İnsani Yardım
Sayı 30
İslam coğrafyasında Ramazan ve bayram | İslam coğrafyasında Ramazan ve bayram |
|
|
|
| Yazar - | |
![]() Hangi coğrafya, hangi kültür, hangi iklim olursa olsun hep birlikte teneffüs edilen bir hava, hep birlikte ısıtan, aydınlatan bir ışık, hep birlikte saran, kucaklayan sevgi ve huzur atmosferi Ramazan ayı. Rahmet, bereket, mağfiret… Af dileme, bağışlanma… Paylaşma, barışma, kavuşma ayıdır ayrıca. Manevi havanın zengini-fakiriyle doruk noktada yaşandığı huzur iklimi. O geliyor diye, ona hazırlanalım diye Recep’in, Şaban’ın önceden gelip haber verdiği kutlu misafir. Ufak tefek istisnalar hariç Müslüman ayağının bastığı her yerde hasretle beklenen 11 aylık yoldan hoş gelip, hoşnutluk getiren kutlu misafirdir Ramazan... Bu, bereketini yanında taşıyan misafir, İslam ülkelerinde nasıl karşılanır ve nasıl uğurlanır, hepsine olmasa da bir kısmına gelin birlikte tanık, birlikte konuk olalım. “Ramazanda sanki melekler geliyor ve nur dağıtıyorlar” Melekler mi inip nur dağıtıyor, manevi huzur herkesin simasından nur olup etrafa mı yansıyor, bilinmez ama Pakistanlılar ziyadesi ile memnun oldukları durumu böyle niteliyor. Her Müslüman coğrafyada olduğu gibi hummalı bir hazırlıkla karşılanıyor Rahmet ayı. Bir ay boyunca tüm sinemalar ya kapatılıyor veya dini içerikli filmler gösterime giriyor. Kimi lokantalar da bir ay boyunca kapanıyor ve iftar saatinde bile olsa açılmıyor Pakistan’da. Sahura davul ve mani sesleri ile kalkıyorlar. İftar öncesi yine davul çalınıyor ve bahşiş toplanıyor. Teravih namazları hatimle kılınıyor. Zekatlar her mahallede 3-4 yıllığına zekat memuru olarak halk tarafından seçilen kişiye teslim ediliyor. Her cami ve mescitte itikafa giriliyor. Bayramdan bir gün önce “Çand rat” (hilal gecesi ) kutlamaları yapılıyor. Çocuklara Ramazan ayı boyunca harçlık vermeye özen gösteriliyor. Bayramda ikram için erişte benzeri, makarna gibi pişirilen ve isteğe göre süt veya yoğurt dökülüp şeker atarak yenen “sevinya” hazırlanıyor. Bayramda el öpme adeti yok. Bayram namazını kılan herkes birbiri ile kucaklaşarak bayramlaşıyor. Habeş diyarı Ramazan’a selam duruyor Sahabenin hicret yurdu Habeşistan (Etiyopya)’da ise halkın % 70’i Müslüman ancak yönetim Hıristiyanların elinde. Hasret gidermek, Ramazan ayını birlikte idrak etmek için sıla ziyaretleri Ramazan ayına denk getiriliyor. Ramazandan bir ay önce fakirler tespit ediliyor. Başlıca tüketim maddesi olan mısır ve “maşıla” denen çörekler hazırlanıp dağıtılıyor. Sahura müezzinin “Sahur vakti gelmiştir, sahurda bereket vardır kalkın!” diyen çağrısı ile kalkılıyor. Ramazan’da sabah namazına rağbet artıyor. İftarda çorba, börek ve tatlı yendikten sonra teravih namazı kılınıyor, akabinde ana yemekler yeniyor. Özellikle Ramazan’ın ikinci yarısı tespit edilen fakirler evlere davet edilip birlikte iftar ediliyor. Durumu daha iyi olan aileler ise teravih namazına giderken götürdüğü yemekleri fakirlere ikram ediyorlar. Hıristiyan halk içkili mekanlarını Ramazan ayı boyunca kapalı tutuyor. Son 10 gün Kur’an okumaya, zikre ağırlık veriliyor. Bayram namazı kadın, erkek, çocuk, hep birlikte meydanlarda, futbol sahalarında kılınıyor. Namazın ardından bayramlaşan halk tekbirler getirerek yürüyüp evlerine dağılıyor. Çocuklar ev ev dolaşıp harçlık topluyor. Elin önce dışı sonra içi öpülerek bayramlaşıyorlar. Kimi zaman Hıristiyan komşular da bayramlaşma için ziyarete geliyor. Kayınpederden bayram ziyareti Kuzeyinde Boşnakların, Güneyinde Arnavutların yaşadığı %30 Müslüman nüfusu ile bir Balkan ülkesi olan Karadağ’da ise her iki bölge halkı da Müslüman olmasına rağmen ayrı milletlerden geldikleri için adetleri de ayrı ayrı. Komünizmin din üzerindeki baskın etkisini halk halen yaşıyor. Karadağ’da dini faaliyet gösteren herhangi bir vakıf veya dernek bulunmuyor. Kimi ülkelerde olduğu gibi maalesef toplumsal bir dayanışmaya dönüşmeden bireysel yaşanıyor. Karadağ’da yaşayan Arnavut halk, kızlarını gelin ettikten sonra öyle sık göremiyorlar. O yüzden de aileler arasında yapılan ziyaretleşmede öne çıkan farklılık; bayramın ilk günü kayınpederin damadın evine gelmesi. Damadın ise bayramın ikinci günü iade-i ziyaret yapması. Bir diğer fark ise el öpme kültürünün olmaması. Kapısı çalınmamış ev kalmaz Cibuti’de Susuzluğun temel problemlerden biri olduğu ve yoksulluğun da büyük ölçüde susuzluktan kaynaklandığı Cibuti’de yoksul sofraları Ramazan’da şenlendirilmek için ayrıca gayret sarf ediliyor. Ramazan ayı boyunca diğer zamanlardan tamamen farklı bir yemek yeniyor. Diğer 11 aydan farklı bir ay geldiği için yemeğin de farklı olmasına önem veriliyor. Halkın %95’i oruç tutuyor ve oruç tutmamak ciddi bir ayıp olarak görülüyor. Oruç tutmayanlar açıktan yemek yemiyor. Devletin emri ile restoranlar kapatılıyor ve sadece yabancı turistler için belli birkaç yer açık olabiliyor. Hanımlar arasında tesettüre daha bir dikkat ediliyor. Ramazanla başlayan dindarlaşma süreci genelde etkisini kaybetmiyor ve kalıcı olabiliyor. Cibuti halkı arasında iftara davet gibi bir gelenek yok. Çalışan herkes az da kazansa çok da kazansa zekat veriyor. Bayramda herkes borçlanarak bile olsa mutlaka yeni bir kıyafet alıyor ve bayramı yeni giysileri içinde karşılıyor. Kadınlar mutlaka bayram namazına iştirak ediyor. Bayram namazı meydanlarda kılınıyor. Bayramda yerel yiyecekler hazırlanıyor. Tanıdık tanımadık herkes birbiri ile bayramlaşmaya gidiyor ve ziyaretlerde gelen her misafire yemek ikram ediliyor. Bu ziyaretler gerçekleşirken kapısı çalınmamış bir ev bırakmamak, tanıdık tanımadık herkesi ziyaret etmek yükümlülük kabul ediyor. Ramazan ışıl ışıl Kenya sokaklarında Nüfusunun yarısı Hıristiyan olan bir Doğu Afrika ülkesinde Kenya’dayız… Ramazan boyunca ilişkiler diğer günlerde olduğu gibi serbest ve ölçülü geçiyor. Müslümanlar işe sokakları aydınlatmakla başlıyor. Çünkü Ramazan ayı boyunca herkes iftarını sokakta hep birlikte yapıyor. Cami avluları ise iftar için tercih edilen alanlar arasında bulunuyor. Ramazandan bir gün önce sokaklarda kudüm benzeri bir çalgı olan “matariler” çalınıyor. Ramazan boyunca gündüz pek bir hareketlilik yaşanmayan Kenya bütün enerjisini adeta iftarla başlayan geceye saklıyor. Sahura kudüm sesleri ile uyanıyorlar. Genç kızlar Arefe günü kına yakarak bayrama hazırlanıyor. Her gün eve dönüşlerde anne babanın elini öpmek yaygın bir adet olduğu için bayram sabahı el öpmek çok özel bir durum sayılmıyor. Bayram sabahı uyanan hane halkının ilk işi birbirine “mübarek” diyerek selamlaşması oluyor. Bayram namazı büyük bir meydanda kılınıyor. Meydanlarda kılınan namaz sonrası topluca bayram duası yapılıp tövbe ediliyor. Bu an duygusallığın doruk noktası oluyor. Gözyaşları arasında yapılan duanın ardından evlere dağılıp, bütün yakın akrabalar birlikte yemek yiyorlar. Tatlıyı sevmeyen Kenya halkı kuzu etinden yapılan yöresel yemeklerini ikram ediyorlar. “Kara bayramın mübarek olsun!” Bağımsızlığını daha 17 yıl önce kazanmış, Sovyetler döneminde kimi camilerinin spor salonuna dönüştürüldüğü, oruçluların tespit edilip zoraki su içirildiği, halen içkinin su gibi tüketildiği, içkisiz düğün ve eğlencenin düşünülmediği Azerbaycan’dayız bu kez. Ramazan ayına elinden geldiğince uyum sağlamaya çalışıyor Azerbaycan halkı. Geçmişte sadece yaşlıların oruç tutuğu, hala kelime-i şahadeti bilmeyen insanların olduğu ülkede iftar daveti geleneği yok. Bayram için sütlü pilav yapılıyor. Oruç tutsun veya tutmasın bütün yaşlılar ziyaret ediliyor. Oruç tutanlara çok küçük de olsa bir hediye veriliyor. Bayrama erişemeden vefat eden varsa bayram sabahı cenaze evinde toplanılıyor ve bu toplanmaya “kara bayram” deniyor ve herkes birbirine “kara bayramın mübarek olsun” diyor. Önceden hazırlanan “ovma külçe çörek” cenaze evine götürülüp orada ikram ediliyor. “Gurbetlerde Vatan için hep ağlarım sızlarım Vatan bensiz yaş akıtır, ben vatansız ağlarım” Vatansız bir milletin öyküsüdür onların yaşadığı. Yurtlarından sürülüp dünyanın dört bir yanına dağıtılsalar, yurtları işgal edilmiş olsa da Ahıska onların vatanı, onlar Ahıskalıdır. Halen vatan onlar için, onlar vatan için ağlar. 1944’te Stalin tarafından yurtlarından sürülen 200 bin Ahıska Türk’ü Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan’a sürülür. Bu zorunlu yolculuğun bilançosu ağır olmuş, yola çıkan Ahıskalıların yarısı daha yolculukları bitmeden ölmüşler ve gömülmelerine bile fırsat verilmemiş. Daha sonra ise kimi Azerbaycan’a, kimi de Rusya’ya yerleşmiş. Azerbaycan, Ahıska Türklerinin çoğunluğunun bulunduğu ikinci vatan olmuş. Yaşadıkları sürgünle kopmuş Ahıskalılar dağılmış, her biri bir başka coğrafyaya düşmüş. Yurtsuz, topraksız atalarından sonraki nesillere bu sürgün yolculuğu sırasında yaşadıkları, dilden dile dolaşan acı hikayeleri miras kalmış. Ahıskalıların yerleşimleri konusunda halen bir çözüm bulunamamış ve Asya’dan Avrupa’ya dünyanın dört bir bucağında bitmeyen sürgünlerini yaşıyorlar. Topraklarından koparılmak ve ailelerinin dağılıp parçalanması, inanç bağlarını koparamamış Ahıskalıların. Gittikleri her bölge onlara kültürel zenginlik katmış ve inanç değerlerinden hiç ödün vermemişler. 12-13 yaşın üstündeki yetişkinlerin %100’e yakını oruç tutuyor. Teravih namazlarını erkeklerin tamamı kılarken kadınlar kılmıyorlar. Zengin bir mutfağa sahip olan Ahıska Türklerinin rağbet ettiği en önemli yemeklerin başında pilav geliyor. Azeri pilavı, Özbek Pilavı, kimilerinin “vatan pilavı” diye nitelendirdiği Türkiye’de genelde yapılan pirinç pilavı. Bayram öncesi yemek hazırlıkları yapılıyor. Biber dolması, özel tencerede buharla pişen mantı, ve Rus mutfağında yer alan “hinkal”… Ahıska Türklerinin rağbet ettiği en önemli yemeklerin başında pilav geliyor. Azeri pilavı, Özbek Pilavı, kimilerinin “vatan pilavı” diye nitelendirdiği Türkiye’de sıklıkla yapılan pirinç pilavı. Ahıskalılar için bayram ziyaretleri ise sürgünlüğü unutmak için daha bir önem arz ediyor. Dubai’de her evin bahçesinde bir iftar çadırı İsmi anıldığında akla ilk olarak turizmin geldiği, gözde bir Arap emirliği olan Dubai Ramazan ayını da gelir düzeyine göre geçiriyor. Her evin bahçesine kurulan çadırlarda fakirlere ve yoldan gelip geçenlere iftar ziyafetleri sunuluyor. Akşam namazı kılındıktan sonra sofralara oturuluyor. Teravih namazı büyük camilerde hatimle ve 20 rekat olarak kılınıyor. Ülke nüfusunun geneli oruç tutuyor, tutmayanlar ise tutar gözükmeyi tercih ediyor. Restoranların işletmecileri yabancılar olduğu için Ramazan ayında da kapatılmıyor. Ramazan’a birkaç gün kala koyunlar kesilip, etler kavrulup hazırlanıyor. Birinci ezanla sahura kalkılıyor. Sahurda kuru üzüm ve şeker katılarak makarna gibi pişirilen erişte yeniyor. Ramazan ayı boyunca her gün yapılan eriştenin yanı sıra genel olarak sahurlarda tatlı yiyecekler tüketiliyor. İkinci ezanla yani sabah ezanı ile birlikte sahur son buluyor. Bayramda ise zenginler boğa veya deve kesip, etlerini pişirilmiş ya da çiğ olarak dağıtıyorlar. “Hem acı, hem tatlı ama lezzetli hulumur”Yine bir Afrika ülkesindeyiz. Afrika’nın en büyük ülkesi Sudan’da… Ramazan ayına özel yapılan hazırlıkların başında “hulumur” adı verilen ve bizce adam akıllı yanmış, kömür şeklinde bir hamur işi içecek geliyor. Günler öncesinden hazırlanan hamurlar bir sahana iyice yayılıyor ve ateşe konulup özenle yakılıyor. Simsiyah olduktan sonra güneşe konulup kurutuluyor. İftar öncesi gündüzden suda bekletilen hamurlar bir süzgeçte süzülüp posası atılıyor ve kalan sulu kısmına şeker ilave edip dolapta soğumaya bırakılıp soğuk soğuk içiliyor. “Kelkele” adı verilen kuşburnu benzeri bitki de Sudan’da bol tüketilen içecekler arasında. Zenginiyle fakiriyle sofralarda mutlaka beş-altı çeşit yemek bulunmasına özen gösteriliyor. Sudan’da Ramazan, kaynaşmanın, birlikteliğin en fazla yaşandığı günler demek. Namazdan önce, namazdan sonra, daha sonra… Hiç bitmeyen bir sofra faslına dönüşüyor Kamerun’da Ramazan. 1960 yılına kadar Fransız sömürgesinde kalmış Kamerun’un, güneyinde Hıristiyanlar, Kuzeyinde ise Müslümanlar yaşıyor. Kamerun halkı arasında namaz kılmayan ve oruç tutmayan Müslüman düşünülemiyor. Hem ucuz hem çok sevilen et, yemeklerin hemen hepsinde hakimiyetini sürdürüyor. Sokaklara kurulan sofralarla tüm mahallelinin birlikte yaptığı iftarlar neredeyse gece boyunca sürüyor. Etli çorba, süt, ve tatlı ile başlayan iftara akşam namazı ile ara veriliyor. Namazdan sonra etli pilav gibi ana yemekler yenilip teravih namazına gidiliyor. Havanın sıcak olmasından dolayı özellikle dışarıda kılınan teravih namazı sadece sekiz rekat kılınıyor ve yeniden sofraların başına dönülüyor. Bu defa salata yeniyor, sütlü yeşil çay içiliyor ve yeme içme faslı böylece tüm geceye yayılmış oluyor… Sigara içmenin haram sayıldığı Kamerun’da sigara içen birisi ile aynı sofraya oturulmuyor. “Kelkele” içeceği de şekerli ayran gibi Kamerun’da vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Sokak satıcılarının başında ise buzcular geliyor. Buz, devasa kalıplar halinde hizmete sunuluyor. Sahura davul ve ilahilerle kalkılıyor. Bayrama bir hafta kala hamur işi tatlılar hazırlanıyor. Sabah bayram namazına gitmeden evvel mutlaka koyun veya inek kesiliyor. Bayram namazına kadınlardan yaşlı olanlar katılıyor. Namaz sonrası yine camilerden Kur’anı Kerim yayını devam ediyor. Küçük çocuklar kapı kapı gezip şeker ve para topluyor. Sokaklar teflerle ilahi söyleyen gruplar tarafından şenlendiriliyor. İslam coğrafyasının yalnızca bir kısmına gerçekleştirdiğimiz konukluğumuz burada nihayete eriyor. Görüyoruz ki, zengin, fakir, sürgün, mülteci, savaşta, işgalde sorunlu ya da sorunsuz bir toprak olması hiç fark etmiyor, hemen her bölge adeta tüm gücünü toplayıp kendince Ramazan’ın manevi atmosferini kuşanıp, bayrama erişmenin hazzını yaşıyor. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Ürdün Yetim Merkezleri Meslek Edindirme Projesi tamamlandı Yoksulluğun yanı sıra toplumsal dışlanmışlıkla da baş etmeye ça...
25-27 Haziran 2008 tarihleri arasında İsviçre’de Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Sivil Toplum Kurulu...
Mağdur mültecilere giysi yardımları İHH, Kırklareli Gazi Osman Paşa Yabancı Kabul ve Barındırma Merkezi’nde geçici olarak...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Orta Asya’da mültecilerin yoğun olarak bulunduğu Pakistan’da insani yardım faaliyetlerine devam ediyor. Mans...
Ben olmaktan sıyrılıp teslimiyetle beraber biz olmanın, dayanışmanın ve bununla gelen rahmetin, bereketin ve mutluluğun yoğunlaştığı vakit geldi. ...
Değerli Gönüldaşımız, Hayırda yarışma mevsimi olan Ramazan’ı idrak ettiğimiz şu günlerde, İHH İnsani Yardım Vakfı olar...
İki milyona yakın bir Müslüman nüfusa sahip olan Nepal’de İHH İnsani Yardım Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştirilen te...