Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 29 arrow GÖZLEM: Benin'de gülen gözler
GÖZLEM: Benin'de gülen gözler PDF Yazdır E-posta
Yazar Yaşar Kutluay   
GÖZLEM: Beninde gülen gözlerYine Afrika’dayız. Bu seferki heyecanımız biraz daha farklı. 2000 yılında Etiyopya ile başlayan yardım seferberliğimize, hamdolsun bugün, ulaştığımız 41. Afrika ülkesi Benin’i de eklemiş olacağız.
Uzun yolculuğumuz, başkent Kotonu’da son buluyor. Benin’in diğer Afrika ülkelerinden biraz daha farklı oluşu hemen gözümüze çarpıyor. Atlas Okyanusu’na kıyısı olması, az da olsa su kaynaklarına sahip oluşu, başkenti tropik bir mekana çevirmiş. Her yer yeşil; fakat mihmandarlarımız ülkenin kuzeyine, yani Burkina Faso ve Nijer’e doğru gidildikçe tanıdık Afrika’nın ortaya çıktığını, susuzluğun ve açlığın yaz aylarında had safhalara ulaştığını ifade ediyor. Tüm bu sıkıntılara rağmen etrafta tek bir polisin bulunmayışı, insanların sessiz sakin oluşu dikkatimizi çekiyor.
Benin’e geliş amacımız, diğer Afrika ülkelerine gidiş amacımızdan biraz daha farklı. Orta Afrika, çok ciddi sağlık problemleriyle boğuşmakta. Katarakt ise bu hastalıkların içinde belki de en etkin olanı. Bir milyar nüfuslu Afrika’da 10 milyon âmâ bulunuyor. Bunların yaklaşık beş milyonu katarakttan dolayı gözlerini kaybetmiş. Bu hastaların neredeyse tamamına yakını ise Orta Afrika’da yaşıyor. İşte bu durum bizi, katarakt sorununa yönelik bir çalışma yapmaya itti ve Afrika’da geniş çaplı bir katarakt kampanyası başlattık. Benin’de işte bu yüzden bulunuyoruz.

Ülkeye gelir gelmez hemen ameliyatlarımızın yapılacağı Akpakpa Hastanesi’ne gidiyoruz. Bizi Pakistanlı doktor arkadaşlarımız karşılıyor. Doktor ve yardımcı personelden oluşan 18 kişilik bir ekip olarak, ameliyatlara hazır olduklarını söylüyorlar. Etrafımıza baktığımızda, bir yaşından 80 yaşına kadar çok farklı yaş gruplarından hastaların orada ameliyat olmak için bekleyişleri dikkatimizi çekiyor. Susuzluk, yetersiz beslenme, temizlik sorunu, tüm bunların üzerine Orta Afrika’da neredeyse bir milyondan fazla insana bir göz hekimi düşmesi, bu insanları kendilerine uzanacak yardım için çaresizce beklemeye sevk ediyor. Hamdolsun bu yardım eli, Türkiye insanına ve onun kuruluşu olan İHH’ya nasip oldu.


Hastaneye ulaştığımızda ameliyatlarımızın başlamış olduğunu öğreniyoruz. Her şey gözümüzün önünde yaşanıyor. 100 YTL gibi cüzi bir bağış karşılığında birçok Afrikalı kardeşimizin yeniden dünyaya, ışığa merhaba diyeceğini düşündükçe heyecanlanıyoruz.

Bu sırada, yedi yaşlarındaki, etrafa boş gözlerle bakan ufak bir kız çocuğu dikkatimizi çekiyor. Her iki gözünün de kataraktlı olduğunu fark ettiğimiz bu küçük kızın isminin Done olduğunu öğreniyoruz. Hayat hikayesi gerçekten içler acısı. Daha bir yaşında bile yokken katarakt onu her iki gözünden yakalamış. Gerisi, altı yıllık karanlık bir dünya… Doyasıya koşamamaktan bahsediyor bize. “Annemi hiç görmedim, hep sesini duyuyorum ama artık görmek istiyorum.” diyor. Hepimizin içini yakıyor Done… Kendi çocuklarımız ve onların güzel gözleri aklımıza geliyor o an. Katarakt onu yaşından daha olgun hale getirmiş. Şöyle devam ediyor Done: “Her gün dışarı çıkıyorum ve arkadaşlarımın oyunlarını dinliyorum. Sadece seslerini duyuyorum; canım sıkılıyor. ‘Anne, neden benim gözlerim böyle?’ diyorum. ‘İyeleşeceksin inşallah.’ diyor.” Ne diyeceğimizi şaşırıyoruz, boğazımız düğümleniyor, konuyu değiştirmeye çalışıyoruz.

“Büyüyünce ne olacaksın?” sorumuza “Mühendis olmak istiyorum ama okuyamıyorum.” cevabını veriyor ve konu yine gözlerine geliyor. “Oyuncakları da görmek istiyorum. Kimsenin elini tutmadan, bir yere takılıp düşmeden kendim yürümek istiyorum.” diyor…

Demek tam altı yıldır kendisine yardım edecek eli bekliyordu Done. Son olarak soruyoruz; gözlerin açılınca ne yapacaksın, diye. Dudaklarının şekli bir anda değişiyor. Tebessümünü tüm vücut diliyle ortaya çıkararak “Annem!” diyor, “Onu göreceğim.” Babamı da, kardeşlerimi de, diye ekliyor.

Done’nin hayallerine kavuşması için daha fazla sabredemiyoruz. Doktorlarımız Done’ye genel anestezi uygulayarak onu ameliyat ediyor. Ameliyatın başarılı geçtiğini duyunca sevincimiz artıyor. Bundan sonra hepimiz için yirmi dört saatlik heyecanlı bir bekleyiş başlıyor. Hepimiz Done’nin bantlarının açılacağı anı bekliyoruz Sanki zaman durmuş, geçmek bilmiyor bu koca kıtada. Sabahı zor ediyoruz.

Sabah olur olmaz doktorlarımızla beraber Done’nin yanına gidiyoruz. Bantları açılıyor Done’nin. Yüzü gülüyor bir anda. Henüz çok net olmasa da görüyor artık Done. Ve bir hafta içinde tamamen netleşecek dünyası. Yıllardır yanında olmasına rağmen yüzünü tanımadığı annesini gösteriyoruz ona. Hasretle sarılıyor annesine. Hepimiz gözlerimizi kaçırıyoruz birbirimizden, gözyaşlarımız görünmesin diye…

Done ve onun gibi 390 Beninli kardeşimiz artık başka türlü bakıyor dünyaya. Gökyüzünün mavisini, yeryüzünün yeşilini, çiçeklerin kırmızısını onlar da görüyor artık. Çünkü Türkiye’deki kardeşleri onların bu sıkıntısını görüp ellerini uzatmışlardı diğer kıtadan…
Artık veda ediyoruz. Bizi bekleyen, ışığa hasret daha 100.000 Afrikalı kardeşimizi sevindirmek, onlara da ışık olmak için Togo’ya doğru yola çıkıyoruz...

Recommend this article...

 
< Önceki


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı