İnsani Yardım
Sayı 27
Hayır yolcuları Afrika yolunda | Hayır yolcuları Afrika yolunda |
|
|
|
| Yazar Ömer Kesmen | |
Afrikalı Müslüman kardeşlerimizi ziyaret etmek ve biraz olsun dertlerine derman olmak için yola çıkmıştık. Daha önce de Afrika’da bulunduğum ve Afrikalı kardeşlerimizle tanıştığım için onların durumunu yakından biliyordum, bu yüzden yüreğim heyecanla çarpıyordu, bir an evvel kardeşlerimle beraber olmak istiyordum. Uzun bir yolculuk bizi bekliyordu. Dubai’den aktarmalı olarak Güney Afrika Cumhuriyeti’ne geçecek, oradaki çalışmalardan sonra, Mozambik ve Zimbabve’de bizi bekleyen kardeşlerimizle buluşacaktık. Havaalanında Mustafa Efe’nin sıcak karşılaması bekliyordu bizleri. Güney Afrika Cumhuriyeti beklediğim gibi modern görünümlü bir ülkeydi, ancak başkentin modern görünümünün altında bir halkın çileli hikayesi gizliydi. Aperteith döneminde ciddi bir ırk ayrımına maruz kalan ve kendi ülkelerinde köle gibi yaşamaya mecbur bırakılan halk, daha yeni özgürlüğüne kavuşmuştu. Ülkede halen belirsizlik hakim. Akşam saatlerinden sonra havanın kararmasıyla karşılaştığımız adeta ölü bir şehir. İnsanların can güvenliği yok. Caddelerde dolaşmak oldukça tehlikeli. Bu yüzden ziyaretlerimizi gündüz tamamlamaya çalışıyoruz. Kardeşlerimizin sevinci görülmeye değer Güney Afrika’daki çalışmalarımızı tamamladıktan sonra Mozambik’e doğru yola çıkıyoruz. Hint Okyanusu’na 2515 km sahili olan Mozambik, yaklaşık 13 milyon nüfusa sahip şirin bir Afrika ülkesi. Nüfusunun %25’ini Müslümanlar oluşturuyor. Müslümanlar yoğun olarak denizden uzak kuzey bölgelerde yaşıyorlar. İlk gün Maputo’daki partner kuruluşumuzun başkanı Yusuf Ravad’la birlikte medreseleri ve çeşitli kurumları ziyaret ediyoruz. Ertesi gün dağıtımları gerçekleştirmek üzere, Maputo’ya yaklaşık 30 km mesafedeki Singetella’ya gidiyoruz. Orada yüzlerce Müslüman kardeşimiz bizi bekliyor. Çocukların görülmeye değer sevinçleri kelimelerle anlatılacak gibi değil. Kardeşlerimizle kısaca hasbihal ettikten sonra yardımlarımızı dağıtmaya başlıyor ve duygusal anlar yaşıyoruz... Kardeşlerimiz “Binlerce km uzaklardan gelip bize yardım ediyorsunuz. Sizin bu fedakarlığınız asla unutulmaz.” diyerek dualar ediyorlar. Biz de onlara İslam kardeşliğinin bunu gerektirdiğini anlatıyor, Türkiye’deki Müslümanların selamlarını iletiyoruz. Mozambik’in başka bir beldesini, Matola’yı ziyaret ediyoruz, orada da aynı samimiyetle ve aynı derin duygularla karşılanıyoruz. Bölgede bulunan ve adeta Mozambik’in kalbi niteliğinde olan Medreset-ül Hamza ve Enes bin Malik medreselerini ve hafızlık eğitimi alan kardeşlerimizi ziyaret ediyoruz. Gıda ve eğitim yardımlarımız hafız gençlerin dualarıyla karşılanıyor. Yazı tahtası, tebeşir ve defter gibi bize çok basit gelen malzemeler onlar tarafından büyük bir heyecanla karşılanınca ister istemez yaşam standartlarımızı sorguluyoruz. ![]() Hayır yarışı bereketleniyor Mozambik’in ardından Güney Afrika’ya dönüyoruz, Zimbabve konsolosluğundan vize aldıktan sonra Zimbabve’yi ziyaret etmeyi planlıyoruz. Vize işlemleri için geçen süreç içerisinde, El Aksa Cemiyeti’ni, Sünni Ulema Konseyi’ni ve Cemiyet-ul Ulema’yı ziyaret ediyoruz. Ziyaretlerimize devam ederken güzel gelişmelere şahit oluyoruz. Zira, çok sayıda İslami kuruluşun olduğu Güney Afrika’da İslam hızla yayılıyor. El-Aksa Cemiyeti, sömürülen Afrika’nın kısıtlanmış imkanlarını Filistinli kardeşlerimiz için seferber ediyor. Bir yanda Türkiye’den Afrika’ya, diğer yanda Afrika’dan Müslümanların kalbi Filistin’e akan bir hayır yarışı şahit olduğumuz. Ziyaret ettiğimiz kuruluşların çoğu İHH’yı iyi tanıyor ve İHH’nın çalışmalarını takdirle karşıladıklarını belirtiyorlar. Başımızdan enteresan bir hadise de geçiyor. Zimbabve vizesi için konsolosluğa gideceğimiz gün tam şehrin ortasında arabamız arıza yapıyor. Şehir merkezi özellikle beyazlar ve yabancılar için oldukça tehlikeli bir yer. Ne yapacağımızı istişare ederken konsolosluğa gitmemiz gerektiğine karar veriyoruz. Biraz çekinerek yolda yürümeye başlıyoruz. Çok şükür ki birkaç münferit sataşmadan başka bir şey olmadan konsolosluğa ulaşıyoruz. Vizelerimizi aldıktan sonra Zimbabve yolculuğu için hazırız. Düşmemesi içi dua ettiğimiz hayli eski bir uçakla, eski bir otobüsteymiş gibi sallanarak geçirdiğimiz 2,5 saatlik yolculuğun ardından Zimbabve’ye ulaşıyoruz. Başkent Harare’de ufak bir gezinti yapıyoruz. Harare yeşillik içinde geniş caddeleri olan güzel bir şehir. Müslüman oranı ise hayli düşük. Zaten Müslümanların Zimbabve nüfusuna oranı %7 ila 10 civarında. Zimbabve’de Morendera, Mount Darvin ve Mpunza bölgelerinde gıda dağıtımlarında bulunuyoruz. Morendera’da binlerce kardeşimiz bizleri bekliyor. Caminin yanında, bir kilisede Hıristiyanlar ayin yapıyorlar. Bizleri görünce nispet yaparcasına seslerini yükseltmeye başlıyorlar. Dağıtıma başladığımızda onların ayini de bitiyor ve gelip bizi seyrediyorlar. Birisi yaklaşıyor, yanına gidip “Neden sen de gelmiyorsun? Gel sana da verelim.” deyince, “Ama ben Müslüman değilim.” diyor. Ben de hemen kumanyalardan kendisine veriyorum. İnşallah kendisine de hidayet nasip olur. Burada Müslüman kardeşlerimizle konuşma fırsatımız oluyor. Onlara kardeşliğimizden ve neden burada olduğumuzdan bahsettiğimizde çok duygulanıyorlar. Allah Resulü ve sahabenin de çok sıkıntılar çektiğini açlıktan karınlarına taş bağladıklarını ama asla davalarından taviz vermediklerini anlatıyoruz. İslam’ın pırıltısı gözlerde okunuyor Mount Darvin’de ise kurban bayramında ziyaret ettiğimiz ve İslam’la şereflenmelerine tanık olduğumuz Zimbabveli kardeşlerimiz bizi bekliyor. Dağıtım yapılacak olan alana selam vererek girince kardeşlerimiz hep bir ağızdan “Aleykum Selam!” diyorlar. Onları yalnız bırakmayıp tekrar ziyaret etmemizden duydukları memnuniyeti dile getiriyorlar. Biz de “Hiçbir zaman bu kardeşliğimiz sona ermeyecek, her zaman sizinle beraber olacağız.” diyerek yardımlarımızı dağıtmaya başlıyoruz. İnancın gözlerdeki pırıltısı görülmeye değer. Mpunza’da da gıda dağıtımlarını gerçekleştirdikten sonra dualarla uğurlanıyoruz. Güzel duygularla bölgeden ayrılırken hüzün dolu dakikalar yaşanıyor. Zimbabve’de son yıllarda özellikle hanımların ve gençlerin İslam’la şereflendiğini ve yaptığımız hizmetlerin ne kadar önemli olduğunu tekrar idrak ediyoruz. Kardeşlerimize tekrar geleceğimizin sözünü vererek Türkiye’ye doğru yola koyuluyoruz. ![]() ![]() |
| < Önceki |
|---|
Adıgey Cumhuriyeti, 1864 sürgününe kadar Kafkasya’nın sahiplerinden olan Adıgeylerden, sürgünden geriye kalanların sıkı...
Yetimlerin, imkansızlık ve sahipsizliğin getirdiği o mazlum ve çekingen bakışları, hediyelerin dağıtılmasıyla yerini sevince ve çocuksu ...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Makedonya, Kosova ve Arnavutluk gibi Türkiye’nin kültürel bağlarla bağlı olduğu coğrafyalarda, bölg...
Proje: Malavi nüfus sayımı Amacı: Malavi’de 1998 nüfus sayımına göre %13 olarak belirlenen M&...
İHH, 2007 Kurban Organizasyonu ile Türkiye’de 57 ilde, dünyada 111 ülke ve bölgede toplam 50 bin hisse kurban kesimi ger&cce...
İHH İnsani Yardım Vakfı, Amerikan işgali sebebiyle Suriye’ye sığınan Iraklı mültecilere yardım elini uzattı. İHH ekibi, ihtiyaç sahi...
Refah Sınır Kapısı’nın aşılmasıyla birlikte kitleler halinde Mısır tarafına geçen Gazzelilerin birkaç aylık gıda stoku yapmasına g...