Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow 30. Sayı arrow Dosya : Afrika'da Işığa Yolculuk Başladı
Dosya : Afrika'da Işığa Yolculuk Başladı PDF Yazdır E-posta
Yazar Murat Yılmaz   
Dosya : Afrika'da Işığa Yolculuk BaşladıİHH Afrika’nın gözlerini açıyor!
İHH İnsani Yardım Vakfı, Batılı ülkelerden dostane bir yaklaşım görmeyen ve tüm kaynaklarını da yeni-sömürgecilik ve misyonerlik süreçleriyle kaybetmeye devam eden Afrika için acil yardım, eğitim ve sosyal kalkınma projeleri ile çalışmalarını devam ettirirken sağlık alanındaki boşlukların da farkına vardı. Bu çerçevede özellikle geceleri ile gündüzleri arasında bir fark olmayan ve basit nedenlerle görme yeteneğini kaybeden 10 milyon Afrikalı için acil bir şeyler yapılması gerekiyordu. Özellikle Sahra kuşağı üzerinde yer almakta olan 10 ülkede bulunan milyonlarca Afrikalı için iyice kritikleşen görme sorununun çözülmesi hayati öneme haizdi. Zira görme sorunlarının yarısı, kolaylıkla tedavi edilebilen katarakt hastalığı olarak öne çıkarken, bu hastalıktan kurtulmak 10 dakika gibi kısa bir sürede mümkündü. Kıta üzerindeki bu kadar âmâ insan içinde sadece 2000 kişiden biri tedavi imkanına sahipti ve eğer engel olunmaz ise yakın gelecekte her 100 Afrikalıdan 3-4 tanesinin kör olmaması için hiçbir engel yoktu. Zengin ülkelerde katarakt, yaşlı hastalığı olarak bilinirken; Afrika’daki hastaların %15 kadarı bu hastalıkla dünyaya gelmekteydi. Ailelerin bilgisizliği, sağlık merkezlerinin yetersizliği, hijyen şartlarının yerine getirilemiyor oluşu, her 30-40 bin kadar insana bir doktorun düştüğü Afrika ülkeleri gerçeğiyle birleştiğinde durum daha da vahimleşiyor ve giderek daha da ağırlaşan bir netice karşımıza çıkıyordu.

Sizlerle birlikte üç ayda 25 bin göz…
İHH İnsani Yardım Vakfı olarak, Dayanışma Vakfı işbirliğiyle “Siz görürseniz onlar da görecek” sloganı ile başlatmış olduğumuz ve bir sene kadar sürmesini öngördüğümüz katarak ameliyatları projemiz nisan ayı itibariyle başladı. Kampanyaya ilk üç ay içerisindeki ilgi gerçekten tahminlerimizin ötesindeydi. Neredeyse 90 günlük bir süre zarfında, 25 bin civarında gözün yeniden ışıkla buluşmasına yetecek kadar bir destek bulduk. Hayırseverlerimizin kalıcı hizmet bırakma azim ve kararlılığı “Afrika Katarakt Projesi” ile bir kez daha aşikar oldu. Yıllar yılı dünyanın farklı coğrafyalarında her türlü hizmeti tasarruflarıyla sağlayan hayırseverlerimiz bu kez insanın bizzat kendi bedeni için seferber oldu ve kimi zaman gözyaşları içerisinde kimi zaman bizzat çocuklar eliyle yapılan bağışlar, Afrika insanı için gerçek bir aydınlık oldu.

Benin, Togo ve Gana tamam
Katarakt projemizin sahaları olan 10 Sahra kuşağı ülkesinden Benin, Togo ve Gana, katarakt ameliyatlarımıza başladığımız ilk ülkelerimiz oldu. Aylardır devam ettirmiş olduğumuz hazırlıklarımız nihayet son buldu ve bu üç ülke ile ilgili mayıs ayı içerisinde ilk tur ameliyatlarımız başarıyla gerçekleşmiş oldu. Netice ümit vericiydi ve büyük bir mutluluk kaynağı oldu bizler için. Zira sırasıyla Benin’de 390 ameliyat ve 4.500 muayene, Togo’da 300 ameliyat ve 5.500 muayene ve Gana’da 281 ameliyat ve 5.000 kadar muayene yapıldı. Bu şekilde toplamda 971 katarakt ameliyatı, 15.000 muayene ve binlerce insana verilen göz ilaçları, çeşitli numaralarda gözlük ve diğer ilaçlarla bu üç ülkedeki kardeşlerimiz artık hayata umutla bakmaya başladılar.

Katarakt ameliyatlarımızın yapılacağı diğer yedi ülkedeki hazırlıklar da büyük bir hızla devam etmekte. Önümüzdeki günlerde ilk olarak Çad, Nijer ve Sudan’da başlayacak olan ameliyatlarımız daha sonraki aylarda Etiyopya, Mali, Somali ve Burkina Faso’da hızlı bir şekilde devam edecek ve bir sene zarfında inşallah 100 bin ameliyat nihayete erecek.

Katarakt ameliyatı projesi, uzun bir zamana ve çaplı bir hazırlığa ihtiyaç duyan büyük bir projedir. Muayene ve ameliyatlardan önce yapılan hazırlıkları kısaca şu şekilde sıralamak mümkün:
•    Öncelikle bölgede bulunan partner kuruluştan bölgedeki katarakt hastası insanlar hakkında bilgi ve proje talep edilmesi
•    Gelen proje incelendikten ve gerekli finans desteği hazırlandıktan sonra uzman kişilerin ön hazırlıkları yapmak üzere bölge ziyaretleri
•    Katarakt ameliyatı yapılacak şehirlerin, hastanelerin (yoksa müsait ortamların) tespit edilmesi
•    Hazırlık sürecine göre ameliyat tarihinin belirlenmesi
•    Bölgelerde halka duyuru yapılması. Katarakt ameliyatları kararı alındıktan sonra ulaşım ve iletişim imkanlarının oldukça sınırlı olduğu bu bölgelerde ilan çalışmaları başlatılmaktadır. Bunun için radyo, TV, pankart, broşür, poster, el ilanı ve hutbeler ile STK’ların programları öneme haizdir.
•    Doktorların ve tıbbi malzemenin bölgeye sevki
Şimdi katarakt operasyonlarımızın ilk kısmını gerçekleştirmiş olduğumuz Benin, Togo ve Gana’daki programların akışını, bu ülkelerdeki çalışmaların nasıl gerçekleştiğini, ameliyatlara katılan İHH görevlilerinin izlenimlerini ve hastalarımızın hikayelerini aktarıyoruz:

BENİN

İHH İnsani Yardım Vakfı ekibi olarak haritada zaten tıpkı bir anahtar deliğini andıran ve açılmayı bekleyen bir kapı gibi duran Benin’e ulaşıyoruz. Büyük bir heyecanla bağışlarını gerçekleştiren hayırseverlerin emanetlerini sahipleriyle ilk kez buluşturacağız.

Kardeş vakıf ve partnerimiz Africa Muslim Agency (AMA) ile birlikte katarakt mağduru olan insanları Akapakpa Hastanesi’nin bahçesinde toplayıp ameliyatların ne zaman başlayacağını kendilerine ilan ettiğimizde insanlarda umut dolu bir kıpırdanma başlıyor. Öncelikle bir açılış yapıyoruz. Benin Sağlık Bakanı, Türkiye halkına, gösterdikleri bu ilgiden dolayı teşekkürlerini ileten veciz bir konuşma yapıyor: “Minareler diyarı olan Türkiye’den buralara kadar gelip bu projenin gerçekleştirilmesinde katkıda bulunan tüm insanlara Benin halkı olarak minnettarlığımızı ifade ediyoruz.” Ardından söz hakkı bize veriliyor: “Türkiye halkı asla sizleri unutmadı ve bizler bunun için buradayız. Türkiye’deki tüm kardeşlerimizin selam ve dualarını iletiyoruz.”

 Ameliyatlar başlıyor
Nihayet ameliyatların ilk günü gelmişti. Güneşin Kotono’ya vuran ilk ışıklarıyla beraber nice Beninlinin gözleri ışıyacaktı… İnsanların heyecanlı oldukları her hallerinden belliydi. Ameliyatların gerçekleştirileceği hastanenin bahçesine girdiğimizde karşımızda bizi göremeyen yüzlerce insan vardı; kimisinin bir gözü kimisinin de her iki gözü de görmüyordu. Bir gözü görenler bize selam veriyor, hoş geldiniz, diyorlardı. Muayene olmak için sıralarının gelmesini bekliyor, ardında da gözlerinin açılması için ameliyat olacakları ve güneşi, dostlarını görecekleri anı hasretle bekliyorlardı. Muayeneler teker teker yapılmaya başlandı ve ameliyatlar başladı. Hava çok sıcaktı; fakat insanları terleten, birkaç saat sonra görecek olmanın getirdiği heyecandı.  Uzun süredir görmedikleri annelerini, babalarını, kardeşlerini, arkadaşlarını göreceklerdi. Hayatı göreceklerdi. Sevgiyi görerek yaşayacaklardı. Çocuklar annelerini, anneler çocuklarını görerek kucaklayacaklardı. Görmenin ne büyük bir ihsan olduğu hissedeceklerdi…

İlk on isim belli olmuştu. Yaşlısından gencine her yaştan insan görme nimetine kavuşacaktı… Ama aralarında bulunan yedi yaşındaki Done hepsinden farklıydı… 

“Annemi görmek istiyorum!”
Önce yedi yaşındaki Done’yle konuştuk. Çocukluğunu çocuk tadında yaşayamamıştı henüz ama yaşayacaktı artık ertesi gün… İlk önce bize duygularını aktarmasını istedik. İki gözü de görmüyordu. Bu soruları kendisine kimin yönelttiğini daha bilmiyordu…

“Birazdan ameliyata gireceksin ve gözlerin açılacak. Ne hissediyorsun?” dediğimizde, annem, demişti sadece, annem… Evet, annesiydi ilk görmek istediği. Onu bugüne getiren ve onu hiç görmeden sevdiği annesi… Her zaman onunla olan, onunla ağlayan, onunla sevinen, arkadaşlarıyla oynayamadığında kendisiyle oynayan annesi… Onun için annem, demişti.

Sonra, “Arkadaşlarımla oynayacağım.” dedi. “Sadece seslerini duyarak, seslerini takip ederek arkalarından koşmaya çalıştığım arkadaşlarımla artık oynayacağım!” dedi…

“Elhamdulillah artık görüyorum!”
Gözlerindeki bandajı çıkarmak için gittiğimizde bizi duayla karşılayan Abdullahi Rezzak amca ise bizi daha da duygulandırmıştı… Bizi karşısında görünce tebessüm ederek ellerini açtı ve “Elhamdulillah artık görüyorum! 18 yıldır göremediğim çocuklarımı ve en önemlisi torunlarımı görme nimetine kavuşacağım! Size ve bizlere bu fırsatı, bu nimeti veren Türkiyeli hayırseverlere ve Türkiye halkına teşekkür ediyorum!” derken içeride bir uğultu başladı. Oradakiler de görüyordu çünkü ve bize bir şekilde müteşekkir olduklarını anlatmak istiyorlardı. Odada bulunanlardan biri de Abdullahi Rezzak amcanın bıraktığı yerden duaya devam etti ve oradakiler toplu halde duasına amin, dedi. Toplu halde bu defa Ayet el-Kürsi’yi okumaya başladılar ve “İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir?” ayetine gelince bu defa şahadet parmaklarını göğe kaldırarak, “Allahümme amin!” (Amin ey Allah’ım!) dediler…

TOGO

“Doktorlarımıza yardım edin!”
Dapaong şehri, Des Savanes eyaletinin başkenti. Burası, ülkenin en fakir bölgesi. Köylerde yaşayanların durumu daha da vahimmiş. 261.000 kişinin yaşadığı şehirde sadece bir tane hastane var. Hiç kadın doktoru olmayan hastanede sadece dokuz doktor hizmet veriyor. Başhekim Edorh Hokameto, sağlık problemlerini anlattıktan sonra çarpıcı bir tespiti de yapıyor ve ekliyor: “İspanya tarafından yapılan hastanemizde çok sayıda tıbbi malzeme var ama onları kullanacak bilgi ve tecrübeye sahip sağlık elemanlarımız yok. Sizden ricamız, doktorlarımızın Türkiye’deki üniversite hastanelerinde staj görmeleri için bize yardım etmenizdir.” Bizler de şahit olduk başhekimin tespitine. Bir tarafta ameliyatı bekleyen binlerce katarakt hastası, diğer tarafta hastane odasında kullanıcısını bekleyen fako cihazı…

Aydınlığa çeyrek kala…
Kilometrelerce uzaklardan zor şartlarda gelen binlerce hasta, ilk muayenelerini yaptırmak için sabahın erken saatlerinden itibaren sıraya girdiler. Gözleri tamamen kapananlar ailelerinin yardımı ile hastaneye gelebildiler. Muayenesi yapılan hastalardan katarakt olanlar ameliyat için ayrılırken; diğerlerine antibiyotik göz damlaları, merhemler, anti-alerjik ilaçlar, A vitamini ve gözlük verildi. Ameliyat olması gerekenler ertesi güne kadar hastanede ağırlandılar. O gece hastanede kalanların yemekleri ve bütün ihtiyaçları vakfımız tarafından karşılandı. Yakalarına numara ve ellerine muayene karnesi verilen hastalar son karanlık günlerini arkadaşları ile sohbet ederek geçirdiler.

Her şey için on dakika
Üçüncü günümüzde ilk işimiz, teknisyenlerin erken saatlerde hastaneye gidip ameliyat ortamını hazırlaması ile başladı. Mikroskoplar yerleştirildi, ihtiyaç duyulduğu kadar sedir ve diğer bütün tıbbi malzeme kullanıma hazır hale getirildi. Sonra hastalar ameliyat yapılacak yerin kapısında sıraya girdiler. İçeriye alınan her bir hastaya dezenfekte edilmiş elbiseler giydirildi. Sadece hastaların elbiseleri değil, ameliyathanedeki her şeyin sterilizasyonu titizlikle yapıldı. Şeker hastalığı, yüksek tansiyonu, enfeksiyonu veya başka tehlike arz eden durumu olan hastaların ameliyata alınmamasına dikkat edildi. Ameliyat sırası gelen hastaların gözleri temizlendi ve kendilerine anestezi yapıldı. Büyüklerin sadece gözlerine ve yüzlerine anestezi yapılırken, çocuklara genel anestezi uygulandı. Anestezi yapılan hastalar altışar-altışar ameliyat odasına alındılar. Aynı anda altı ameliyat yapıldı. Fonksiyonunu yitirerek görmeyi engelleyen orijinal lensler temizlendi ve yerlerine yenileri konuldu. Her bir ameliyat 10-15 dakika sürdü. Ameliyatları yapılan hastaların gözleri ertesi gün açılmak üzere bandajla kapatıldı. Lenslerin kaymaması için ameliyat sonrasında hastalar bir süre sırtüstü yatırılıp bekletildiler.

Gözlerin ışıkla buluştuğu an
Dördüncü günün sabahında bizler de en az hastalar kadar heyecanlıydık. Artık gözlerden bandajların ve perdelerin kalkıp “Alhamdulillah!” nidalarının yükselmesi anı gelmişti. Açılan gözlerin sahipleri önce kendilerine bu ışığı bahşeden Allah (c.c.)’a hamd ettiler. Sonra bu ışığa sebep olanlara defalarca teşekkür ettiler. Gözlerin açılması ile her bir göz, doktorlar tarafından kontrol edildi. Gözlerin mikrop kapmaması için antibiyotik damlalar uygulandı. Düne kadar birbirleriyle konuşurken farklı istikametlere bakan amcalar, teyzeler, artık birbirlerinin gözlerinin içine bakarak konuşuyorlardı… Sadece yüzleri değil, gözleri de gülüyordu… Dışarıya çıktıklarında bekleyenleri ile tekrar yaşadılar mutluluklarını… Daha öncesinde hiç görmeyen veya çok az görenler, ufuklara kadar zumladıkları göz mercekleriyle tekrar baktılar dünya alemine. Gözlerde bir problemin olmadığından emin olmak için hastalara, ilki bir hafta sonrasına, ikincisi de altı hafta sonrasına olmak üzere iki randevu verildi ve hastalar dualarla uğurlandılar.

“Yalnızca gözlerimizi değil, kalplerimizi de açtınız!”
Açılan gözler, karşılarında kendilerine “Sofalafiye!” (Geçmiş olsun!) diyen İHH İnsani Yardım Vakfı’nın temsilcilerini bulduklarında gözyaşlarını tutamadılar. Gözlerden akan yaşlar sanki şöyle diyordu: “Sizler onlarsınız: Halifesi adına halen hutbe okuyup dua ettiğimiz Osmanlı’nın torunları… Unuttuğunuzu sanmıştık kardeşlerinizi ama unutmamışınız; buradasınız. Hep boynunda haç, elinde İncil ile gelen beyazlara alışmıştı gözlerimiz. Onurlandırdınız bizi. Sadece gözlerimizi değil, kalplerimizi de açtınız!”
Vedalaşmak çok zor oldu. “Sevdik sizi, gitmeyin!” diyenler, vedalaşmak istemiyorlardı. Hep birlikte dua ediyorlardı gözlerine ışık gönderen hayırseverlere. “Selam söyleyin onlara. Allah (c.c.) onların gözlerinden ışıklarını eksik etmesin; onları ve gözleri kadar sevdikleri evlatlarını sıhhat ve afiyetten ayırmasın!” duaları yükseliyordu yüreklerinden.

Hüdanur annesini gördü!
Her birinin başka bir dramı vardı. Biraz daha yakından tanıştığımız hastaların çektikleri zorlukları duyduğumuzda ne kadar ulvi bir vazifenin bizlere bahşedildiğini daha iyi anlıyorduk. Tıpkı hastaneye geldiğinde bir kuş gibi titreyen Hüdanur gibi… Kim bilir kaç defa çukurlara düşmüş, kaç defa ölüm tehlikesi geçirmişti. Yedi yaşına gelmiş, ama sanki hiç doğmamış gibiydi… Bir defa olsun anne ve babasının yüzünü görmemişti… Biricik kızını bağrına basan annesi, kızının gözlerine bakacağı anın heyecanını yaşıyordu. Başarılı geçen ameliyattan bir gün sonra Hüdanur’un gözleri açıldı… İHH’nın hediye ettiği elbise ve oyuncaklarla iki sevinci bir arada yaşadı Hüdanur… Artık o da görüyor, o da gülüyordu… 

Ayşe artık görüyor!
13 yaşındaki, 6. sınıf öğrencisi Ayşe de küçük yaşlardan beri sağ gözündeki katarakt sebebiyle hep ağlamıştı. İHH’nın getirdiği ışığı duyan annesi, tek çocukları olan Ayşe’yi, yaşadığı köyden 50 km uzaklıktaki Dapaong şehrine getirdi. Bir gün sonra o da artık hayata iki gözüyle bakmaya başladı…

Üç ay daha gecikilseydi…
Abailouj’un sevincini hiç unutamıyorum. 19 yaşındaki, lise 2 öğrencisi… “Gözümden dolayı beynimin sadece yarısının çalıştığını hissediyorum.” diyordu ameliyattan önce. Oraya üç ay daha geç gitmemiz halinde sağ gözünü tamamen kaybedecekti. Ameliyattan bir gün sonra okulunda kendisini ziyaret ettiğimizde, mutluluğunu paylaştığımız Abailouj’un duygularını sözlere dökmek imkansız…

Teşekkür telefonları
Dapaong şehrindeki son günümüzde Togo Müslümanlar Konseyi tarafından ekibimizin onuruna verilen yemekte çok duygusal anlar yaşadık. Yemekten sonra kısa bir konuşma yapan vali Lare Pakindam, unutamayacağımız mesajlar verdi: “Etrafımdaki bütün şehirlerden, size iletmemi istedikleri teşekkür telefonları aldım. Sizler bu sıcak ve zor şartlarda buralara kadar geldiniz. Kur’an-ı Kerim’den bilirsiniz ki; Allah (c.c.) kullarına yapılan hiçbir hizmeti karşılık bırakmaz. İnsanların teşekkürlerinin Allah (c.c.)’ın size lütfettiklerinin yanında hiçbir kıymeti yoktur. Bizlerden kimse Türkiye’nin nerede olduğunu dahi bilmez. Ama siz, ticaret ve maddi bir karşılık için değil; sadece Allah (c.c.) için, O’nun kullarına yardım etmek için buralara kadar geldiniz. İnşallah geldiğiniz gibi selametle ülkenize ulaşırsınız.”

GANA
Katarakt ameliyatlarımız başlıyor

Zaman kaybetmeksizin katarakt ameliyatlarımızı yapacak olan Pakistanlı doktorlarımızın kaldığı merkeze gittik. Pakistanlı doktorlarımız ertesi gün başlayacak olan ameliyatlarımız için oldukça sabırsız görünüyorlardı. 18 kişilik sağlık ekibimiz ve onların koordinatörü olan Halil beylerle görüşmemizi tamamladık ve yarın başlayacak ameliyatlarımız için heyecanla sabahı beklemeye başladık.

Karanlıktan aydınlığa
Ertesi sabah 7:30’da ameliyatlara başladık. İlk gün 100 ameliyat, ikinci gün ise 60 ameliyat ve ayrıca 1.500 kişinin göz muayenesi yapıldı. Hastalara ihtiyaçlarına göre ilaç veya gözlük verdik. İnsanların heyecan ve mutlulukları asla anlatılamaz. Yıllar yılı karanlık içerisinde hemen tüm hareketleri kısıtlanan bu insanların kısa bir ameliyat neticesinde yeniden görme yetilerine kavuşacak olmaları ziyadesiyle bir sevinç ve gurur kaynağı…
Ameliyatlar gerçekleşirken biz de ameliyathanede ve anestezi bölümünde çekimler yaptık. Doktorlarımız gerçekten işlerinin ehliydi. Ameliyatlarımız 15 dakikadan fazla sürmüyordu. Ameliyat olanların yaş ortalaması çok yüksek olmasına rağmen bazen küçük hastalarımız da oluyordu. Onların ve ailelerinin ameliyatları bekleyişi ise bariz bir şekilde diğerlerinden ayrılıyordu…

Doktorlarımız harika
Hastalarımız önce genel bir tansiyon kontrolünden ve diğer rutin sağlık kontrollerinden geçirildikten sonra anestezi bölümüne getirildiler. Burada hastalara, etkisi yaklaşık iki saat süren bir lokal anestezi uygulandı. Hastanenin diğer ameliyathanelerinde maalesef hemen hiçbir hijyen koşulu gözetilmemesine rağmen, katarakt ameliyatlarımızın yapıldığı bölüm tamamen hijyenikti. Doktorlarımızın ve diğer sağlık ekibimizin özverili çalışmalarıyla sterilizasyonu çok güzel bir biçimde sağladık. Al-Basar International Foundation’a bağlı olarak çalışan doktorlarımız, yaklaşık 15 yıldan beri Afrika ve Asya’da göz  ameliyatları yaptıklarından konunun hemen tüm detaylarına hakimdiler.

281 göz ışıkla buluşuyor
281 göz ameliyatı ve 5.000’in üzerinde göz muayenesi ve ilaç tedavisi yapıldıktan sonra görevimizi tamamlayarak Wa şehrinden Tamali’ye doğru yola çıktık. Gönlümüz rahattı;
çünkü insanların mutluluklarının ve yeniden hayata tutunuşlarının en yakın şahitleri olduk…

Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı