Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 31 arrow Brezilya'daki son Turco
Brezilya'daki son Turco PDF Yazdır E-posta
Yazar İzzet Şahin   
Brezilya'daki son TurcoİHH İnsani Yardım Vakfı’nın “15. yılında 100 ülkede Kardeşe Kurban” kampanyası dolayısıyla bizler de Brezilya’daydık. Brezilya, 8,5 milyon km²’lik yüz ölçümü ve 186 milyon nüfusu ile dünyanın beşinci büyük ülkesidir. Ekvator ve Şili hariç Latin Amerika’nın bütün ülkeleri ile sınırı vardır. Federal Cumhuriyet ile yönetilen ülkenin başkenti Brasilia, para birimi Real, resmi dili Portekizcedir.

Brezilya’daki İslam’ın tarihi, ülkenin tarihi ile paralellik arz etmektedir. Brezilya’ya giden ilk Müslümanlar, 1500’lü yıllarda Avrupa’dan giden beyazlar arasındaki Endülüs asıllı Müslümanlardır. Sonraları Batı Afrika ülkelerinden giden köle Müslümanlar Brezilya ile tanışmıştır. Esefle ifade edelim ki; Portekizli sömürgeciler Müslümanların dinlerini yaşamalarına müsaade etmemiş ve İslam’ı terk etmeyenlere aşırı işkenceler ve idama varan cezalar uygulamışlardır. Buradaki siyahi Müslüman köleler Arap harfleri ile yazı yazmanın bile idam sebebi olarak görüldüğü kara günler yaşamışlardır.

19. yüzyılın sonlarında Ortadoğu’dan Brezilya’ya gerçekleşen göçler vesilesiyle bölgedeki Müslüman nüfus artmıştır. Bugün kesin olmamakla birlikte, Brezilya’daki Müslümanların sayısının 2,5-3 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.



Tarihten günümüze; Türkiye-Brezilya ilişkileri
Türklerin Brezilya ile ilişkileri, 1865 yılında yolu yanlışlıkla Brezilya’ya düşen iki Osmanlı savaş gemisine kadar uzanır. Osmanlı Devleti’nin Basra’ya gönderdiği iki savaş gemisi Afrika’yı dolanırken fırtınanın etkisiyle rotayı kaybederek Brezilya’nın Rio de Janerio sahiline çıkar. İlk defa Osmanlı askeri gören halk, gemiyi ziyarete gelir. İkinci günde gemiye gelenler arasındaki siyahlar, Osmanlı askerlerinin arasında bulunan ve kıyafetleri ile ulema sınıfını temsil ettiği belli olan Bağdatlı Abdurrahman Efendi’ye selam verirler. Abdurrahman Efendi, Frenk kıyafetleri ile kendisine selam verenlerin istihza ettiklerini düşünür ve selamlarını almaz. Birkaç gün sonra tekrar gemiye gelen siyahlar, namaz kılan Osmanlı askerlerine katılır ve beraberce namaz kılarlar. Bu manzarayı gören Abdurrahman Efendi siyahların selam vermekle kendileriyle istihza etmediklerini anlar ve onlarla tanışmak için tercüman arayışına girer. Sonunda Fas asıllı bir Yahudi, Abdurrahman Efendi ile siyahi Müslümanlar arasında tercümanlık yapar. 10 gün kadar Rio sahilinde kalan gemiler hareket etmeye hazırlandığında, siyahi Müslümanlar Abdurrahman Efendi’nin Brezilya’da kalması ve kendilerine İslam’ı öğretmesi için ısrar ederler. Abdurrahman Efendi gemideki komutanlarla istişare ettikten sonra irşad, tebliğ ve davet çalışmaları için Brezilya’da kalır. İki-üç yıl muhtelif şehirlerde kalarak siyahlara dinini öğretir. İlk aylarda Faslı tercüman aracılığıyla yaptığı vaazların tesirini göremeyen Abdurrahman Efendi, Portekizceyi öğrenip, derslerini bu dilde yapar. Daha sonraları ise Faslı tercümanın Yahudi olduğunu ve kasıtlı olarak yanlış tercüme yaptığını öğrenir. İstanbul’a döndükten sonra yazdığı hatıratı geçtiğimiz yıl “Brezilya’daki İlk Müslümanlar” (Kitabevi, Ocak 2006) ismiyle basılmıştır.

Ortadoğu’dan Brezilya’ya giden ilk Araplar Osmanlı pasaportu ile gittikleri için, Brezilyada’ki bütün Araplar Turco (Türk) olarak tanınıyor. Bu tanıma göre Brezilya’da milyonlarca Türk var. Bizim bildiğimiz tanımı ile Türkiye vatandaşı olup Brezilya’da yaşayan insanların sayısının yüzü geçmeyeceği tahmin ediliyor.

 Brezilya’daki Müslümanların durumu
Brezilya’daki Müslümanlar arasında izole olup kendi kabuğuna çekilenler yok denecek kadar az. Ancak asimilasyon oldukça yaygın: Müslümanların toplumun diğer kesimleri ile açık bir iletişim halinde olması da asimilasyonu hızlandırmış. Müslümanlardan çok az bir kısmı Hıristiyan olmuş, büyük bir kısmının sadece adı kalmış ve bir kısmı da kendilerini ve nesillerini kurtarma mücadelesi vermekte. Yabancılarla evlenme oranının %25’i geçmesi, Müslüman kızlar arasında yabancılarla evlenmenin normal hale gelmesi, asimile olma boyutunu gözler önüne sermekte. Müslümanlarla evlenen gayrimüslim bayanların çok azının Müslüman olması, bunların da çok azının İslam’ı gerektiği gibi yaşaması, şuurlu Müslümanların müşteki olduğu konuların başında gelmekte.

19. yüzyıl sonundan itibaren bölgeye yerleşmeye başlayan Ortadoğu kökenli Müslümanların sayısı günümüzde yüzbinlere ulaşmış durumdadır. Bu topraklarda yaşamalarına ve devlet tarafından da bir engel olmamasına rağmen, Brezilya’da din eğitiminin de verildiği özel okullar yaygın değil. Müslümanların en fazla yaşadıkları Sao Paulo şehrindeki dini eğitim veren okulun bir benzerinin daha olmaması, asimilasyonun gerçek sebebini göstermekte.

Latin Amerika’nın ilk camisi 1929 yılında Sao Paulo şehrinde açılmış. Şu an Sao Paulo eyaletinde 12, ülke genelinde ise 80 cami bulunmakta. Burada, yeterli sayı ve kalitede olmasa da birçok STK hizmet vermekte. Mali olarak genelde orta tabakada olan Müslümanların en ciddi problemleri, örgütlenememiş olmaları. İyi bir örgütlenme neticesinde dış desteğe ihtiyaç duymadan kendi güçleri ile kimliklerini korumaları ve hatta antiemperyalist çizgideki Latin Amerika halkına İslam’ı sevdirmeleri mümkün.

Genelde Sünni olan Müslümanların kendi aralarında bir problem olmadığı gibi, Müslümanlar halkın geneli ile ve resmi erkanla da çok iyi anlaşmaktadır.

Brezilya’ya gitmeden önce bu ülke hakkında bilgilerimiz futboldan ve karnavallardan öteye geçmiyordu. Gittiğimizde, hem ekonomisi ile hem de gelecekte adından çokça söz ettirecek ülkeler arasında olması hasebiyle Türkiye’ye benzediğini gördük.

Brezilya halkı tam anlamıyla dünyalık bir halk. Bir arkadaşım Brezilya halkını şu kelimelerle tanıtmıştı: “Futbol, festival, fuhuş ve içki”. Tropikal iklimin Brezilyalıların karakterleri üzerindeki etkisi ne kadardır bilmiyorum ama gördüğüm şey, insanların çok mutlu (!) oldukları ve sözlüklerinde gam ve keder gibi kelimelerin olmadığıdır. Özellikle yılbaşı ve karnaval mevsimleri olan ocak ayında çılgınlar gibi eğleniyorlar. 14 milyon dolar para harcayarak kutladıkları yılbaşı programları sadece aralık ayının son gecesinde değil, öncesi ve sonrasındaki günleri hatta haftaları içine alacak şekilde yapılıyor.

Brezilya’ya hicret eden Müslümanlara, “Niçin Brezilya?” sorusunu sorduğumuzda ise şu sebepleri sıralıyorlar: Brezilya’nın global savaşlara katılmayan bir barış ülkesi olması, büyük afetlerin yaşanmaması, çok geniş ve verimli topraklarının olması, yabancıların dışlanmaması.

Kurban Organizasyonu    
15. hizmet yılında kurban organizasyonu yaptığı bölgelerin sayısını 100’e çıkaran İHH İnsani Yardım Vakfı, bu yıl ilk defa Latin Amerika’da kurban kesti. Kurban kesilen ülkelerden birisi de Brezilya oldu. Partner kuruluşun üyeleri ve oradaki Müslümanlar, İHH temsilcileri olarak bizleri çok sıcak karşıladılar. Bir haftada kurulan kardeşlik ve dostluk bağı, havaalanındaki ayrılık sahnesini zorlayacak kadar büyük olmuştu. Brezilya programı süresince, daha önceden hazırlanan liste gözetilerek dar gelirli 500’ün üzerinde aileye kurban eti dağıtıldı.

Bayramdan anekdotlar
Partner kuruluşumuzun yaptırdığı Ebu Bekir Camii’nde cuma ve bayram namazlarında hutbe Arapça veriliyor ve camiye girişte verilen kulaklıklar aracılığı ile Portekizceye simultane olarak tercüme ediliyor. Böylesi bir uygulamanın camide yapıldığına ilk defa şahit oldum.



Bayram sabahı cami ile sokak arasındaki basamaklara kırmızı halının döşenmesi, camiye girişlerin ve minberin tüllerle ve balonlarla süslenmesi, ana girişe asılan büyük pankartla bayramın tebrik edilmesi, cami çıkışında avluda dağıtılan Ortadoğu kültüründen enfes tatlılar ve Batı kültürünün sandviç örneklerinin sunulduğu kahvaltı alışageldiğimiz bayram manzaralarından oldukça farklıydı.

Gün çocukların günü. Bayram namazından sonra büyükler musafahalaşıp bizdekine benzer bir şekilde bayramlaştıktan sonra, çocuklar caminin ortasında kız-erkek iki sıra oluşturdular ve heyecanla beklemeye başladılar. Kendilerine bayram harçlığı verileceğini düşünmüştüm. Sonra gördüm ki kıymetleri 30-40 YTL’den az olmayan oyuncaklar hazırlanmış. Çocuklar, hediyelerini imamın elinden aldılar. Doğrusu çocuk olmayı bu kadar çok istediğimi hatırlamıyorum. Hediyeler kadar, büyüklerin çocuklara ilgisi ve aralarına girip onlarla resim çektirmeleri de çocukların sevinçlerini katlamıştı.

Bayramın birinci gününde bayram namazı kılındıktan sonra bütün Müslümanların ormanlık bir bölgede satın alınan gençlik kulübünde toplanmaları ve bayramlaşmaları dikkatimizi çekti. Bir taraftan kesilen kurbanlardan bazıları ateş üzerinde çevrilirken diğer taraftan ailelerin getirdiği tatlılar hazırlanıyor. Yediden yetmişe herkes burada. Çocuklar için hazırlanan oyun alanı, lunaparkları aratmayacak kadar alternatif sunuyor. Gençlerin tercihleri nargile çekmek iken; büyükler mescitte imamdan nasihatlar dinliyor ve gruplar halinde hasbihal ederek hatıralarını yad ediyorlar. Sohbetlerin çoğunun konusunun aynı günün erken saatlerinde idam edilen Saddam olması ise dikkatimizden kaçmıyor. Araplara göre Saddam bu yılın ilk kurbanı.

Yazımı, kurbanları ile dünya genelinde sevgi ve kardeşlik ağı ören bütün hayırseverlere, kurbanlarını ulaştırdıkları gönüllerden emanet aldığım selam ve teşekkürleri ulaştırarak bitiriyorum. Vakıf medeniyetinin varisleri olan bizler için bundan daha büyük bir kıvanç vesilesi düşünemiyorum.

Recommend this article...

 
< Önceki


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı