve sevinç… Ameliyathanenin bahçesinde yürekleri kabartan bambaşka bir hava ve hal vardı. Yokluk içinde ama tevekkül, teslimiyet ve sükunetle yaşayan, Afrika’daki Müslüman kardeşlerimize “Biz yanınızdayız; yardımınıza geldik!” demenin onların gözlerinde ışığa, yüzlerinde sevinç ve gülümsemeye, dillerinde duaya dönüşmesini görmenin sıcaklığı vardı içimizde…

Daha fazla kişiye ulaşma arzusunun burukluğu ve ulaşabildiklerimizin huzuru ile Türkiye’ye geri dönerken, yola çıkarken “Bununla benim niyetime bir hastayı ameliyat et ve ona benim selamımı ilet; kulun razı olduğundan Allah da razı olur inşallah.” diyerek İHH’ya ulaştırmak için elime bağış parası vermiş olan yakın bir arkadaşımı hatırladım. Bizler 10 günlük bir süre zarfında bile şartların zorluğunu olanca kuvvetiyle hissederken; Afrika’da ya da dünyanın diğer yokluk içindeki yerlerinde yaşayan insanlar için Allah’ın sayısız nimetler lütfettiği memleketimden aylarca ya da yıllarca ayrı kalabilen hayır ehli kişileri hatırladım bir de.

Dönüşte hepimiz; umutla bekleyen, gözündeki sargılar açılırken yüzü sevinçle ışıldayan, içtenlikle dua eden uzak kıtadaki kardeşlerimiz için yola düşmenin bizlere tekrar nasip olmasını diliyorduk…


Recommend this article...

 
< Önceki


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı