İnsani Yardım
Sayı 28
Bayram yine gelsin! | Bayram yine gelsin! |
|
|
|
| Yazar Yusuf Armağan | |
İHH tarafından, dünyanın 100 ülkesinde gerçekleştirilen Kurban Organizasyonu için Nijerya’ya davet edilince, bu ülkeye dair ilk aklıma gelen şey, yeşil formalarıyla dünya kupalarında mücadele eden bazı futbolcu isimleriydi: Jay Jay Okocha, Babayaro, Daniel Amokachi ve Uche. Nijerya’nın, Refahyol Hükümeti döneminde kurulan D-8 ülkeleri arasında yer alıyor olması, Nijerya sinema endüstrisi Nollywood’un Afrika genelindeki olumsuz etkisi ve Portekiz ve İngiliz sömürgelerinin akabinde 1960’larda ülkenin bağımsızlığını kazanmasından öte ülkeye dair pek de bir şey bilmediğimi fark ettim. Yolculuğumuzun İstanbul-Dubai ayağı tamamlandığında yaklaşık sekiz saat kadar Dubai Havaalanı’nda bekledik. Lagos uçuşu için çıkış kapısına yöneldiğimizde ise yaklaşık 7,5 saat süren bir uçuş için harekete geçmiştik.Ve sonunda Nijerya’dayız… Dubai-Lagos ayağında havayolu firmasınca dağıtılan bilgilendirici formları doldurduktan sonra pasaport kontrol sıramızı beklemeye koyulduk. Bu formlarda şahsımıza ait bilgiler soruluyor; kalacağımız yerin adres ve telefonları, ayrıca Nijerya’dan bir telefon numarası, Türkiye’deki adres ve telefon bilgilerimiz, pasaport bilgilerimizin tümü soruluyor ve Nijerya’ya ne kadar meblağla gireceğimize dair beyanımız isteniyordu. Abartmadan ifade edelim ki; görevli polisin, bir pasaportumuza bir bize bakarak geçirdiği süre neredeyse yarım saat. Ardından diğer görevlilerin de dahil olduğu, uzunca sayılabilecek, terletici bir sorgu sual neticesinde, görev/yetki belgemizin eski bir makineden fotokopisinin alınmasını müteakiben, İHH’nın BM tarafından kabul görmüş bir kuruluş olması ve NGO sıfatına haiz olması sebebiyle Nijerya topraklarına salıverildik. İHH’nın Nijerya’daki partner kuruluşunun temsilcileri tarafından karşılandık. Uçaktan inen birkaç beyaz adamdan biri olmamız nedeniyle kardeşlerimizin bizi tanımaları gayet kolay oldu. Noel rozeti satan kadınlar, ayaklı döviz bozucuları ve dilenciler arasında ilerlemeye çalışırken sivil polisler tarafından durdurulduk. Bu kez bizimle beraber, seyahatimiz boyunca birlikte olacağımız partnerlerimiz de sorgulanıyordu. Hem de sokak ortasında. Farklı polislere verdiğimiz bilgiler birbirleriyle tutarlı olunca cadde ortasındaki sorgumuz da sona erdi. ![]() Puslu bir Lagos sabahı… Sürekli korna çalan bir taksiyle şehrin caddelerine daldık. Dört beş metrekarelik dükkanlarda yerel yiyecekler satanlar; her sokakta bulunan ve bir dükkan görüntüsündeki kiliseler; Avrupa’nın hurdalıklarından getirtilmiş, toplu taşıma aracı olarak kullanılan, yarım asırlık, sarı, kapısız Volkswagenler; sarı araçların kapılarından sarkarak bir yandan da para sayma maharetini gösterebilen muavinler; kendisini göstermeyen güneş; tozun toprağın arasından yükselen kaosun müziği ve trafiğin durduğu esnalarda camımıza yaklaşarak “oibo” (beyaz adam) diye seslenen delikanlıların arasından sıyrılarak varıyoruz Abdulaziz Islamic Foundation’a. Burası Lagos eyaletinin İdimu şehrinde kurulu bir merkez. İmam Hasan İbrahim, iri yapılı vücuduyla sarılıyor bize. Kendimizi ilk kez güvende hissediyoruz. Puslu bir Lagos sabahı… Afrika’nın meşhur güneşini geldiğimizden bu yana göremedik. Güneş sanki isli bir camın arkasında. Bu aylar, çöl kumlarının oluşturduğu kum bulutlarının gölgesinde geçermiş. Hava nemli, boğucu ve daraltıcı. Akşamdan yaptığımız kurban organizasyonu planının detaylarını bir kez daha gözden geçiriyorum. Nijerya’daki partner kuruluşumuz National Council of Muslim Youth Organizations (NACOMYO / Ulusal Müslüman Gençlik Organizasyonları Birliği) ile müşterek organizasyonumuz sayesinde, sekiz ayrı bölgede, ülkemin insanlarının adı okunarak kurbanlar kesilecek. Emanetimiz ağır. Amacımız hakkı verilerek kesilmiş kurbanlara şahitlik etmek. Önümüzde daha iki günümüz olduğunu düşünürken, rehberimiz Mustafa Balogun’un, içinde bulunduğumuz günün arife olduğunu haber vermesiyle şaşırıyoruz. Burada bayram Türkiye’den bir gün evvel kutlanacak. Hayvan pazarında kurbanlıkların pazarlığını yaparken, avucuna sıkıştırdığı parasıyla yerel giysiler içerisindeki bir kadın dikkatimizi çekiyor. İbadetini layıkıyla yapabilmenin telaşı gözlerinden okunuyor. Kendileriyle sohbet ettiğimiz çocuklar ve gençler Türkiye’ye selam gönderiyorlar. Beyaz avuçlardaki simsiyah küçük ellerin huzuru Günlerden cuma... Nijerya’da cuma namazları, hutbenin okunup, cemaatin namazını eda etmesini müteakip ayrıldığı manzaralardan hayli uzak. Katılımcı ve aktif bir ibadete tanıklık ediyoruz. Kadınlar ve çocuklar da cemaatin bir parçası; cemaat hutbe esnasında rahatlıkla sorular sorabiliyor… İmamın İngilizce olarak söylediği her şey, tok sesli biri tarafından yerel dile tercüme ediliyor. İmam cami içinde Türkiye’den, İHH’dan ve bizden bahsederek bizi taltif ediyor. Bayramı Türkiye’den gelen kardeşlerimizle beraber kutlayacağız, diyor. Cemaatin gülümsemeleriyle karşılaşıyoruz. Çocuklar caminin en mutlu unsurları. Bütün olan biteni kucağımda küçük bir kız çocuğuyla izliyorum. Simsiyah küçük ellerini avucumdan hiç ayırmadan noktalıyorum cuma namazımı. Cami çıkışında İstanbullu Asude ve Neva’nın Nijeryalı çocuklar için hazırladıkları mavi ve pembe hediye paketlerini paylaşıyoruz çocuklarla. Ortalık bir anda çikolatalar, şekerler, zıplayan toplar ve saçlara takıştırılmaya çalışılan tokalarla doluyor. “Afrika’da her 30 saniyede bir çocuk malaryadan ölüyor!” Rengarenk yerel giysilerini bayramın aziz hatırasına kuşanmış Lagoslu Müslümanlar yollardalar. Herkes tatlı bir telaşla koşuşturmacada. Anne babasının eteğine tutunarak bayram namazı için saf tutmaya giden çocuklarla kurbanlık koyununu şehrin kaosundan muhafaza ederek şefkatle götürmeye çalışan yaşlı bir adam, günün ilk fotoğrafı için aynı kareye sığıyorlar hafızamızda. Dönüş yolunda, bir reklam tabelasının koyu cümleleri düşüyor üzerimize: “Afrika’da her otuz saniyede bir çocuk malaryadan (sıtma) ölüyor!” Tişörtlerimizdeki ay yıldız hatırına tezahüratlar alarak bayramlaştığımız sokaklarda, kapılardan içeriye kaçamak bakışlar yolluyoruz. Kalabalık ailelerin yaşadığı gecekondularda nüfus hayli yoğun. Ailelerin, beş dolarlık malaria (sıtma) ilacını satın alamadıkları için ölüme uğurladıkları çocuklarına nazaran şanslı sayılan çocukların gülümsemeleri ve çığlıkları arasında daracık Lagos sokaklarında ilerliyoruz. Tam sekiz ayrı bölgede kesilen kurbanlık hayvanların en son duydukları isimler, Yorubalı gencin kendi lehçesiyle ağzından dökülen, Mardinli Hüseyin’in, Amasyalı Hatice’nin, Muğlalı Rabia’nın, Bursalı Nihat’ın isimleri. Abule-Odu, Amukoko, Ajegunle, Lagos Island, Lagos Mainland, Orile, İdimu ve Bab üs-Selam Yetimhanesi kurban kestiğimiz yerler. Bu bölgelerin tamamı, ihtiyaç sahibi halkın yaşadığı bölgeler. Lagos şehir hayatının tüm sefaletini bünyesinde barındıran bu bölgelerde kesilen kurbanlarla tam 5000 kişiye ulaşılıyor. 1200 kişilik yemek pişirilmesini sağlayarak, yemeklerin yaşlılar evi, Lagos Hapishanesi, Bab’üs-Selam Yetimhanesi ve Özürlüler Merkezi’nde dağıtılmasına vesile oluyoruz. Sultan Abdülhamit’i rahmetle anıyoruz… Sultan II. Abdülhamit Han Nijerya’da en çok bilinen isimlerden. 1892 yılında İngiliz sömürgesi altında bulunan Nijerya’da, Muhammed Shitta’nın bir cami yaptırmak istediğini fakat İngiliz idaresinin iznini alamadığını öğrenen Sultan Abdülhamit, İngiltere nezdinde diplomatik girişimde bulunarak, hazırlattığı bir geminin Lagos’a ulaşmasını sağlamış. Gemi, camiyi yaptırmak için gerekli parayı, sultanın kılıcını ve Muhammed Shitta’ya bir beylik unvanını da götürmüş Lagos’a. O gün bugündür, Shittaların soy ismi Shitta-Bey olmuş. Shitta-Bey Camii oldukça mahzun şimdilerde. Türkiye Diyanet Vakfı’nın restorasyon çalışmaları, caminin Alhaji Sikiru A. Shitta-Bey’in özel mülkü sayılması neticesinde karşılaştıkları özel durumlardan ötürü 10 yıldan bu yana askıya alınmış. “Kiliseden” değil “camiden”!Bu ülkedeki yardım faaliyetleri neredeyse tamamen Hıristiyan kuruluşlar tarafından organize ediliyor. Yemek dağıtımı esnasında uğradığımız yaşlılar evinin mensuplarından duyduğumuz “Hangi kiliseden?” cümlesinin şaşkınlığını hemen bir kenara bırakarak “Camiden.” cevabını veriyoruz hep bir ağızdan. Kısa süreli bir şaşkınlık ve teyit etmenin ardından, daha bir gururla ve daha samimi bir gülümseme ile karşılaşıyoruz. Bab’üs-Selam’a gönüller dolusu selam! Mısırlı Muhammed Şaban 15 yıl önce, hastanelerde, sokaklarda terk edilen, annesiz/babasız kalmış çocukları toplamış, bir yetimhane kurmuş. Bab’üs-Selam Yetimhanesi’nde İngilizce ve Arapça eğitim veriliyor. Kızlardan biri Rahman Suresi’ni okuduğunda gözümüzden süzülen yaşa dur demenin imkanını bulamıyoruz. Türkiye’den getirdiğimiz hediye paketlerini, Nijerya’dan satın aldığımız şekerlemeleri, birkaç oyuncağı ve meyve sularını ikram ediyoruz çocuklara bir kez daha. Nijerya’nın ihtiyacı olan eczacılık, tıp gibi meslekleri seçme niyetinde olan yetimlerin, üniversite eğitimleri için yardım isteniyor ve İHH olarak bu konuda yardımcı olacağımıza dair söz veriyoruz. “Kara olan kötüdür” mü acaba? Çocukların tenimize meraklı dokunuşları haricinde beyaz olduğumuzu tamamen unuttuğumuz bu ülkeden sonra, göreceğimiz tüm düşlerin siyahtan ve beyazdan ibaret olmasını diliyoruz. Sahi biz, kara çalmak, karalar bağlamak, “kara kara düşünmek”, “kara kedi gibi girmek”, “kara gün”, “kara para”, “kara mizah”, “kara yazı”, “bahtı kara”, “yüz karası” gibi tabirleri ortaya çıkaran “Kara olan kötüdür.” felsefesini neden terk etmeyelim ki? Döndüğümüzden bu yana hemen her gün +234 ülke kodlu numaralardan halimiz hatırımız soruluyor. Çocukların bizi uğurlarken hep bir ağızdan söyledikleri “Bayram yine gelsin!” cümlesi ise hala kulaklarımızda. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Dünyanın dört bir yanında eğitim projelerine devam eden İHH İnsani Yardım Vakfı, Afganistan’ın Takhar şehrinde uygulamaya geçir...
İHH İnsani Yardım Vakfı, işgal devleti içerisinde yaşayan yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere faaliyet...
Kamboçya’da temel dini eserlerin tercümesi ve basımı Amacı: Kamboçya’da 1975 yılında askeri bir darbe ile ik...
Tanzanya’daki eğitim kurumlarının, nüfusun %35’ini oluşturan Müslümanların ihtiyacını karşılayacak oranda olmaması, medrese...
Hayırseverlerimizin bağışlarıyla, Afrikalı kardeşlerimizin en ciddi sorunlarından biri olan su sorununu çözme yolundaki gayretimiz sü...
Bu yıl yağmurların geç başlamasıyla ekinlerin büyük zarar gördüğü ve kuraklık sebebiyle birçok insanın hayatını...
İHH yıllardır süren iç karışıklıklardan dolayı dört milyon Sudanlının insani yardıma muhtaç durumda yaşadığı ve ha...