Anasayfa arrow İnsani Yardım arrow Sayı 27 arrow Lübnan'da mülteci yaşamlar
Lübnan'da mülteci yaşamlar PDF Yazdır E-posta
Yazar Fatih Özçelik   
Lübnan'da mülteci yaşamlarTarih boyunca pek çok medeniyete kucak açmış Lübnan, Hz. Ömer döneminde fethedilerek Müslümanların hakimiyetine geçti. 400 yıllık Osmanlı hakimiyetinin ardından 1920’de Fransa himayesinde kurulan Büyük Lübnan Devleti, 1943 yılında bağımsızlığını ilan etti, ancak gerek 90’lı yıllara kadar geçen süreç içerisinde yaşanan iç savaşlar gerek İsrail işgali ülkenin toplumsal yapısını altüst ederken, Lübnan’ın tarihi ve kültürel mirasına ev sahipliği yapan bütün şehirler de harap oldu.
Savaş ve işgal dolayısıyla ölüm, sakatlanma, sürgün ve toplu katliam gerçekleriyle yüzleşen Lübnan, sanki kaderiymişçesine, 15 yıl sonra tekrar işgal altında bir hayata kapı araladı. İsrail, yıllardır Filistin’de sürdürdüğü katliam ve yıkımı tekrar Lübnan’a taşıdı, güney Lübnan’da çocuk kadın, genç ihtiyar demeden tüm dünyanın gözü önünde İkinci Kana Katliamı’nı gerçekleştirdi.

Kendi ülkelerinde dahi uzun yıllar mülteci yaşamı süren, mülteci hayatın içinden gelen Lübnanlılar bir kez daha evlerini, aidiyetlerini bırakmak, arkalarına bakmadan gitmek zorunda kaldılar. İsrail, Lübnan’ın kuzeyinden güneyine kadar tüm otoban ve köprüleri, elektrik santrallerini, benzin istasyonlarını ve kamyon garajlarını, tarım arazilerine varıncaya kadar her yeri bombalarken, güneyde Şii şehirlerini boşaltan ve yanlarına aldıkları birkaç çanta ile dağ yollarında araçlarla kuzeye doğru ilerleyerek canını kurtarmaya çalışan insanlar gittikleri yerlerde okul ve yurtlara sığındılar. Bu kez, işgalin ilk 15 günü içerisinde 200 bin kişi Suriye’ye, yaklaşık 700 bin kişi de Beyrut, Trablus, Sayda, Beka, El-Hurup, Arkup gibi şehirlere sığındılar.

Filistinli mültecilerin bulunduğu Sabra ve Şatila kampı da işgalin ilk gününde İsrail tarafından bombalandı. Kendi halkının mültecilik hikayelerine alışık olan Lübnan, Filistin’in çocuklarına da ev sahipliği yapıyor yıllardır. İsrail işgalinden kaçan Filistinli mülteciler, hastalık üreten güneş görmez evlerin, insanların yürümekte zorluk çekeceği dar sokakların oluşturduğu mahallelerde yaşam sürüyor. Filistinli mülteciler okurlar fakat Lübnan’da memur olamazlar, ticaret yapamazlar, siyaset yapamazlar, seyahat edemezler, çocukları kimlik alamaz, yani Lübnan’da Filistinli mülteci olmak size yaşam hakkı vermez.

Dört milyon nüfuslu Lübnan’da sürekli bakıma ve yardıma muhtaç 500 bin Filistinli vardır. Yıllardır mülteci hayatı yaşarlar, Ramazan ve Kurban bayramlarında İslam ülkelerinden gelen yardımlarla, sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ile hayatlarını devam ettirirler. Günde iki öğün yemek yenilen, su, alt yapı ve elektrik sistemlerinin olmadığı gece kondu mahallelerinde günü kurtarma gereksinimiyle sadece bugünü yaşar mülteciler. Yarın ve ertesi gün için beklemek vardır. Her şeye rağmen bir yerlerden birileri çıkar ve gelir. Bunun adı bazen yardım, bazen zekat, bazen fitre ve kurban, bazen kumanya olur… Ve mülteci yaşamlar babadan oğula devam eder Filistin’de, Ürdün’de ve Lübnan’da…





Recommend this article...

 
< Önceki   Sonraki >


insaniyardim grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et


33. Sayı