Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 27 arrow Tarihe tanıklık için Lübnan'daydık
Tarihe tanıklık için Lübnan'daydık PDF Yazdır E-posta
Yazar İhsan Özyürek   
Tarihe tanıklık için Lübnan'daydık Nasıl bir gaddarlıktır yaşanan… Lübnan’ı harabeye çevirerek gördüğü her köprüyü vuran, mamur edilmiş toprakları viran hale getiren. İnsanlığın gözleri önünde gerçekleşen bir yıkımdan kurtulan, yüzlerine bakarken insanlığımızı sorguladığımız Lübnanlılara, evini, aşını, eşini kaybeden kardeşlerimize destek olmak için Lübnan’dayız.
1200 kişinin hayatını kaybetmesine, yıkıntılar arasında dirilen Lübnan’ın tekrar eski haline dönmesine göz yumduktan sonra gelen ateşkesin ilanı henüz üçüncü gününü doldururken bölgeye ulaşmıştık. Bizden önce bölgeye giden ekiplerimiz işgalin ilk gününden itibaren çalışmalara başlamışlardı. Bölgeye ulaştığımızda, ziyaret ettiğimiz köylerin ahalisinin büyük kesimi henüz evlerine dönmemişti. Zaten, çoğu döndüklerinde evlerini yerinde bulamayacaktı.

Savaşın sıcaklığını soluduğumuz mahallelerde gıda dağıtımına başlıyoruz. Muhataplarımız “Biz bunları nerede pişireceğiz?” diye soruyorlar. Anlıyoruz ki artık onların evleri yok, savaşla beraber toprağa gömülen evleri maziye ait artık. Geçmişlerini gördükleri yıkıntılar arasında yeni bir hayat inşa etmeye çalışıyor Lübnanlılar. Çekine çekine geliyorlar yanımıza, kimbilir bugüne kadar veren el olanlar şimdi alan el konumundalar belki de.

Dağıtım yaptığımız köyün muhtarı ile konuşuyoruz. Muhtarın öfkesi utandırıyor bizleri, “Şimdiye kadar sadece basın geldi buraya. Yalnız bırakıldık, kimsenin bizi düşündüğü yok. Yardım için sizden başka kimse gelmedi.” diyor. Erzağın bir kısmını dağıtıyor, bir kısmını da muhtarla konuşup sonradan köye dönecek ailelere verilmesi için depoya kaldırıyoruz.

Sokaklarda hala gözü yaşlı insanlar var, kendilerine teselli verebilmek kolay değil. Kimisi harabeye dönen evlerine, kimisi kirli savaşın canlarına mal olduğu yakınlarına ağlıyor. Sınır köyleri tamamen harabeye dönmüş… Yollarda bizi kadınlar durduruyor “Siz kimsiniz, devletten misiniz?” diye soruyorlar. Onlara Türkiye’den geldiğimizi söylüyor, bir erzak paketi vererek yolumuza devam ediyoruz.

Partner kuruluşumuz Baalbek’te dağıtım yapılacağını söylüyor. Erzaklarımızı hazırlayıp yola çıkıyoruz. Baalbek Şiilerin yoğunlukta olduğu, ancak Sünnilerle Şiilerin uyum içinde beraber yaşadığı bir kasaba. Baalbek’te dernek binasının önüne ulaştığımızda büyük bir kalabalık bizi karşılıyor. Oradaki arkadaşlar daha evvelden ihtiyaç sahiplerini ve bombalanan köylerden gelenleri tespit etmişler, kısa bir kargaşadan sonra dağıtıma başlıyoruz.

Açlık, korku, canlardan ve mallardan eksiltilme ile imtihan edilmiş kardeşlerimiz kendilerine verilen erzak paketleri ile mutlu oluyorlar. İhtiyarlar ve çocuklar taşımakta güçlük çekiyorlar. Dağıtım sırasında bazı kadınlar bize teşekkür ediyorlar, kendi paraları ile satın aldıkları meyve sularını ikram ediyorlar; tabii hepsini içecek durumda değiliz, onlar görmeden çocuklara veriyoruz. Teşekkür edenlerin minnetle karşılık verenlerin haddi hesabı yok; yapılan ayaküstü sohbetler, küçük teselli sözleri, İslam kardeşliğine yapılan atıflar, ortamı eşsiz bir huzur iklimine büründürüyor.

Dağıtım sırasında yaşanan izdihamdan rahatsız olan bir bayan yaklaşıp “Bu kargaşayı çekme, iyi yönlerimizi çek, İsrail bu kargaşayı görürse sevinir.” diyor. “Yerle bir edilen toprağın yeniden filizlenmesi kolay olacak.” dedirtiyor bu sözler bize. Belki de beklenenin aksine kolay olacak inşa, yılmayan yıkılmayan kadınlar ve onların çocukları olduktan sonra…

Zaman çok çabuk geçiyor, dönüş zamanı gelip çatıyor. Kışa hazırlanırken kalıcı yardımlar ve moral desteği için tekrar çalacağız Lübnanlı kardeşlerimizin kapısını. Şimdilik, tarihe tanıklık etmenin verdiği sorumluluğu üstlenmiş olarak Türkiye’ye dönüyoruz.





Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


33. Sayı