İnsani Yardım
Sayı 27
İşgalin faturası Lübnan halkının omzunda | İşgalin faturası Lübnan halkının omzunda |
|
|
|
| Yazar Emre Yıldırım | |
İsrail’in Lübnan’a yönelik olarak 12 Temmuz 2006’da başlattığı 33 gün süren bombardıman, 14 Ağustos’ta ilan edilen ateşkes ile sona erdiyse de, sonuçları bakımından halen devam eden İsrail işgali geride büyük bir beşeri ve maddi zarar bıraktı. Bu süre içinde Lübnan’ın 15 yıllık tüm alt yapı yatırımları yerle bir olduğu gibi, ancak önümüzdeki birkaç yıl boyunca durmaksızın yapılacak yatırımlar ile üstesinden gelinebilecek bir yıkım ortaya çıktı. Bu yıkımda 15 bin ev yerle bir oldu, 80 köprü, 94 adet otoyol, 20 bine yakın iş yeri, 14 elektrik santrali, 4 hava alanı, 4 liman tahrip edilerek, 1 milyon insan yerlerinden edildi. Bombardıman boyunca insanların kuzey kentlerine ve yurt dışına kaçışları sebebiyle güney bölgelerindeki çok sayıda kent adeta hayalet şehir görünümüne büründü. Ateşkesten sonra geri dönüşler başladı ancak, tüm nüfusun evlerine dönmesi için gerilimin biraz daha azalmasını beklemek gerekiyor. Yıkım Lübnan için yeni değil Daha önce kanlı bir iç savaş yaşayan Lübnan, 1989 yılından bu yana yaşanan hassas barış döneminde, ülkedeki etnik ve dini gruplar arasında barışı yeniden tesis etme çalışmalarının yanı sıra, büyük bir ekonomik atılım içine girmişti. Özellikle Başbakan Refik Hariri döneminde yaşanan ekonomik yatırımlar bu hamlenin somut göstergeleri olarak, Müslüman olsun Hıristiyan olsun Lübnanlı tüm vatandaşların takdirini toplamıştı. İç savaş sırasında yerle bir olan Beyrut yeniden inşa edilirken, ülkenin büyük bölümü şantiyeye dönüşmüştü. Özellikle 11 Eylül olaylarından sonra Batılı ülkelerden kaçan Arap sermayesinin önemli bir bölümü kendisine Lübnan’da güvenli bir sığınak bulunca, son beş yıldır Lübnan’daki ekonomik gelişme gözle görülür bir iyileşme içine girmişti. Onlarca yeni şirket kurulurken, sahip olduğu siyasal, ekonomik ve toplumsal potansiyel sebebiyle Lübnan, İsrail açısından yeniden önemli bir tehdit olmaya başladı. Bunun yanı sıra Suriye ve İran’ın Lübnan’da ciddi bir nüfuzunun olması İsrail açısından tehlikenin boyutlarını büyüten bir unsur olarak görüldü. Tam da böylesi bir dönemde gelen Refik Hariri suikastı, Lübnan’daki hassas barış döneminin kapanmaya başlayacağının ilk sinyalleri gibiydi. O tarihten itibaren Suriye ve İran’ın bu ülkedeki nüfuzunu kırmaya yönelik çabalar, BM’nin araç olarak kullanıldığı yaptırım tehditleri Lübnan’daki gerilimi arttırırken, çatışma için adeta bir kıvılcım beklenmeye başlandı. Suriye, Lübnan ve İsrailli yetkililerin karşılıklı gerilimi tırmandırıcı açıklamalarına ilave olarak, Amerika ve Avrupa’nın dıştan müdahaleleri ve müdahale tehditleri sorunun kaçınılmaz bir çatışmaya dönüşeceğini kesinleştirdi. İsrailli askerlerin kaçırılması Siyonistler için saldırı bahanesi olunca Lübnan yeniden savaşın içine girmiş oldu. İşgal derin sosyal yaralar bıraktı Son operasyon ve saldırıların en iyimser tahminler ile Lübnan’a bir aylık faturası 15 milyar dolar civarında. Ancak yerle bir olan alt yapının maddi değerinden daha ziyade, bu imkanların yokluğu sırasında yaşanan kaybın maddi zararı hesaplanamıyor. Yaklaşık 1300 sivilin yaşamını yitirdiği ülkeden canını kurtarmak için farklı kentlere ya da yurt dışına kaçan insanların oluşturduğu psikolojik korku hali, bu ülkeye uzun süre yeni yatırımın yapılmasını önleyeceği gibi, insan sirkülasyonunu da azaltacaktır. İsrail’in ayrım gözetmeyen saldırılarında binlerce kişi yaralandı, yüzlerce çocuk yetim, bir o kadar kadın da dul kaldı. Belki de acısı yıllarca kapanmayacak sosyal yaralar oluştu. Bunların onarılması ve gelecek nesilleri de etkileyecek problemlerin çözümü hiçbir maddi olanakla sağlanacak türden değil. İnsanların uğradığı iş ve sağlık kaybı ülke ekonomisinde en iyimser tahmin ile 10 milyar dolara yakın üretim kaybına yol açacak. Kısacası Lübnan, son saldırılarla almış olduğu yaraların acısını bir süre daha çekecek gibi görünüyor. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
İslam coğrafyasının çeşitli yerlerinde zor şartlarda hayatlarını devam ettirmeye çalışan mültecilere yardım elini uzatan İHH İnsani...
İmkânsızlıklar sebebiyle sürekli yanlarında taşıdıkları tahtalar üzerine yazı yazarak ilkel yöntemlerle Kur’an öğrenme...
Yol boyu, bayram namazı için namaz kılınacak alanlara doğru gitmekte olan insanlar görüyoruz. Yollara kadar taşan cemaat, silah...
Adıgey Cumhuriyeti, 1864 sürgününe kadar Kafkasya’nın sahiplerinden olan Adıgeylerden, sürgünden geriye kalanların sıkı...
Yetimlerin, imkansızlık ve sahipsizliğin getirdiği o mazlum ve çekingen bakışları, hediyelerin dağıtılmasıyla yerini sevince ve çocuksu ...
“Yetim olmaya hazır değilim.” İHH İnsani Yardım Vakfı’nın çalışmalarına yıllardır gönüllü olarak de...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Sidr Kasırgası sebebiyle 3000 kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin kaybolduğu ve çok sayıda evin yıkıldığı Ba...