Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow 29. Sayı arrow Gönüllülük nedir, ne değildir?
Gönüllülük nedir, ne değildir? PDF Yazdır E-posta
Yazar Yılmaz Yaman   
ImageGönüllülük; bireylerin sorumluluk anlayışıyla, çıkar gözetmeksizin bilgi, zaman, beceri, deneyim ve kaynaklarını -kendi özgür iradeleriyle- bir sivil toplum kuruluşunun amacı doğrultusunda kullanmalarıdır. Toplumumuzda sivil toplum kuruluşlarında çalışanlar gönüllü olarak algılanmaktadır. Zira gönüllü olarak çalışma esası, sivil toplum kuruluşlarının var oluşunun temel unsurlarındandır.

Gönüllülük kişinin canı istediği zaman kuruma gelip çalışması, faaliyetlere katılması değildir. Bilakis taşın altına elini sokması ve bunun sorumluluğunu sürdürebilmesi gereklidir. Bu durum kişinin kendisine olan saygısının bir yansımasıdır. Kendine saygı duyan bir birey, gönüllü olacağını taahhüt ettiği kuruma karşı da saygı duyar ve kendinden bekleneni yerine getirir.     

Kişiler niçin gönüllü olurlar?
Kişiler bir sivil toplum kuruluşunda sürekli olarak (tam zamanlı veya yarı zamanlı) ya da belirli projelere katılmak suretiyle gönüllü olarak faaliyet göstermektedir. Kişilerin gönüllü faaliyetlere katılımı, onların birtakım beklentilerinin/amaçlarının karşılanmasıyla doğru orantılıdır. Bunlar şöyle sıralanabilir: Kişi, kendisine sosyal bir çevre edinmek, inandığı bir çalışmayı veya kuruluşu desteklemek istemekte; ilgili STK’da yapılan işleri eğlenceli bulmakta ve dolayısıyla orada bulunmaktan zevk almaktadır. Bunların yanı sıra, yeni beceriler kazanmak ya da var olan becerilerini ilgili kurumda kullanmak suretiyle korumak; kendisinde var olan birtakım yetenekleri başkalarıyla paylaşmak; kendisini ihtiyaç duyulan birisi olarak görmek ve bir problemin çözümüne yardımcı olmak; içinde bulunduğu sosyal çevrede önemli ve popüler birisi olmak; yeni bir arkadaş ve dost çevresi edinmek istemektedir. Sosyal gereksinimlerden olan aidiyet duygusunu yaşamak ihtiyacındadır…

Kişiler niçin gönüllü olmazlar?
Kişilerin niçin gönüllü olmadığını bilmek, onların niçin gönüllü olmak istediğini bilmekten daha önemlidir. Bu nedenlerden en çok karşılaşılanlar sıralanacak olursa; kişi, sorumluluk almak ya da kendini bir yere bağımlı hissetmek istememektedir, kendisine gönüllülük teklifi gelmemiştir, yapabileceği bir şeylerin olduğuna inanmamaktadır, daha önce kötü deneyimleri olmuştur, beklentileri karşılanamamıştır, yaptığı iş küçümsenmiştir ya da tatsız bir şekilde ayrılmıştır, halihazırda çokça sorumluluk altındadır, yapılan faaliyetlerin sıkıcı bir iş olduğunu düşünür, özgüven eksikliğinden dolayı böyle bir işe kalkışmaz, halihazırda çalıştığı işine engel teşkil edeceğini düşünür, kişinin bir “gönüllü olma” anlayışı yoktur veya böyle bir alışkanlık/gelenek çevresinde/ailesinde yoktur, ek masraf yapacağından çekinir ve bu masrafları gözünde büyütür.

Kişilerin bir kurumda gönüllü olarak çalışırken yaşadığı bazı durumlar vardır ki bunlar pratikte genellikle dile getirilmez. Bunlar, bazen kişinin o kurumdan uzaklaşmasına bazen de tüm gönüllü işlerden kopmasına zemin hazırlar. Bu durumların tespit edilmesi ve çözüme kavuşturulması hem kişilerin kurumdan kopmamasını sağlar, hem de belki çözümü çok basit olan bir problemin gözden kaçırılarak tekrar etmesini önleyici olabilir.

Kişinin beklentileri ile kurumun beklentileri özdeşleştirilememiştir ve böylelikle kişi, beklentilerinin karşılanmadığı hissine kapılarak düş kırıklığına uğramıştır. Bu kişi, becerisine uygun işlerde görevlendirilmemiş, bu konuda herhangi bir destek de görmemiş ya da kendisinden yapabileceğinden daha fazla iş istenmiştir. Bu durumda kişiler bazen görevinin gerektirdiği yetenekleri kendisinde göremeyince içlerinde bir eziklik duyabilmektedirler.

Veya kişilerin kurumda yüklendiği sorumluluk seviyesi, kendisinin istediği seviyede olmamıştır; ya daha az ya da daha çok olmuştur. Söz gelimi, etrafını kontrol etmekten hoşlanan ve kendini böyle güvende hisseden kişi kontrol etme ihtiyacını giderememiş ve hatta kontrol altına alındığı hissine kapılmış olabilir.

 Ayrıca yönetim yapısının hantal oluşu ya da böyle bir yapının hiç gözükmeyişi, kişiyi rahatsız etmiş olabilir. Bunların yanında diğer gönüllü ve profesyonel çalışanlarla olan ilişkilerinde yaşadığı aksamalar kişinin kurumun gönüllüsü olmaktan vazgeçmesine, daha da öte tüm gönüllü faaliyetlerden uzaklaşmasına sebep olabilmektedir.

Bazı kaynaklarda “insanlarla beraber iş yapma” olarak tanımlanan yöneticilik; kâr amaçlı olsun veya olmasın tüm organizasyonların en kritik ve en zor işidir. Sivil toplum kuruluşları içinse bu zorluk daha da artmaktadır. Zira bu tip kuruluşlarda insanlardan öte gönülleri yönetmek işin içine girmektedir.

Kurumlar ancak kaynakları kadar güçlüdür ve bir STK’nın en önemli kaynağı gönüllülerdir. Bazen bir gönüllü, kurumu ileri taşıyabilecek bir potansiyele sahip olmasına rağmen yeterli ilgiyi göremeyince motivasyon kaybına uğrayabilmekte ve ümitsizliğe kapılabilmektedir. Yöneticilerin özellikle bunlara dikkat etmesi gerekmektedir. Ne gönüllü uğruna kurum hedeflerinden sapmalı ne de hedefler uğruna kişiler kurumdan uzaklaştırılmalıdır.

Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı