Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 33 arrow İnsani Yardım'ın anlam kazandığı belde: Afganistan
İnsani Yardım'ın anlam kazandığı belde: Afganistan PDF Yazdır E-posta
Yazar Faruk Çakır, Umut Yavuz   
İnsani Yardım'ın anlam kazandığı belde: AfganistanKuzeyde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan, kuzey doğuda Doğu Türkistan, doğu ve güneyde Pakistan, batıda da İran’la çevrili Afganistan İslam Cumhuriyeti, bir ön Asya ülkesidir.
Yaklaşık 25 milyon nüfusu olan Afganistan, etnik ve dinsel yapı açısından çok zengin bir atmosfere sahiptir. Öyle ki ülke nüfusunun sadece %42’sini Afganlar (Peştunlar) oluştururken, %24’ünü Tacikler, %12,5’ini Türkler, %8’ini Moğolca konuşan Hazarlar, %4,2’sini Farisiler (İranlılar), %3,4’ünü Aymaklar, %1,7’sini Beluciler ve bunların dışında kalan kesimi de Paşayiler, Kızılbaşlar, Nuristanlılar, Brahuiler, Hintliler ve Ariler gibi kesimler oluşturmaktadır. Etnik bakımdan böylesine zengin bir çeşitliliğin görüldüğü Afganistan’da, Peştuca ve Tacikçe resmi dildir. Nüfusun yarıdan çoğu Peştuca, dörtte bire yakın kısmı da Tacikçe konuşur. Afganistan’ın resmi dini İslam ve halkın %99’u Müslüman’dır. Müslümanların yanı sıra az sayıda Hindu, Sih ve Yahudi yaşamaktadır.

Yoğun kırsal nüfus
Halkın sadece  %16’sının şehirlerde yaşadığı Afganistan’ı bir köy toplumu olarak nitelemek yanlış olmaz. Yani diğer az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Afganistan’da da ülke gelirinin yarısından fazlası tarım ve hayvancılıktan elde edilmektedir. Ekonominin büyük ölçüde tarıma bağlı olduğu ülkede yüzölçümünün %12’sini oluşturan ekilebilir arazinin sadece yarısı sulanmakta, bu arazilerde daha çok tahıl, sebze, meyve ve pamuk yetiştirilmektedir. Ülke nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan göçebe ve yarı göçebe kitleler ise genellikle hayvancılıkla uğraşmaktadırlar.

Demir, çinko, kurşun, petrol, berilyum ve yakut gibi çeşitli yeraltı kaynaklarına sahip olduğu bilinen Afganistan, bu kaynakları yeterince işletememektedir. Hindukuş Dağları’nın kuzey yamaçlarında kömür üretimi yapılmakta, kuzey Afganistan’da doğal gaz üretilmekte, orman ürünlerinden önemli oranda yararlanılmakta, dış desteklerle kurulan bazı sanayi tesislerinde üretim yapılmakta ancak bu faaliyetler genel refah seviyesini artıracak düzeye ulaşmamaktadır.

Yoksulluk ve imkansızlık iç içe
Afganistan’da gelişimin önündeki en önemli engellerden biri de coğrafi özelliklerinden kaynaklanan ulaşım problemidir. Arazinin dağlık olması bu ülkede demiryolu ağı kurulmasını zorlaştırmaktadır. Bu yüzden ulaşımda daha çok karayolları kullanılmaktadır. Afganistan’da ortalama 257 kişiye bir motorlu ulaşım aracı düşmektedir ki, bu rakam dünya ortalamasının oldukça altındadır.

Afganistan’ın sosyal ve kültürel dokusunu vuran yoksulluk, doğal olarak eğitime de yansımıştır. Ülkede 560 ilkokul, 820 genel ve 35 meslek okulu olmak üzere 855 ortaöğretim kurumu bulunmaktadır. İlkokul çağındaki çocukların sadece %20’si eğitimden yararlanabilmektedir. Ülkede beş adet yüksek öğretim kurumu mevcuttur. Okuma yazma bilenlerin oranı ise sadece %30’dur. Kırsal alanda eğitim çoğunlukla cami ve medreselerle tasavvufi tarikatların açtığı tekkelerde yürütülür. Bunların bazıları devlet denetiminde bazıları ise bağımsızdır.

Kanıksanmış sağlık problemleri
Eğitimin yanında ülkede sağlık da ciddi bir sorundur. İstatistiklere göre Afganistan’da 70 hastane, 3000 doktor, 300 diş doktoru ve 2200 hemşire hizmet vermektedir. Ortalama 7000 kişiye bir doktor düşmektedir. Devletin sınırlı imkanlar sunduğu sağlık alanında, uluslararası insani yardım kuruluşları ve bazı yerel mücahit grupları da sağlık ve tedavi hizmeti sunmaktadır.

İnsani durumun arkasında siyasi krizler yatıyor
Afganistan, 1978 yılında ülkedeki İslami grupların Sovyet destekli Afgan Hükümeti’ne karşı başlattıkları savaştan bu yana neredeyse aralıksız savaş atmosferinde bulunan bir ülke. Bu sebeple savaşlar ve savaşların yol açtığı dram Afgan halkının her bireyinde derin izler bırakmış. İnsanlar gerek psikolojik açıdan gerekse maddi yönden büyük bir yılgınlık içinde.

1992’den beri iç savaşla boğuşan Afganistan’da, 1996 yılında Taliban’ın doğuşu iç savaşı farklı bir mecraya kaydırdı. Ülke uzun yıllar Taliban’a karşı örgütlenen Kuzey İttifakı ile Taliban arasında yaşanan çatışmalar ve bu çatışmaların Afgan halkı üzerindeki etkileri nedeniyle dünya kamuoyunun ilgisini çekti. Tam bu çatışmalar kanıksanmaya başlamışken, 11 Eylül’ü bahane eden ABD’nin Afganistan’a girmesi ülkeyi tekrar dünya gündemine taşıdı. ABD müdahalesinin hedefi haline gelen Taliban İslam dünyası tarafından sahiplenilirken, Kuzey İttifakı Taliban’a karşı ABD ile işbirliğine girdi.  Nitekim, Taliban yönetiminin Kabil’i terk etmesi ve Kuzey İttifakı’nın bu şehri alması ABD’nin Afganistan’da kontrolü ele geçirmesi olarak değerlendirildi.

Siyasi istikrarsızlık sivilleri etkiliyor
 Şüphesiz yaşanan siyasi kargaşadan en çok etkilenen Afgan halkı. Savaşın neden olduğu hasarın boyutlarını görebilmek için dağlara çıkıp Kabil’e şöyle bir bakmak yeterli. Kabil’i çevreleyen dağlar, yaşanan iç göç sebebiyle gecekondu mahalleleriyle dolmuş. Savaş döneminden kalmış mayınların bir kısmı imha edilebilirken, “şüpheli” bölgeler de kırmızı boya ile işaretlenmiş durumda. Daha sinsi tehlikeler de mevcut: Kabil ve diğer yerlerde yakın zamanda meydana gelen “intihar saldırıları”, Amerikan işgali ve Karzai Hükümeti’ne rağmen ülkede şiddetin devam ettiğini gösteren en önemli gösterge.

Mültecilik bir Afgan gerçeği
Diğer yandan, 30 yıllık savaş ve iç çatışmalar sebebiyle ülke dışında mülteci konumunda bulunan yüz binlerce Afganlının geri dönüşleri ülkede istikrarsızlık oluşturuyor. 1,5 ile 2,5 milyon arasında nüfusu olduğu tahmin edilen Kabil’de mülteciler nedeniyle nüfus hızla artıyor. Halen Pakistan ve İran’da beş milyonu aşkın mültecinin bulunduğu bildiriliyor. Sağlıklı bir sayım yapılmadığı için net rakamlar bilinmemekle birlikte geri dönüş programları çerçevesinde birçok mülteci ülkesine geri dönmekte. Geri dönenlerin karşılaştığı en büyük problem ise barınacak bir yer bulamamaları. Zira çoğunun evleri ya yok olmuş ya da başkalarınca mesken edinilmiş.

Dönenleri bekleyen diğer problemler ise iş bulma sorunu, yiyecek ve temiz su temini. Nitekim, kanalizasyonun su kanallarına boşaltılması nedeniyle kuyuların kirlendiği ülkede, su sıkıntısı, kirlilik ve çöp yığınları kolera ve dizanteri tehlikesini artırıyor. Yeterli altyapının olmadığı başkent Kabil’de, birçok yerde sular kuyu suları ile temin edilmekte. Ülkede şark çıbanı ise salgın olarak görülüyor.



Afganistan’da tamamlanan ve devam eden İHH projeleri

1

"Yangi Kala" bölgesi kız lisesinin yeniden inşası

Tamamlandı

2

Fakir öğrencilere kırtasiye yardımı

Tamamlandı

3

Okul binası bulunmayan bölgelerde Çadır okullar kurulması

Tamamlandı

4

Darkad ilçesindeki 8 okula halı döşenmesi

Tamamlandı

5

Bölgedeki 3 okulun tadilatı ve eğitime uygun hale getirilmesi

Tamamlandı

6

Abdul Nazarbeg okulunda okuyan 45 öğrenciye eğitim bursu

Tamamlandı

7

Carbaşı ortaokulunun su ihtayacını karşılama için su kuyusu

Tamamlandı

8

Afganistan'ın 3 ayrı üniversitesinde okuyan 60 yoksul öğrenciye eğitim bursu

Tamamlandı

9

4 adet camiye halı döşenmesi, ibadete uygun hale getirilmesi

Tamamlandı

10

Kabil'de bilim kültür merkezi kurulması

Tamamlandı

11

NEV ABAD camii inşaatı

Tamamlandı

12

550 aileye ramazan ayı gıda yardım

Tamamlandı

13

3 su kuyusu

Tamamlandı

14

10 adet köprü inşası

Tamamlandı

15

Ülkeye geri dönen mültecilere gıda ve barınma yardımı

Devam ediyor

16

Salgın hastalık koleraya karşı sağlık yardımları

Tamamlandı

Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı