Suya yolculuk PDF Yazdır E-posta
Yazar Ümit Sönmez   
Suya yolculukMüslümanlara kucak açan ilk diyar. Yalnızca Allah’ın önünde eğilen kutlu insanlarla tanışan ilk Afrika ülkesi. Diyar-ı Bilal; yani Habeşistan, şimdiki bilinen adıyla Etiyopya. Suya yolculuğun hikayesi, insanlığın tarihi kadar eski bu topraklarda. Afrika’ya hayat veren Nil’in doğduğu ülke olan Etiyopya, sanki kendi gözyaşlarıyla besliyor Nil’i.

Dünyanın gündeminde, yaşadığı büyük kuraklıklar sonucu ortaya çıkan açlık ve kıtlıklarla yer alan ülke, hala suya ulaşmak için çektiği sıkıntıları aşabilmiş değil. 2006 yılı tahmini rakamlarına göre 77,5 milyon nüfusa sahip ülkede halkın yarısı, temiz su kullanamıyor olmanın getirdiği hastalıklarla karşı karşıya. Son 20 yılda beş büyük kuraklık yaşanan ülkede halk, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor. Hal böyle olunca yaşanan kuraklıklar, neredeyse ülkenin tamamını açlıkla baş başa bırakıyor.
Suya ulaşmak için kilometrelerce yürümek zorunda kalan kadınlar ve çocuklar, günü hep su birikintilerinin başında karşılıyorlar. Minik adımların, büyük kalplerinde yetiştirdikleri aşınmaz sabırlarla adımladıkları bu yollar “gökteki yıldızların” adımladıkları yollar aslında. Çünkü burası adil kral Necaşi’nin ülkesi. Burası Habeşistan.

Suya yolculuğun iki tarafı var: Birisi, bu zor coğrafyada sular buharlaşmadan onlara erişmeye çalışan yerliler. Diğeri ise binlerce kilometre uzaktan onlara bir bardak da olsa içilebilir sağlıklı su ulaştırabilmek için yollara düşenler.

Herhalde ırmakların suyunu çekip, göllerin kuruduğu bu ülkede kurumayan tek şey insanların gözyaşları olsa gerek… Eşini tüberkülozdan kaybeden Gendo, biri mutfak olmak üzere sadece iki gözden oluşan bir barakada yaşıyor. Beş yetimi var Gendo’nun. Gendo ve yetimlerinin bu zor hayatının sadece bir gününü birlikte geçiriyoruz. Sabah erken saatlerde geldiğimiz evden saat 10:00’a doğru birlikte çıkıyoruz. Suya ulaşıp dört bidon, yani yaklaşık 20 litre su alabilmek için yola koyuluyoruz. Yanımızda Havva isminde 11 yaşındaki yetimi de var; diğerleri okula gitmiş. Bir taraftan yürürken bir taraftan da tercüman vasıtası ile konuşuyoruz.

Gendo, doğduğundan beri bu şekilde yaşıyormuş. Evleri Kofela köyüne yaklaşık 5-6 km uzaklıkta. Yol boyunca yaşadıklarını anlatıyor Gendo. Eşini, Havva daha çok küçükken bu zorlu koşulların getirdiği tüberküloz sonucu kaybetmiş. Aslında Gendo, Etiyopya şartlarına göre oldukça uzun yaşamış; çünkü burada ortalama insan ömrü 45 yaş civarında. Gendo’nun ahir ömründeki tek dileği, her gün 15 kilometre yol yürümek zorunda kalmadan ulaşabilecekleri temiz bir su kaynağı. Onu da çocukları için istiyor daha çok. İstiyor ki artık Havva ve diğer çocukları her gün 5-6 saat su yolunda vakit geçirmesinler.

Geçen sene misyonerler gelip bölge halkının kullandığı sudan numune almış ve test etmişler. Sonra “Bu su her türlü mikrobu taşıyor, kullanmamanız lazım.” demişler. Köylüler ise “Tamam kullanmayalım ama ne kullanacağız o zaman? Nereden bulacağız sağlığımıza zararlı olmayacak suyu?” şeklinde yanıt vermişler. Aslında kullandıkları suyun sağlığa zararlı olduğunu kendileri de çok iyi biliyorlar. Çünkü çocuklar, sık sık hastalanıyor. Yani, misyonerlerin söyledikleri malumun ilamı olmuş sadece.  

15 km.’lik yol ve üç saat sonunda çapı yaklaşık 30 metre olan bir gölete ulaşıyoruz. Gölet, yağan yağmur sularının birikmesi sonucu oluşmuş. Etrafı, tahtalardan yapılan bir çitle çevrili. Bu koruma önlemi vahşi hayvanların suyu kullanıp bitirmesini önlemek için alınmış ama vahşi hayvanlardan korunan suda bu sefer de sinekler uçuşuyor. Ellerindeki motor yağı tenekesini suyun üzerinde şöyle bir gezdirip sinekleri kovalıyorlar ve bu teneke ile bidonlarını doldurmaya başlıyorlar. Onlar bunu yaparken gelen başkaları da su dolduruyor; yolcular çamur görünümündeki bu sudan içerek susuzluklarını gideriyorlar.

Halkın %80’inin kırsal kesimde yaşadığını düşünürsek, yaklaşık 50 milyon insan her türlü mikrobu içinde barındıran su birikintilerinden aldıkları sularla hayatlarını sürdürüyorlar.

Yüreğimiz dayanmıyor bu sahneye; uzaklaşıyoruz göletin kenarından. Sularını doldurduktan sonra birlikte evlerine dönüyoruz. Gendo bu haliyle bile bize ikramda bulunmaktan geri kalmıyor. Belki de çocuklarının tek rızkı olan sütü bize ikram ediyor; bizi memnun etmek için elinden geleni ardına koymuyor. Akşama doğru ayrılırken “Bizi unutmayın, yardımlarınızı buraya getirmekten sakın vazgeçmeyin.” diyor. Nasıl vazgeçebiliriz ki? Artık içtiğim her yudum suda Havva’nın yüzü geliyor gözümün önüne; yutkunamıyorum… İnşallah hep orada olacağız Gendo, inşallah hep yanında olacağız… Siz ki gökteki yıldızlara kucak açmıştınız; biz sizi nasıl unuturuz?

Biz Gendo ile bunları yaşarken, İHH gönüllüleri Etiyopya’da yaptırılan on beş farklı kuyunun açılışını gerçekleştiriyor; Gendoların, Havvaların ömür törpüsü suya yolculuklarını kısaltmak, bitirmek için gayret gösteriyorlardı. Açılan her kuyudan fışkıran sular bidonları doldururken, gözlerden akan mutluluk yaşları ise kardeşliğin destanına unutulmaz sayfalar yazıyordu…

Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı