İnsani Yardım
Sayı 31
Kamboçya'da, kadim Kımer medeniyeti topraklarında... | Kamboçya'da, kadim Kımer medeniyeti topraklarında... |
|
|
|
| Yazar Muharrem Toğrul | |
|
Asya’nın güney ucunda Tayland ve Vietnam’a sınırı olan Kamboçya, 70’li yıllardaki Vietnam Savaşı ve sonrasında yaşananlarla dünyanın dikkatini çeker… Avrupa, Orta Çağ karanlığını yaşarken; Kamboçya, uygarlığın temel taşlarını diker… Mimaride ve diğer sanatlarda bugün bile yapılamayan en gelişkin örnekleri insanlığa sunar… 1860’larda Kral Norodom, komşu Vietnam ve Tayland saldırılarına karşı Fransız himayesini kabul eder. 1863’te Kamboçya, Fransızlara ait Hindi-Çin sömürgesinin bir parçası olur artık... Bağımsızlık 90 yıl sonra, 1953’te kazanılır... Vietnam Savaşı sırasında Kamboçya, güneyin değil de kuzeyin yanında yer alır ve sınırlarını Viet-Kong’a açar. 1969 yılında Amerika, burayı da bombalamaya başlar ve bölgeye asker çıkarır. Bu işgal, küçük bir komünist grup olan “Kızıl Kımerler”in güçlenmesine ve amansız bir iç savaşa yol açar. İç savaş 17 Nisan 1975’te başkent Phnom Penh’in Kızıl Kımerlerin eline geçmesiyle sona erer. Hemen o gece Phnom Penh boşaltılır, 10 yaşından küçük çocuklar ailelerinden ayırılır ve istisnasız herkes ellerinde sadece birer bohça ile yollara düşer. O sırada Phnom Penh’in nüfusu iki milyondur ve bu iki milyon insan kentten çıkarılıp günler, aylar süren yürüyüşlerle ülkenin dört bir yanına dağıtılır. Çünkü Kızıl Kımerlerin lideri General Pol Pot, başlarına ne geldiyse, Batı sömürgeciliğinden geldiğine inanıyor ve kurtuluş için, yaşamı “sıfır noktası”na döndürmek gerektiğini düşünüyordu. Bu da 10 milyon nüfusun tamamının çiftçi olması anlamına geliyordu. Pol Pot, iktidarından sonra ülkenin adını “Demokratik Kamboçya” olarak değiştirir. Okullar, üniversiteler, hastaneler, mahkemeler, gazeteler kapatılır. Tüm kitaplar yakılır, para kullanımı yasaklanır ve takas sistemi getirilir. Kentlerde teknolojinin izleri yakılıp yıkılır. Aile kavramı karşı devrimci bir kavramdır ve kolektif tarımı engeller. Bu yüzden çocuklar ailelerinden, eşler birbirlerinden ayrılır. Meslek sahipleri, aydınlar, üniversite mezunları, yabancı dil bilenler öldürülür. Gözlük takanlar, gözlerinin kitap okuyarak bozulduğuna inanılarak idam edilir… Yüz binlerce insan işkenceden, yüz binlercesi yollarda talan olmaktan, yüz binlercesi açlıktan, yüz binlercesi de tarlalardaki ağır çalışma koşullarından dolayı ölür. Fakat kaderin cilvesine bakın ki; Pol Pot Fransa’da eğitim görmüş ve Fransızca biliyordur… Pol Pot’un ordusunun en önemli gücünü çocuk askerler oluşturur… En küçüğü 10 yaşlarında olan bu çocuklar, boylarından daha uzun olan silahlarla ülkede büyük katliamlara imza atarlar… Soykırım Müzesi işkence kokuyor… Phnom Penh’de önceleri okul, Pol Pot iktidarı ele geçirince de hapishane olarak kullanılan Soykırım Müzesi’ndeyiz… Pol Pot ve Kızıl Kımerler’in vahşeti burada tüm açıklığıyla gözler önüne seriliyor. Binbir çeşit işkence aleti, öldürülen mazlumların fotoğrafları, binlerce kafatasının sergilendiği bölümler… Bugün bile zaman zaman yenileri bulunan toplu mezarlar… Milyonlarca kayıp hayatın fotoğrafları Soykırım Müzesi’nde burada sergileniyor, ziyaretçiler kurbanların son anlarını geçirdiği hücreleri görebiliyor… Alt katta işkenceye alınan mahkumların barındığı hücrelerin yanı sıra üst katta sadece ayakta duracak kadar bir alana sahip küçük hücreler, bize ürperten bir gerçeği fısıldıyor: Ülke kan gölüne dönerken ve nüfus neredeyse yarıya düşerken, dünya olanları hiç önemsemiyor hatta kendi stratejik beklentilerine göre Kızıl Kımer iktidarına destek veriyordu… Ölüm tarlasının meyveleri: Cesetler Ölüm tarlasındayız… Burası adını, toprağın altından ve çevredeki göllerden sürekli olarak ceset çıkmasından dolayı almış. Ölüm Tarlası bugün müze… Halen toprağın altından çıkarılamayan cesetlerin olduğunu öğreniyoruz… Müzenin tam ortasında devasa bir anıt… Anıtın içi, kafatası ve kemiklerle dolu. Burada Pol Pot’un vahşi ideolojisinin küçük bir yansımasını görüyoruz. Bugün müzeyi en çok Batılı turistler geziyor. Başkent katliam müzeleri yüzünden ilgi görüyor. Bir kenti, Kımerlerin katlettikleri kardeşlerinin cesetleri çekici kılarken, yöre halkının geçim kaynağını yine bu cesetleri görmeye gelen turistlerin oluşturması ise, içinden çıkılmaz bir dilemma olarak duruyor karşımızda.Batı ve Amerika bugün Pol Pot’u lanetliyor ve insanlık düşmanı olarak görüyor. Duruyor ve düşünüyoruz, peki ama resmi hükümete rağmen BM neden 1993’e kadar Pol Pot’u ve Kızıl Kımerleri Kamboçya’nın tek resmi temsilcisi olarak kabul etti ve onlara sandalye verdi? Kızıl Kımerlerin dört yıllık yönetiminden geriye bir milyon ölü, bir kaç milyon öksüz/yetim ve yıkık bir ülke kalır. Bölgedeki Müslüman nüfus ise 200 binden 138 bine iner. Angkor Tapınağı ve düşündürdükleri Kamboçya’nın Siem Reap şehri başkente kıyasla daha gelişmiş. Sebebiyse muhteşem mimarisi ve heybetiyle şehrin ortasında bir mühür gibi duran Angkor Tapınağı. Siem Reap aynı zamanda Kamboçya’nın ilk başkenti. Siem Reap ismi yıllardır bu şehir yüzünden sorun yaşanan Tayland’a bir gönderme. Anlamı “yenilgiye uğrayan siyam”. Ayrıca Genaral Pol Pot, 1993 yılından öldüğü yıla kadar Siem Reap’ta saklanmış. Angkor Wat, insan beyninin bugüne kadar tasarladığı en görkemli, en uyumlu yapıt olarak tanımlanıyor. Yapımında, Mısır piramitlerinden daha çok taş kullanılmış ve üstelik her santimetrekarenin üzeri kabartmalarla işlenmiş. Daha yaklaşmadan, çok uzaktan bile görebiliyorsunuz Angkor Wat’ı. Her biri 55 metre yüksekliğindeki beş kule. Yaklaşmak için içinde bir zamanlar timsahların yaşadığı gölü geçiyorsunuz. Tapınağı çevreleyen gölün üzerindeki dört yapay köprüden birini; köprülerin ardındaki kapıları, kapıların ardındaki duvarları, duvarların ardındaki galerileri görmek için geçmeniz gerekiyor. Tapınak 82 hektarlık bir alanı kaplıyor. II. Suryavarman döneminde yapımına başlanan bu muazzam tapınağın içinde ilerledikçe yükseliyorsunuz. Yükseldikçe yeni koridorlar, yeni heykeller, başka kabartmalar sizi karşılıyor. Yapıdaki her şey simetrik. Sağda ne varsa solda da aynısı; önde ne varsa arkada da aynısı. Beş kulenin ortasındaki en yüksek kule, Hindu dininde dünyanın merkezi sayılan Meru Dağı’nı, kulelerin çevresindeki duvarlar ise Meru Dağı’nı çevreleyen dağları temsil ediyor. Angkor, sorunlu bir ülke olan Kamboçya’nın sınırları içinde yer aldığı için, dünyada yeterince değeri bilinmiyor ve tanınmıyor. XIX. yüzyılda Angkor’a gelen ilk Fransız misyonerler, ormandan başka bir şey göremediklerini yazarlar. Tamamı harçsız yapılan 82 hektarlık devasa taş tapınak için Fransız askeri komutanlar şöyle der: “Ormanın altında vahşilerin bıraktığı bir takım ilginç taşlar…” İngilizlerse Angkor Wat’ı 1858’de keşfeder. Tapınağı İngiltere adına keşfeden Henri Mouho, bölgenin mütevazı ve sevecen insanları için “vahşiler” der ve batı Henri Mouho’nun bu ifadesini 1990’ların başlarına kadar resmi ağızlarla kullanır. Kımerler vahşiydi çünkü tapınağın yüzlerce yıllık heykelleri taşınamayacak kadar devasa ve büyüktü… Ne İngiltere ne de Fransa bu tapınağı kendi ülkelerine taşıyamıyordu. Onlar da vahşilerin yaptığı ve tamamını taşıyamadıkları bu tapınakta yer alan bazı heykellerin başlarını kesip, o şekilde ülkelerine kaçırdılar. ![]() Kamboçyalı Müslümanlarla Kurban Bayramı’nda… Kamboçya’da Müslümanlar nüfusun %2’sini oluşturuyor; 10 milyonluk nüfusun içinde Müslüman nüfus azınlık olarak yüz binlerle ifade ediliyor. Başkent Phnom Pehn’de, Phnom Pehn’e bağlı bir kasaba olan Kanpong Chnang’da ve Siem Reap’ta Kamboçyalı Müslümanlarla kurbanı paylaşıyoruz. Kurban, Kamboçyalı 3000 Müslüman’a yakınlaşmak için bir vesile oluyor bizlere. Kardeşlerimize Türkiyeli Müslümanların emanetlerini teslim ediyor, çocukların tebessümünü ve hastaların duasını getiriyoruz yanımızda. Bir köyde hasta ocağında, Kanpong Chnang’da cami açılışında… Çeşitli vesilelerle yakınlaşıyoruz kardeşlerimize… Siem Reap’ta gün geceyi getirirken, Müslüman azınlıklar acılarını da alarak evlerine çekilirken koyuluyoruz dönüş yoluna. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Kamboçya’da temel dini eserlerin tercümesi ve basımı Amacı: Kamboçya’da 1975 yılında askeri bir darbe ile ik...
SEMİNERLER: 12.06.2008, Avcılar/İstanbul Avcılar’da İlim Kültür ve Hizmet Vakfı,...
Bosna Savaşı esnasında 10 bine yakın Boşnak Müslüman’ın acımasızca katledildiği Srebrenitsa Katliamı’nın 13. yıldönüm&...
İHH İnsani Yardım Vakfı, işgal devleti içerisinde yaşayan yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere faaliyet...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Irak halkının yaralarının sarılmasında sivil toplum kuruluşlarının önemine binaen Irak Türkmen Kadınlar Derneği tem...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Mart 2008’de 59 Filistinli yaralıyı 30 refakatçisiyle birlikte özel bir uçakla Türkiye’ye...