Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 31 arrow Dostluk denizi Kırım
Dostluk denizi Kırım PDF Yazdır E-posta
Yazar Gencer Tatar   
Dostluk denizi KırımŞüphesiz, dünyanın en güzel yerlerinden biridir Kırım yarımadası. Karadeniz’in dalgaları okşar yamaçlarını, acılarla dolu geçen yıllarını. Sahile uzanan o kocaman dağlar, dağlar ortasında dümdüz ovalar, Osmanlı’dan kalma o daracık sokaklar ve acılarla dolu yaşamlar... Bütün acılarına rağmen yine de bir tutam gülüşü yüzlerinden eksik etmeyen, bir parça ekmeği insan için bin parçaya bölen, komşusu açken tok yatmayan Tatarları görüyoruz Kırım’da. İnsan ister istemez “Böyleleri hala kaldı mı?” diye düşünmekten kendini alı koyamıyor. Ben bu sorunun cevabını Kırım’da, bu sıcak insanların yanında öğrendim. İHH olarak altı gün kaldık bu yeşil adada. Tatarlara özgü çanaklarda ve yine onlara özgü yemeklerle orucumuzu açtık. Kimi zaman evlerinde iftar yaptık, kimi zaman da camilerde.  O küçücük evlerde çaylarımızı içtik. Yardıma muhtaç olan Tatarlara yardım dağıttık, 600 yardıma muhtaç aileye ulaştık sizlerin hediyelerini ulaştırmak için, evlerine konuk olduk. Hayatının en güzel yıllarını sürgünde geçiren dedelerle sohbet ettik. Onların dertlerini, acılarını paylaştık. Çile içinde geçen yıllarını, sürüldükleri yer olan Özbekistan’daki anılarını gözyaşları içinde anlattılar. Zorla ellerinden alınan değerlerinden, kimliklerinden, vatanları Kırım’dan “ah” çekerek bahsettiler. Belli ki bu sürgün çok yıpratmıştı kendilerini. Çok şey kaybetmişlerdi, en başta kan bağları olan birinci dereceden akrabalarını, çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini kaybetmişlerdi. Bir vatan, bir tarih silinmeye çalışılmış alınmak istenmişti ellerinden. En esas hakları olan millet olma olgusu unutturulmaya çalışılmış, en değerli hassasiyetlerinden, dinlerinden uzaklaştırılmaya çalışılmışlardı.

 Osmanlı camilerini, saraylarını, türbelerini kaybetmişlerdi. Zorla topraklarından sürülmüşlerdi, döndüklerinde ise geçmişlerinden ancak bir iki Osmanlı Camii’ni ve büyüleyici güzellikteki han sarayını bulmuşlardı sadece. Nice tarihi eserler tahrif edilmişti… Kırımlı Tatarlar tarihi yeniden inşa etmek için, kaybettiklerini yeniden kazanmak için çalışıyorlar. Tatarlar, Kırım’ın şirin bir kenti olan Bahçe Saray’ın tam ortasında yer alan Azizler türbelerini geri almakla başlamışlar işe. Zamanında Kırım’a hükmetmiş Osmanlı hanlarının, sadrazamların türbeleri bunlar. Sürgün döneminde türbelerin etrafında pazar kuruluyormuş ve türbeler de tuvalet olarak kullanılıyormuş. Burası 2006’ya kadar böyle kalmış ve 30 gün süren bir eylemden sonra Tatarlar türbelerin idaresini geri almış.

“Zincirli Medresesi”, Kırım’da geçmişten günümüze taşınabilen nadir eserlerden biri. Adını girişinde bulunan zincirden alıyor. Zincir yukarıdan neredeyse kapının yarısına kadar iniyor.  Nesilden nesle aktarılan efsaneye göre, bu medreseyi yaptıran Osmanlı hanedanı “Bu medrese bilim yuvasıdır ve buraya giren her insan başını eğerek girmek zorundadır.” anlayışındaymış. Kırım’da bulunduğumuz süre içerisinde bir tarihi mekanı daha ziyaret ettik. Kırım Tatarlarının özgürlüğü uğuruna yıllarca hapislerde yatmış, Kırım’ın özgürlüğü için savaşmış İsmail Bey Gaspıralı’nın adını taşıyan müzeyi gördük. Müzeyi gezerken Tatarların mücadelesine belgeler ışığında tanık olduk.

Çocukluğumdan beri duyarım hep: Gökyüzünde milyonlarca yıldız varmış! Hiçbir zaman inanmamıştım buna. Ayaz bir gecede, soğuk iliklerime kadar inmişti, içimi ısıtan bir Tatar çayı ve bir tatlı sohbet vardı. Başımı gökyüzüne kaldırdığımda gözlerime inanamadım. Elmas parçaları gibi parıldayan milyarlarca yıldız! Bu sonuncuydu artık. Gördüğümüz tüm güzelliklere tam bir kapaktı desek doğru olur.

Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


35. Sayı